Okumak düşünmeyi gerektirir,oysa TV düşünmeyi durdurur. İnsan her şeyi unutur ve uyuşur. Uyuşturucu aslında insanın doğasında var. Düşünmeden okuma yapılmaz. insan bir reklam tabelasıda okusa beyin çalışmaya ve düşünmeye başlar. Kitap okumak sabır ister,oturup bir saat kitap okumak yirmi dört saat TV seyretmekten daha zor gelir insana .. İnsan ayda bir kitap okumuyorsa bunda ne ABD’nin ne İsrail’in ne de şeytanın suçu vardır. Okumamanın suçu bireyseldir , okumayı engelleyecek hiçbir engel yoktur. Okuma gözle yapılmaz, öyle olsa körler cahil kalırdı herhalde ! Okumak için yürekli olmak lazım,Okuduğu halde cahil ve köle kalan bir toplum yoktur. Köleler okusaydı önce beyinlerindeki zincirleri kırar ve hür olurlardı. Önce beynin zincirleri kırılmalı ki esaret bitsin .. okumamaya bir sebepte ; insanların birbirini beğenmemesi Okumak için taraf tutması, yazar ayrımını kaliteye göre değil, siyasi veya dünya görüşüne göre seçilmesidir. Okuyan bir toplum ayaktadır çünkü sürünen biri okuyamaz .. Okuyorsanız ayakta ve dimdiksinizdir !
İnsanlar bir gazeteyi alıp önce kupona sarılıyorsa , gazeteyi bir kenara atıyorsa bu hem israftır hem de cahilliktir. İnsanlar gazeteyi CD veren,tencere veren diye ayırıyorsa her şey ortadadır. Okumanın artırılması için; kitap okuma günleri düzenlenebilir,kitapla ilgili reklam ve filmler yapılmalı özellikle okuyan bir çocuğun ne kadar önemli olduğu anlatılmalı.
Okumayan insanın, okuyan insana göre farkı anlatılmalı, Tabi ki o kadar okumuş cahili görünce de okumak da anlamsız oluyor ..Kitap okuma kampanyaları yapılabilir,herkes bir arkadaşına bir kitap alsa belki bu kampanya Türkiye de % 10 ‘u içine alsa bu çok büyük bir başarıdır maalesef ! Ayrıca köylere muhtarlıklar aracılığıyla her köye bir kitaplık kurulabilir. Her köyde yüz kitap olsa bu çok güzel bir çalışma olur, tabi ki bunun için silah ve savunma için ayrılan paydan bir miktar Eğitim Öğretime ayırmak gerekecek !
Abdurrahman AKTAŞ 29/06/2001
İSTANBUL
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Ocak 2007, 20:01 tarihinde Oku Oku Oku kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














ÇİRKİN
bence bu süper olurdu
nasıl her köyde kahvehane varsa birde kütüphane olmalı
bu güzel olurdu
ayrıca kitap okuma günleri olsa güzel olurdu
bu adam gerçekten kaç yıl önce bunu düşünmüş. şimdi cumhurbaşkanı bu kampanyadan başlattı. okumaya teşvik için çalışmalar var. 2001 yılında bunları düşünen yazarı kutluyorum. helal olsun.