İnsanın ihtiyaçları, yukarıdan aşağıya, kafa, kalp, mide ve cinselliktir. Bu ihtiyaçların hepsi, yaratılıştan var olan ihtiyaçlardır. Hepsinin doyurulması gerekir. Ancak sıralamaları ve önemi farklıdır.

Beyin, insanın en önemli organı olduğu için, kafatası gibi sağlam bir kemikle korunmuştur.

Kalp, beyin kadar önemli olmakla beraber, kaburga kemikleriyle korunmuştur.

Açlığımızı giderdiğimiz midemiz, sadece deriyle korumaya alınmış.

Cinselliğimizi simgeleyen cinsel organlarımız ise, kıyafet giymediğimiz zaman, koruma altına alınmamıştır. Bu koruma merkezli sıralama, aslında yatırım yapma ve önem verme önceliğimizi de gösterir.

İnsan en çok beynine yatırım yapmak zorundadır. Çünkü, insanı hayvandan ayıran en temel özellik olan düşünme

yeteneğini kullanabilmemiz için, beyin motorunu bilgi benziniyle doldurmamız gerekiyor.

Beyinden sonra en önemli ihtiyaçlardan birisi sevgi ihtiyacıdır. İnsan, sevmeye de sevilmeye de muhtaç bir varlıktır. Siz herkesten nefret ediyorsanız veya herkes sizden nefret ediyor olsa, hayat çekilmez olur.

Midenin ihtiyacı olan su ve yiyecek gibi maddeleri ihmal edemez insan.

Tüm bunlardan sonra, cinsellik de insanın ihtiyaçla-rından birisidir.

Bu sıralamayı doğru yapan insan hayatta başarılı ve mutlu olur. Amuda kalkarak yaşayan insan hüsran olur. Bu sıralamayı ihmal eden, ters çeviren insan, hem kendine hem çevresine zarar verir.

Lokman (as) oğluna nasihat ederken, yüksek sesle konuşmamasını öğütledikten sonra “…Seslerin en çirkini merkep sesidir!” (Lokman 19) diyor. Kur’anda ‘çirkin ses’ olarak nitelenen tek ses eşeğin sesidir.

Merkep neden anırır? Allah, yarattığı eşeğin sesine niçin “çirkin” diyor? İnsan kulağına daha çirkin gelen sesler olduğu halde, insanı, merkep sesinden çok daha fazla rahatsız eden sesler olduğu halde, Allah sadece merkep sesinin çirkinliğinden bahsediyor.

Bu sesin tınıları değil aslında çirkin olan. Merkebin anırma sebebidir, onu çirkin yapan.

“Seslerin en çirkini merkep sesidir” mealindeki ayeti şöyle bazı Alimler şöyle yorumluyor:

“Her hayvanın kendine has bir iniltisi, bir zikri vardır. Hepsi kendi lisanıyla yaratıcısını zikreder. Develerin böğürtüsü, aslanın kükremesi, sineklerin vızıltısı, arıların uğultusu… Merkep sesine ‘çirkin ses’ denmesinin sebebi, eşeğin sadece iki sebepten dolayı sesini yükseltmesindendir: Biri şehveti kabardığı zaman, diğeri aç kaldığı zaman.”

Demek ki merkep, iki sebepten dolayı ortalığı ayağa kaldırır. Acıktığı zaman ve cinsel ihtiyacı olduğu zaman…

Bir insan, kendisine verilen hayatı sadece maddi koşturmaca için kullanıyorsa, o insanın merkepten ne farkı kalır? Midesini doldurmak, daha çok para kazanmak, daha iyi arabaya binmek, daha iyi bir evde oturmak… İnsanın dünyaya gönderiliş gayesi, sadece fiziki ihtiyaçlarını gidermek değildir.

Merkebin sesini yükseltmesinin ikinci sebebi, şehvet duygusudur. Şehvet duygusuna esir olan insanların ne hallere düştüğünü, psikolojik problemler kadar, fiziksel hastalıklarla da uğraşmak zorunda kaldıklarını biliyoruz.

Bize bahşedilen bu hayatın “imtihan” olduğunu aklımızdan çıkartmamak ve bu şuurla evlatlarımızı yetiştirmek zorundayız. Para kazanmak, iyi kıyafetler giymek, ev – araba sahibi olmak yasaklanmış değil elbette. İnsanın yaratılıştan ihtiyacı olan cinsellik duygusunu yaşaması da haram değildir. Ancak Allah, “helalinizle bu duygunuzu yaşayın!” diyor. Merkepler gibi her önünüze çıkan, her istediğinizle şehvet duygusunu giderme isteği, insânî değil, hayvânî bir istektir.

Dünyaya küçük bir sıpa olarak gelen bir varlığın merkepliği normal de, insan olarak yaratılan bir çocuk, büyüyünce merkep gibi davranır, merkep gibi yaşarsa, bu sorgulanmalı.

Boşuna dememişler, “İnsan doğulmaz, insan olunur” diye.

Dünya hayatını, iki dudağı arasını ve iki bacağı arasını doyurmak için yaşayan bir insanın, merkepten ne farkı var?

Evladının kalbini ihmal edip, sadece kalıbına yatırım yapan bir anne baba, eşeğin sırtına kaliteli semer vurmuş olur. Merkebin sırtına altın semer vursanız, merkep yine merkep…

Bir anne baba evladının kalbiyle değil kalıbıyla ilgilenirse, ruhunu değil midesini beslerse, merkep karakterli çocuk yetiştirmiş olur.

Merkep karakterli bir çocuk aç kaldığı zaman sesini yükseltir.

İslam ahlâkıyla yetişen bir çocuk aç kaldığı zaman değil, açlık ve sefaletin çoğaldığı zaman sesini yükseltir.

Merkep karakterli bir çocuk şehvet duygusunu doyurmak için sesini yükseltir.

İslam ahlâkıyla yetişen bir genç, ahlâksızlıkların çoğalmasına karşı sesini yükseltir.

Ayağa kalkın, ama amuda kalkmayın!

Bir Cevap Yazın