- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
- Adnan Kahveci’nin sık sık anlattığı ‘organizasyon fıkrası” ibret doludur:
Yugoslavya’yı işgal eden Alman ordularından bir birlik, bir dağ köyünde konaklamış. Bir hanı karargah olarak seçen Alman general hancıyı çağırıp; ‘Beni tuvalete götür” demiş. Hancı- Alman generali alıp bir tarlanın orta yerine götürmüş ve ‘işte tuvalet, burayı kullanacaksınız” demiş. General, handa bir tuvalet bulunmamasına ve bir tarlanın orta yerini kullanmak mecburiyetinde kalmasına çok kızıp bağırmış: ‘Ne biçim adamlarsınız siz! Sizde hiç organizasyon yok!”. Yugoslav hancı, sinirli sinirli gülmüş. ‘Sayın general. Bizde organizasyon olsaydı, zaten şimdi ben sizin tarlanızı kullanıyor olacaktım…”- -
Rakibiniz ne kadar güçlü olursa olsun, müsabaka saatinde orada olamazsanız mağlup olan siz olursunuz. Yakıt ikmalleri zamanında yapılmayan 10 adet uçağın, harekete hazır bir helikopter karşısında hiçbir değeri yoktur. Sabaha kadar ders çalıştıktan sonra imtihana kağıtsız kalemsiz giren bir öğrencinin bu hatası, çalışma işinin bir sistem olduğunu bilmemesinden kaynaklanıyor. Kim daha çabuk ve isabetli organize olabilirse o öne geçer.- -
İşlerine, okullarına gidip gelmek, dostlarını ziyaret etmek ve daha birçok iş için yıllardır toplu taşıma vasıtalarını kullandıkları ve hep aynı duraklarda bekledikleri halde, bunların kalkış saatlerini gösterir bir tarifeyi edinme ihtiyacı duymayan birçok insan vardır. Bu insanlar duraklarda bir yıl içinde kaybettikleri zamanı hesap etseler, şaşırır kalırlar. Zaman bir insan için önemliyse bu hesabı mutlaka yapar. Zaman ise bir hedefi olanlar için çok önemlidir.
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Çarşamba, 24 Ocak 2007, 22:19 tarihinde İş Hayatı & Yönetim kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














ya ewt cok doğru söölediniz ben de en yakın zamanda otobüsümün tarifesini alıcam tavsiyeniz içn tesekkürler:))değerlendirircem