15 Temmuz darbe girişimi, millet olarak çok canımızı yaktı. Canımızı yaktı ama canımızı alamadı. Verdiğimiz şehitler ve direnen gazilerimiz sayesinde, hala millet ve ülke olarak ayakta duruyoruz elhamdülillah. Çok şey öğretti bize 15 Temmuz ihanet girişimi.

Depremlerden sonra yapılan binalar, depremlerden önce yapılan binalardan daha sağlam olurmuş. Nasıl ki, 17 Ağustos 1999’da yaşadığımız o büyük depremden sonra, daha sağlam binalar yapmaya başlamışsak, 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişiminden sonra da, daha dikkatli adımlar atmaya başladık. Hem devleti yönetenler daha dikkatli davranmaya başladı, hem de milletimiz daha dikkatli adımlar atmaya başladı.

Bu yazımda 1920’li yıllarda Afganistan’ın Fethullah Gülen’i olan Topal Molla ve Irak Ordusuna yerleşmiş Paralel Subaylardan oluşan Kesnizani Tarikatını anlatacağım. Tüm bunlardan almamız gereken dersleri de özetlemeye çalışacağım.

Topal Molla Devrimi (Afganistan)
İslami ilimlere vakıf ajanlar yetiştirerek Müslümanların kullanma oyunu sadece Türkiye Müslümanları üzerinde oynanan bir oyun değil. Afganistan’da ki Topal Molla Devrimi, ilginç örneklerden birisidir.

1919 yılında Afganistan’ın yönetimini İngilizlerden bağımsız yürütme hakkını Ravalpindi savaşı ile kazanan Emanullah Han, 1923’de kendisini padişah ilan eder. Afganistan üzerinde ekonomik yaptırımlarını kaybetmek istemeyen İngiltere, Lawrence tipi bir İngiliz ajanını görevlendirir. İngiliz Ajanla birlikte görevli gelen diğer ajanlar, Topla Molla lakabı verilen ajan hakkında kerametler anlatmak üzere bölgeye dağılırlar. Köy köy, kasaba kasaba gezerek Topal Molla’nın kerametlerini anlatırlar. Bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde binlerce müridi olur Topal Molla’nın. Üç yıl içerisinde yüz bin civarı (bazı kaynaklarda daha fazla olduğunu yazıyor) mürid toplar etrafında.

Tarikat şeyhi olarak geniş bir çevre ve etki alanına sahip olduktan sonra ülkesini bağımsız yönetmeye karar veren Kral Emanullah Han’a karşı, müridlerini kışkırtır Topal Molla. Devlet yönetiminde yolsuzluk yapıldığını, ahlaksızlık ve israfın çok olduğunu, hükümeti ve başında ki krala karşı mücadele etmenin farz olduğunu anlattığı müridleriyle beraber ülkeyi iyice karıştırır. Ülkede kardeş kanı dökülmeye başlayınca, halkı karşısına almaktan korkan Emanullah Han 1928’de ülkesini terk eder. Bu şahsın ‘ajan’ olduğunu bildiği halde, halkına bunu söyleyemez. Bir daha da ülkesine dönemez.

Emanullah Han, Kabil havalimanında İtalya’ya gitmek üzere uçağın hareketini beklerken, bastonlu, İngiliz tipi takım elbiseli, beyaz şapkalı sarışın bir adam yanına yaklaşır. Bu kişi Topla Molla’nın kendisidir. Kralı selamlar ve hemen sorar; ‘Benim ajan olduğumu bildiğin halde neden bunu halkına söylemedin? Bu benim en büyük korkumdu, ama sen bunu bile yapamadın! Bildiğin halde neden sustun?’

Ülkesini terk etmek zorunda kalan Kral Emanullah Han, ‘Söyleseydim daha da kötü olayların olabileceğinden korktum. Çünkü halkımın size olan güveni çok fazlaydı’ der.
Bu olayı İngiliz ajan Topal Molla hatırlarında anlatır.

Kesnizani Tarikatı ve Irak
Irak’ın ‘özgürlük ve demokrasi’ vaadiyle ABD tarafından işgali ve o işgal sürecinde yaşananları birçoğumuz anlayamadık. Saddam Hüseyin yönetiminde ki Irak’ın nükleer silah üreterek Dünya’yı tehdit ettiği yalanını ortaya atan ABD, bu yalanı arkasına saklanarak binlerce insanı öldürdü. Yıllar sonra CIA, nükleer silah konusunda ki istihbarat ile ilgili yanıldığını itiraf (!) etse de, ABD’ye hesap soracak kimse olmadığı için cezası da olmadı, binlerce insanın ölümüne sebep olmaları.

Irak’ın işgali esnasında herkes büyük çatışmalar bekliyordu. Saddam Hüseyin’in orduları, Bağdat yakınlarında ABD askerlerini bozguna uğratacak diye haberler yayınlanıyordu. Ama hiçbir şey olmadı. ABD askerleri çok rahat bir şekilde, direnişle karşılaşmadan Bağdat’ı işgal etti. Nerdeydi Irak askerleri? Neden hiç direnmediler?

Bu sorunun cevabının dikkatimizi çekmeye başlaması için 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini yaşamamız gerekiyormuş. O yıllarda (2003) Kesnizani Tarikatı hakkında yazı yazanlar oldu mu bilmiyorum. Ancak FETÖ darbe girişimi sonrası Kesnizani Tarikatı tekrar gündeme geldi.

Irak Ordusu içerinse yerleşmiş olan Paralel Ordu’nun adıydı Kesnizani Tarikatı. Tıpkı 15 Temmuz darbe girişimini yapan FETÖ terör örgütü gibi, İslam’a hizmet kılıfı altında saklanmış, bir şeyh etrafında toplanmış, kerametlerle uyutulmuş Irak askerleri, Hocaefendileri’nin / şeyhlerinin emri üzerine, ABD askerlerine bir tane mermi bile sıkmadan ülkelerini teslim ettiler. Nasıl olsa şeyh efendinin bir bildiği vardır!

Ben hiçbir şey bilmiyorum!
Kesnizani kelimesinin Kürtçe anlamı ‘Ben hiçbir şey bilmiyorum’ demekmiş. Süleymaniye civarına yerleşmiş bir Kürt aşiretinin adıdır. Tarikatın lideri Kürt asıllı Şeyh Abdülkerim Kesnizani. Kendisi sıradan bir şeyh iken, ölünce yerine oğlu Muhammed Kesnizani geçmiş. Müritlerine Kuran eğitimi yerine adı zikredilmeden İslam diye Kabala öğretilerini / Mistisizmini anlatıyordu.

Kesnizani Tarikatı ‘Körfez Savaşı’ ndan sonra Saddam’ın etrafını örümcek ağı gibi sarmıştı. Saddam’ın karısı, çok güvendiği generalleri ve istihbarat kuruluşlarının başındakiler. Hepsi tarikat ‘müritleri’ ydi. Saddam’ın en yakınındakiler, Genelkurmay Başkanı Mareşal Ayat Fetih El Ravi, Genel Askeri İstihbarat Başkanı Mareşal Vefik El Samarayi, Hava Kuvvetleri Komutanı Mareşal Hamid Şaban, hepsi Şeyh Muhammed Ebdülkerim Kesnizani ‘nin ayağını öperek müritler arasına girmişti.

Kesnizani Tarikatı MOSSAD ve CIA tarafından Saddam’ı içten yıkmak, Irak’ı kolayca teslim almak için organize edilmişti.

Tarikatın ‘müritleri’ Saddam’ın en yakınında olanlardı. Onun her hareketini, her adımını an be an tarikat şeyhinin oğlu Nehru’ya aktarıyorlar, sonrada bilgiler kuş olup MOSSAD ve CIA istasyonlarına doğru uçuyordu.

Şeyh Muhammed kendisi ortalarda pek görünmüyordu. Medyatik değildi. Zaten medya efsaneleri kolay öldürürdü. Mistik bir hava oluşturulmuş, inziva hayatı yaşayan bir Allah dostu (!) görünümü veriyordu. Onun ismi Irak’ta efsane haline getirilmişti.

Şeyh Muhammed Kesnizani birçok kitap yazmıştı. Tarikatın dönüşümü Şeyh efendi’nin etrafındaki İslam alimlerince, gerçekte MOSSAD ajanı hahamlarca hızlandırılmış ve yönlendirilmişti. Şeyh’in kitabı Kabala öğretilerini İslam mistisizmi olarak imanlı müritlerin beyinlerine ve kalplerine ince ince enjekte etmek için başucu kitabı olarak kullanılmaktaydı. Müritlere MOSSAD’ın hahamlıktan tövbekar (!) hocalar ders veriyordu.

Kesnizanilik sadece Kürt aşiretler arasında değil Türkmenler ve Araplar arasında da kendisine müritler edinmişti.

Saddam en yakınlarının bile tarikat tarafından mürit yapıldığını, her hareketinin CIA ve MOSSAD’a ulaştırıldığını fark ettiğinde iş işten geçmişti. Söylenen o ki, Saddam Irak’ın işgalinden birkaç ay önce durumu fark etmiş, karısı dahil, yakın çevresini etrafından uzaklaştırmıştı. İntikam almaya hazırlanıyordu.

Tarikat yoluyla Irak devlet mekanizması devşirenler, işgal için yola çıkarken direnişle karşılaşmayacaklarını biliyordular. Şeyh Muhammed Kesnizani müritlerine Amerikan askerlerine direnmemelerini öğütlemişti. Şeyhin emrindeki mürit generaller, vatanlarının bağımsızlığı için savaşmak yerine Şeyh Muhammed Kesnizani’in emrine uydular.

Ders almamız gereken notlar
17 / 25 Aralık 2013 yolsuzluk kılıflı darbe girişimi ve 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi ile yapılmak istenen de buydu işte. 1920’li yılların başında Afganistan’da oynanan oyun ile 2000’li yıllarda Irak’ın işgalinde yaşananlar aynı tuzağın farklı zamanda farklı ülkelerde yaşanan örnekleridir.

FETÖ ekibini kırk yıl boyunca içimize yerleştirenler, bu ve benzeri oyunlar kurma konusunda çok profesyonel bir ekiptir. Yüzlerce yıllık bir tecrübe ile plan kuruyorlar. Yaşanılanlardan ders almak zorundayız.

Hem Türkiye örneği, hem Afganistan ve Irak örnekleri üzerinden çıkartılacak notları özetlemeye çalışayım.

•Dinimizi öğrenmeden ve kullanmadan bizi kullanamazlar. Misyoner ve Ajanların ortak özelliği, Türkiye’de ki bir İlahiyat mezunu kadar İslam’i bilgiye sahip olmalardır. Dinini en sağlam ve en doğru kaynak olan Kuran’dan öğrenmeyenleri kolay kandırırlar.

•Her üç oyunun da ortak özelliği, Kuran merkezli değil keramet ve şeyh merkezli yapılar kullanılmış olmasıdır. Fethullah Gülen’e ‘Kainat İmamı’ diyerek kutsayanlar, diğerlerini Şeyh veya Molla diye kutsamışlar. İslam’da ruhbanlığın (kutsal şahsın) olmadığını gençlerine öğretmeyenler, çocuklarının İslam’a hizmet kılıfı altında kullanılmasına engel olamazlar.

•Kesnizani kelimesinin anlamı bile ders vericidir. Kesnizani ‘Ben hiçbir şey bilmiyorum’ demekmiş. Yani şeyhin soyadı çok mütevazi! Aklıma Fetullah Gülen’in ‘Ben Kıtmir’ diye kendini masum göstermeye çalışmasını getiriyor. Belki de bu isimler özel olarak seçiliyor. Kesnizani veya Fetullah! Hatta Abdullah Öcalan’ın soyadının bile özel olarak seçildiği kanaatindeyim.

•‘Ben hiçbir şey bilmiyorum’ anlamlına gelen Kesnizani ismi ‘Bilme! Düşünme! Sorgulama! Teslim ol!’ çağrışımı yapıyor bilinçaltına. Bireyi yönetmek için bilinçaltını yönetmek zorunda olduklarını çok iyi biliyorlar. Bir insanı kullanmak istiyorsanız, ayaklarına köle zinciri takmak zorunda değilsiniz. O insanı cahil bırakın ve sadece sizin bilmenizi istediklerini öğrenmesini sağlayın, o insan zaten sizin köleniz olur.

•Kesnizani Tarikatı Babadan oğluna geçiyor. Babadan oğluna bakkal veya tarla geçer. Aile şirketine dönüşen tüm tarikatlardan uzak durun.

•Keramet tüccarlığı yapıyor hepsi. Şeyh kerametlerinin ve mistik hallerin anlatıldığı yerde, insan putlaştırılıyor demektir. Hepsi münzevi bir hayat yaşıyormuş gibi saklıyor kendisini. Şeyh oturuyor, müritlerini şeyh uçurarak şeyh tüccarlığı yapıyor.

•Cemiyete değil cemaatine adam yetiştirmeye çalışanlar ve yetiştirdikleri adamları devlet kadrolarına yerleştirmeye çalışanlardan uzak durun. Çünkü onarın amacı adam yetiştirmek değil, adam yerleştirmektir.

21.Yüzyıl hazırlığı
Geride bıraktığımız yüzyıl içerisinde yaşanmış 3 olay üzerinden analiz yapmaya çalıştım. Asıl amacım geride bıraktığımız yüzyılda ki hatalarımızdan ders alarak önümüzde ki yüzyılı kurtarmaya çalışmaktır. 19. ve 20. Yüzyıl, Müslümanların hep kaybettiği yüzyıllar oldu. 21. Yüzyılı da kaybetmek istemiyorsak, yaşadığımız acı depremlerden / darbelerden ders almamız gerekiyor.

Biz nasıl ki 21. Yüzyılı kurtarma projeleri yapıyorsak, onlarda 21. Yüzyılın Topal Mollasını, 21. Yüzyılın Kesnizani Tarikatını, 21. Yüzyılın Fetullah Güleni’ni hazırlıyorlar.

Kim mi kazanır?
Unutmayın, Allah kim daha çok çalışırsa zaferi ona nasip eder.

Bir Cevap Yazın