Kur’an, insanın insanla mutluluğu için vardır. Kur’an’ın gönderiliş amacı, insanın Allah ile olan ilişkisini düzenlemek değildir sadece. Maalesef, din denilince, hepimizin aklına Allah için yapılan bedensel ibadetler geliyor. Din eğitimi verirken de hep aynı hatayı yapıyoruz. İnsanın Allah’a karşı yapmak zorunda olduğu bedensel ibadetleri, tüm ayrıntılarıyla ezberletmeye çalışıyoruz. Ancak insanın insan ile olan ilişkilerinde, Yaratıcının koyduğu ölçü ve sınırları öğretmeyi ihmal ediyoruz. Yaşadığımız birçok iletişim problemlerinin temelinde de bu hatamız yatıyor.

                ‘Kur’an’ın %10’u İnsan – Allah ilişkisini düzenlemek için, % 90’ı ise İnsan – İnsan ilişkisini düzenlemek için emir, yasak ve sınırları vardır’ demişti İlyas YILMAZTÜRK Bey. Bu cümleyi ilk duydu- ğumda, ‘İşte yazısını yazmak zorunda olduğum bir konu!’ diye düşündüm. Etrafımdaki olaylara ve sorunlara bu bakış açısı ile bakmaya çalıştım.

                Bireysel ibadet olduğunu sandığımız birçok ibadetimizin temelinde, toplumsal huzuru sağlama amacının yattığını fark etmemi sağladı, bu bakış açısı. 

Hatayı affetmek

                Herhangi bir arkadaşımızın bir veya birkaç hatasını görünce, o insanı hep o hatalarla hatırlıyor ve anıyor olmamız, yaratıcının affediciliğini anlayamadığımızı gösterir.  Allah kendisine inanmayana bile mühlet verirken, biz en ufak günahında bile insanları dışlıyoruz.

                Tatlı dilli olmak

                Bir insan ne kadar zalim olursa olsun, o insana hakkı anlatmakla görevli ve sorumlu iseniz, onunla tatlı dil ile konuşmak zorundasınız. Allah, kendisine isyan eden, Rab olduğunu iddia eden Firavun’a bile tatlı dil ile konuşmayı emrederken, biz kendi evlatlarımızı / öğrencilerimizi baskı ile yola getirmeye (!) çalışıyoruz.

                Yalan söylememek

                Allah, yalan söylememizi neden yasaklamış? Söylediğimiz bütün yalanları zaten biliyor ve hesap soracak. Yalan söylemenin etrafımızdaki insanlarla olan ilişkimizi zedeleyeceğini ve güven kaybına uğrayacağımızı bildiği için, Allah yalanı yasaklıyor. İnsan herkese yalan söylese bile, Allah’a yalan söyleyemez.

                Adil olmak

                Bir karar verirken, haktan ve haklıdan yana olmayı tercih etmek, asla torpil yapmamak dinin en temel şiarlarından birisidir. Adil olmak, insanlar hakkında karar verirken, haklı olanı desteklemektir. Maalesef akraba ve tanıdığı tercih ederek adaleti yanıltan insanlar, birçok suçun işlenmesine de kapı aralıyorlar.

                Allah insandan kendisi için bir şey ister mi?

                ‘Benim için namaz kılın! Kestiğiniz kurbanı bana gönderin! zekâtlarınızı benim için biriktirin!’ demiyor Allah!

                ‘Dünya ve ahiret saadetini istiyorsanız emir ve yasaklarıma uyun!’ diyor Allah. Yarattığı kulunun, hem dünya hem ahiret saadeti için yol haritası olarak Kitabı göndermiş.

                ‘Namazı benim için değil kendiniz için kılın. Çünkü sizi ben yarattım. Unutkan bir varlıksınız.’ Yaratıcınızı ve O’na karşı sorumluluklarınızı unutmayın. Güne Allah ile başlayın, gün içerisinde Allah’ı unutmayın, gün sonunda da Allah’ı anarak yatın.

                Zekâtı bana değil, ihtiyaç sahibi diğer kullarıma verin. İhtiyaç sahibi diğer kullarım aç kalırsa, açlık insanı hırsız yapar. zekât ile doyurmadığın insan, hırsızlık ile arsızlaşır, arsızlaşınca seni de rahatsız eder.

                Tüm ibadetlerin amacı, insanın mutluluğudur.

                Hz. İbrahim gibi ateşe bile atsalar doğruyu söylemekten vazgeçmeyeceksin. Hz. Nuh gibi, suyun olmadığı yerde gemi yaptığın için alaya bile alınsan, hakkın emrinden çıkmayacak, alaycılara aldırmadan yaratıcının emrini yerine getirmek için elinden geleni yapacaksın.

                Bugün adına ‘iletişim becerileri’ veya ‘insan ilişkileri’ dediğimiz şey, tarihimizde ‘beşeri münasebetler’ olarak adlandırılıp, eğitimin bir parçası olarak işlenmiş.  

Bir Cevap Yazın