* Hayatın güçlüklerine katlanabilecek kadar İNANÇ,* Geleceğin daha iyi olacağına inanacak kadar ÜMİT,
* Doğru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,
* Topluma, ailene, İslam’a faydalı olabilecek kadar SAĞLIK,
* İhtiyaçlarına yetebilecek, zek-tını verebilecek kadar PARA,
* Başkalarının daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,
* Çevrenizdeki insanlara yardım eli uzatacak kadar CÖMERT,
* İnsanlardan karşılık beklemeden yapabileceğin İYİLİK,
* Hayatın zorluklarına karşı hayatı ve insanları kuşatacak SEVGİ,
* Yastık kadar yumuşak ve rahat bir VİCDAN,
* Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek İRADE,
* Gördüklerinin, duyduklarının düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,
* Günahlarını, noksanlarını itiraf edebilecek kadar FAZİLET,
* En kötü halinde bile Allah’ dan razı olabilecek kadar ŞÜKÜR varsa,
SEN MUTLUSUN
(Songul KURT’a Teşekkürler…)
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cuma, 11 Mayıs 2007, 11:00 tarihinde Mutluluk Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....










“Geleceğin daha iyi olacağına inanacak kadar ÜMİT,”
Bir şeyi 50 defa deneyip, başarısız olduysam ve hayal kırıklığına uğradıysam 50 defa, yine de ümitli olmalı mıyım, yine hayal kırıklığına uğramaktan korkmama rağmen?…
“İnsanın yaptıklarından duyduğu pişmanlık ,yapamadıklarından duyduğu pişmanlıktan daha hafiftir.” diye söyler bir düşünür.
acaba öyle miyiz?(yani mutlu muyuz?)
çok güzel site brawo
Nedir tarfini yapamadığımız mutluluk kavramı sanırım kişiye göre değişen bir kavram. Kimileri için bir parça ekmek kimileri için karşısından gördüğü küçük bir tebessüm kimileri için para kimileri için samimi bir dostun varlığı.Sanırım insanın içini kemiren iki duygu ‘geçmişin pişmanlıkları, geleceğin kaygıları’ ve sanırım ikisinide içimizden atmalı ve gelecek için bu günü iyi yaşamalı ve tabiki bazan gülmek için mutlu olmayı beklememeli.Paylaşımınız için teşekkür ederim okunmaya değer bir yazı.
hakikatler,hikmetler,güzellikler ve sohbet meclisleri sır dolu bir suya benzer.öyleki o sudan arılar içer bal yapar,yılanlar içer zehir kusar.bu bakımdan salihlerle beraberlikte ve hakikatlere aşina olmakta en mühim husus,bal arısı gibi olabilmektir