Ben teknolojiyi seviyorum. Bazı kardeşlerim o kadar güzel şeyler paylaşıyor ki, hemen arşivime alıyorum. “İşte tam aradığım yazı!” dediğim birçok yazı aldım arşivime. Yazıya pek fazla müdahale etmeden paylaşıyorum. Nasıl ki, ben bana bu yazıyı ulaştırana dua ediyorsam, sizde dua edersiniz inşallah.
Moralin niye bozuk kardeşim?
Hz. Adem (a.s.) gibi 200 sene tövbe mi ettin?
Moralin niye bozuk?
Hz. İbrahim (a.s.) gibi ateşe mi atıldın?
Moralin niye bozuk?
Hz. Zekeriyya (a.s) gibi testereyle mi kesildin?
Moralin niye bozuk?
Hz. Yusuf (as) gibi kuyuya mı atıldın?
Moralin niye bozuk?
Hz. Muhammed (sav) gibi Taif’te taşlandın mı? Başına işkembe mi konuldu namaz kılarken? Dişin mi kırıldı? Yüzüne tükürük mü atıldı? Hicrete mi zorlandın? Sevdiklerinden mi ayrıldın?
Moralin niye bozuk?
Hz. Hamza (r.a) gibi burnun kulağın mı kesildi?
Moralin niye bozuk?
Musab bin Umeyr (r.a) gibi kolların mı kesildi?
Moralin niye bozuk?
Cafer bin Ebu talip (r.a) gibi ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle yaralandın mı?
Moralin niye bozuk?
Ammar, Sümeyye, Yasir (r.a) gibi işkence mi gördün?
Moralin niye bozuk?
Bilal (r.a) gibi kızgın kumlara yatırılıp, üzerine taşlar mı kondu?
Moralin niye bozuk?
Yunus peygamber (as) gibi denize mi atıldın?
Moralin niye bozuk?
Eyüp peygamber (as) gibi vücudunu yaralar mı kapladı?
Moralin niye bozuk?
Üzüleceksen, namazını kazaya bıraktığın için, teheccüde kalkamadığın için, birinin kalbini kırdığın, pazartesi perşembe orucunu tutamadığın için üzül!
Üzüleceksen, bugün ALLAH için bir şey yapamadığın için, ALLAH ve Rasulü (sav)’i memnun edemediğin için üzül!
Filistinde, Çeçenistanda, Irakta ve dünyanın dört bir yanında zulüm gören, işkence edilen, öldürülen din kardeşlerin için üzül!
Üzüleceksen, bir fakire yardım edemediğin için, yetimin elinden tutamadığın için üzül!
Üzüleceksen, Afrika’da ve diğer ülkelerde bir lokma ekmek bulamayan, hastalıklarla mücadele eden insanlar için üzül!
Üzüleceksen, Kur’an’ı yeterince okuyup, hayatına tatbik edemediğin için üzül
Üzüleceksen, Peygamber Efendimiz (sav)’i, canından, malından, aile bireylerinden, her şeyinden daha çok sevemediğin için üzül!
Üzüleceksen, hakiki manada kul, Efendimiz (sav)’e ümmet olamadığın için üzül
Üzüleceksen, Efendimiz (sav)’in şefaatine nail olamama korkusuyla üzül…
Belki çok dertlisin…
Belki “Artık yeter!” diyorsun…
Belki kendinden geçmişsin…
Belki de ağlıyorsun…
Belki bu musibetlerin sonunda eline bir şey geçip geçmeyeceğini düşünmektesin…
Duy! Rabbin sana söylüyor…
“Sabredenlere, felaketlere karşı dişlerini sıkıp göğüs gerenlere mükafatları hesapsız ödenecektir…”
Belki de onca insanın arasında neden senin seçildiğini soruyorsun… Oysa Rabbinin seçtikleri kıymetlilerdir.
“İçinizden mücahitlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar elbette sizi deneyeceğiz” (Muhammed, 47/31)
Hayat bir imtihan değil mi?
Her soru, ebedi hayatında yer alan bir tuğla… Nefes alıp verdiğin her an yeni bir soruya gebe.
Onlar olmasaydı, sonsuzluk yurdunda sana ait hiçbir şey olmayacaktı…
Derdin yoksa üzül asıl!
Dertliysen bil ki, o seni seviyor….
Bak! Sevdiğin ne diyor?
“Allah (cc) hayrını dilediği kişiyi sıkıntıya sokar!”
Unutma! Rabbin kimseye dayanabileceğinden fazlasını yüklemez…
Belki kalbindir acıyan… Belki bedenin… Belki de ruhundur kıvranan… Belki yokluktur seni saran… Belki de bin bir türlü muamma…
Her ne durumda olursan ol, diline yakışır bu dua…
Ya rabbi, razı olmadığın şeylerden ne yapmışsam hepsini affet…
Senden başka ilah yoktur!
Sen bütün noksanlıklardan münezzehsin…
Şüphesiz ben nefsime zulmedenlerden oldum…
Sen bağışla beni
Derdi veren sensin, dermanım da sen.
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 06 Haziran 2010, 23:33 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....












Kaleminize ve yüreginize saglik…
Ne kadar boş şeylere üzüldüğümüzü hatırladım.Boş şeyler…
hocam gene sizi tebrik ediyorum. yazılarınızı hep takip ediyorum Allah razı olsunsizden bizimle paylaştığınız yazılarınız öğle mükemmelki üstüne söz söylenmez. bu yazınıza şu deyişle noktalayayım ALLAHI BULAN NEYİ KAYBEDERKİ ! ALLAHI KAYBEDEN NEYİ BULUR BULSADA BAŞINA BELA BULUR!!! saygılarımla
ALLAH RAZI OLSUN.AĞLAMAMAK ELDE DEĞİL.İNSAN BUKADARMI İÇİMDEN GEÇENİ YAZIYA DÖKER.RABBİM BİZİ YARATTI KUL DİYE .RABBİNİ ARAYIP BUL DİYE.RABBİM HERŞEYDEN DERS ALMAYI VE KENDİMİZİ HERAN HESABA ÇEKMEYİ NASİP ETSİN.GÖNLÜNÜZE SAĞLIK.ALLAHA EMANET OLUN.DUALARIMLA…