- - İşletmeyi ayakta tutacak en önemli faktör reklamdır. En ucuz reklamı da memnun olmuş müşteriler yapar. Memnun olarak işletmeden ayrılmış her müşteri ayaklı reklam panosu demektir. Müşteri memnuniyeti için tasarruf yapmak, reklamsız iş yapmak kadar işletmeye zarar verir. Müşteriyi memnun edecek kişiler ise, o işletme’de çalışan kişilerdir. Her bir çalışan ‘canlı reklam aracının bir parçasını” imal ediyorlar. İşini iyi yapan her eleman, reklam aracının bir parçasını imal ediyor demektir. Her kim en iyi parçayı imal ediyorsa işini en iyi yapan odur.- - ÃRNEK – 1@ Benzin almak için bir istasyona gittim. Burada ilk dikkatimi çeken iki işçinin içerden koşup arabaya gelmeleri oldu. Arabayla ilgilenirken adımı sordular. şaşırmıştım. Bende onlara adlarını ve ilgilendiğim diğer şeyleri sordum. Bu ilgini şirketin bir parçası olduğunu söylediler. Bu iki genç arabanın yağını kontrol ettiler, camlarını temizlediler ve depoya benzin doldurdular. Bütün bu işleri coşku ve heyecanla yaptılar. Tahmin edersiniz ki o istasyona yeniden gittim. Hem de tam 18 yıl boyunca. Bu istasyona 1973 te satılana kadar Hawaii’ye her gidişimde uğradım. Ben o istasyona 19.217 dolar para bıraktım. - ÃRNEK - 2 @ 70′lerin sonunda SAS’nın müdürü olan Jan Carlzon bu havayolu şirketini yılda 80 milyon dolar zarar eden bir şirket konumunda alıp kâr eden bir şirket haline getirmiştir. Bunu nasıl başardığı sorulduğunda şöyle açıklıyor; ‘1981′den itibaren müşterileri uçurmaktan vazgeçip onlara hizmet vermeye başladık”. Uçakların Havaalanında yatarak para kazanmayacağını bilen yöneticiler para kazanabilirler.www.saitcamlica.com
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Perşembe, 08 Mart 2007, 12:23 tarihinde İş Hayatı & Yönetim kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














müşteri her zaman aynı ilgiyi ister yanlışlıklan farklı davranılırsa bir daha uğramaz.müşteri ile iletişim en zor iş olsa gerek
Adim songül satis danismanligi olarak calısmaya basladim kursunu aldim .ama gercekten cok zevkli bir meslek devam etmek ve ilerlemek istiyorum ve sait camlica ya cok tesekkurler ilgi cekici, mantikli ve sade güzel yazdigi icin cok tesekkurler.