KİTAPLARINI SİPERLERE TAŞIYANLAR ÇÜRÜMEZLER.

KİTAPLARINI SİPERLERE TAŞIYANLAR ÇÜRÜMEZLER.

Christophe Colomb “Amerika’yı keşfettiği” meşhur gezisinin masraflarını karşılayacak birilerini bulabilmek için 17 yıl uğraşmıştı. Sonunda kendisini çağıran İspanya Kraliçesi İsabella’ya yollarda dilenerek ulaştığı söylenir.

Kutup kaşiflerinden Amiral Richard Byrd, kutuplar üzerine uçma isteğini ilk duyduğunda 12 yaşında bir çocuktu. Hatıra defterine şöyle yazmış: “Kuzey Kutbuna varan ilk kaşif olmaya karar verdim”. Byrd, o yaşlarda kendince kutup yolculuğuna hazırlanmaya da başlamış. Palto giymeyerek ve ince iç çamaşırları kullanarak… Byrd sakatlığı öne sürülerek ordudan atılacak fakat “Teşebbüs, cesaret ve zeka, sağlam bir bacaktan daha önemlidir” diyen bu adama aynı ordu amiral rütbesini verecektir.

Kuzey Kutbunda 11 yıl yaşayarak ilmi araştırmalar yapan kaşif Stefansson kayan buz kütleleri üzerinde yüzlerce mil yol kat etmiş, ayakkabısının deri kısımlarını yemek mecburiyetinde kaldığı zorlu bir anı anlatırken “Tadı güzeldi” demişti; “Kuzeyde yün elbise yerine deri elbise giyin. Acıktığınızda kaynatıp yiyebiliriniz.”

Bu insanlar istemişlerdi.

Gücünü kuvvetini kaybetmiş bir kelimedir istemek. Bu kelimeyi koltuk değnekleri ile dolaştıranlar “İstedim, olmadı” derler. Halbuki neticenin kendilerine doğru gelmesini arzu etmişlerdir sadece. İstemek ise neticeye doğru amansız bir yürüyüştür. Ona gitmektir.

İstediğini istediği kadar yazabilmek, edebiyatın zirvesinde bir bulabilmek için ordudan ayrılan Ömer Seyfettin, tarihin o en kanlı savaşlarından birisi yüzünden tekrar göreve çağrıldığında kitaplarını da siperlere kadar taşır . Ömer Seyfettin ismi asla silinmeyecek bir derinlikle kazınmışsa Edebiyata, sebebi budur. Her an ölebileceğini biliyor fakat neticeye doğru yürüyüşünü ertelemiyordu. Fidanlarını dikiyordu.

Almaya kararlı olanlar bedelini ödemekte tereddüt etmezler. Gerisi bir hoşça gezinti, vitrin seyretmektir.

İstemek kendinizi değiştirebilmenizidir. Kendini değiştirebilme gücüne sahip olan herkes, dünyayı değiştirebilme gücüne de sahiptir . Kendini değiştirebilen her insanla birlikte dünya biraz daha değişir.

Çağın büyük mustaribinin dediği gibi bir bahar olan şu hayatta insan tohum misali ya yeşerecek ya çürüyecektir. Kitaplarını siperlere taşıyanlar çürümezler. İnsanı çürüten kaçınılmaz olanlar değildir. Bizi istemeden yaşamak çürütür. Cesaretle, bağıra bağıra istememek çürütür bizi.

Kendinizi değiştirdiğinizde kanatlanırsınız. Uçmak için kanat gerekir. Martı uçmak mecburiyetinde kaldığında “Kanatlarımı alıp geleyim” demez. Gerçekten istemek, size ait bir çift kanat için zorlama ve zorlanma sürecidir. Uçma olgunluğu, teknik, ruhi, fikri hazırlık ister. Güç, bir silahın tetiği gibi, sizden ayrı bir parça olamaz. Güç, tetikteki parmak kadar size ait olmalı.

Zafer, kanatlanabilmektir. Uçarken karşılaşacağınız tehlikelerin önemi yoktur. Savaşta ölen adamı mağlup sayamayız. Savaşı kazananlar onlardır. Bedelini ödeyenler, elde edemediklerinin de sahibidirler. Bir ağırlığın altına girme cesareti, o ağırlığı kaldırabilme çabası, ağırlığı kaldırabilmek kadar değerli ve önemlidir. Bazen kavuşabilmek için göze alınanlar, kavuşabilmek için katlanılan sıkıntılar, insanlığa kavuşmaktan daha çok ilham verirler. Katlanmak için sarf edilen gayretler katlanabilmek kadar güzeldir. Uçarken yere çakılan bir insanda uçan bir insandan daha anlamsız şeyler söylemez bize.

RECEP ŞÜKRÜ APUHAN

www.saitcamlica.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Cumartesi, 03 Şubat 2007, 18:59 tarihinde Oku Oku Oku kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“KİTAPLARINI SİPERLERE TAŞIYANLAR ÇÜRÜMEZLER.” için 1 Yorum

  1. m.halim gül diyor ki:

    abi s.a bu aralar seni takip ediyorum kanal 7 de yazılarını sitendeki tüm yazıları okuyorum.mükemmelsin abi başarılar kendine iyi bak.

Yorum yapın