Karne, sonuç demektir. Bir yıllık emeğin sonucunu, karne ile görür öğrenci. Birçok imtihan sonucunda, karne alır her öğrenci. Diploma, lise / üniversite eğitimini tamamen bitirince alınır.
Tüm hocalar, öğrencilerini imtihan etmeden önce, imtihan edecekleri konular hakkında bilgi verirler. Önce konular işlenir, sonra konular hakkında imtihan edilir öğrenci. Tüm imtihanlar bitince karnesini, okul bitince de diplomasını alır her öğrenci.
Haziran ayında tüm öğrenciler karnelerini alıyorlar. Kimisi seviniyor kimisi üzülüyor. Bu yazımda, her insanın mutlaka alacağı bir karneden bahsedeceğim. Bu karne okul karnesi değil.
En büyük karne!
Büyüklerimiz, dünya hayatını tanımlarken, “İmtihan dünyası” diye tanımlarlar. İnsan, dünya da imtihan edilir. Bu imtihanlarda, bazen kolay sorular bazen zor sorular vardır. Hepsi imtihanın bir parçasıdır.
“Ama benim imtihanım çok zor!” diye şikayet edenlere benim tavsiyem, Peygamberlerin hayatlarını okumalarıdır.
“Keşke bununla imtihan edilmeseydim!” diyenler, imtihanı anlamamış demektir. Hangi öğretmen, yazılıdan önce soruları öğrencilere hazırlatır ki? Okullarda ki imtihanlarda bile soruları seçme özgürlüğümüz yok iken, hayat imtihanında soruları / sorunları seçme özgürlüğünü beklemeye hakkımız olur mu?
Dünya hayatı en büyük imtihandır. Hepimiz bu dünyaya imtihan edilmek için gönderildik. Bizleri imtihan eden Allah (cc), imtihan edileceğimiz kitabı da, kitabın hayata uygulama biçimini gösteren Peygamberimizi de (as) göndermiş.
İmtihan kitabı
Her dersin bir kitabı vardır. Hayat dersinin de kitabı da Kuran’dır. Dünya imtihanında, sorumlu olduğumuz her şey kitabımızda mevcut. Öteki dünyada karnesini sol tarafından alanların, “Yarabbi ben bilmiyordum!” demeye hakkı olmayacak.
Karnesinde birçok zayıfı olan öğrenci, öğretmeni anlatmadığı yerlerden sorular sormuşsa, ona “Ama siz bize bu dersleri anlatmadınız!” demeye hakkı olabilir belki. Ancak öteki dünyada, bunu söylemeye kimsenin hakkı olmayacak. “Ben size Kuran gibi bir hayat kılavuzu göndermiştim” diyecek Allah (cc).
En güzel öğretmen
Yaratıcı kullarına karşı o kadar merhametli ki, kitapta yazılı olanları, uygulama da sıkıntımız olur diye, birde örnek insan göndermiş. Peygamberimiz(as), Kuran’ın ete kemiği bürünmüş halidir.
“Kuran da yazılı olanları hayata nasıl uygulayacağımızı bilmiyorduk!” diye şikayet etmeye niyetlenenlere, “Ben size Peygamber gönderdim. O’nu ve hayatını örnek alsaydınız!” denilecek.
Rahman ve Rahim olan Allah (cc)
Rahmet gazabını geçen Allah (cc), kullarını cennete almak için, birçok günahımı affedecek. “Ümmeti! Ümmeti!” diyerek ümmeti için şefaat dileyen Peygamberimiz (as), şefaat etmek için Allah’a dua edecek.
Bizlerde Allah’ın (cc) rahmetine, Peygamberimizin (as) şefaatine nail olabilmek için çaba sarf etmek zorundayız.
Hangi konulardan sorumlu olacağız?
Öteki dünya da hepimize verilecek olan karnelerde, sorumlu olduğumuz derslerin bir kısmını hatırlatayım.
“Çocuklarınıza hangi marka cep telefonu alıp, ne kadar miras bıraktınız?” diye sorulmayacak. “İslam fıtratı üzerine doğup ellerinize teslim edilen çocuklarınızı, İslam ahlakıyla yetiştirdiniz mi?” diye sorulacak.
Karnelerimiz de, “Tarih dersini ne kadar ezberlediniz?” diye bir soru olmayacak. “Tarihin gidişatına etkiniz ne kadar oldu?” diye sorulacak.
Coğrafya dersinden aldığımız notlar sorulmayacak. İslam coğrafyasının acılarını yüreğimizde ne kadar hissettiğimiz sorulacak.
Beden eğitimi dersinden aldığımız notlar sorulmayacak. Bize emanet edilen bedene ne kadar sahip çıktığımız sorulacak. Bize emanet edilen bu bedenle nerelere gittiğimiz, neler yaptığımız sorulacak.
Din dersinde yaptığımız ezberler değil, bildiklerimizi hayatımıza ne kadar ve nasıl uyguladığımız sorulacak.
Biyoloji dersinden aldığımız notlar değil, doğaya ne kadar sahip çıktığımız sorulacak.
Kıyafetimizden değil, amel defterimizden aldığımız notlarla hesaba çekileceğiz.
Felsefe ezberlerimiz değil, aklımızı kullanıp kullanmadığımız sorgulanacak.
* * * * * *
Kimisi için önemlidir görüntü, yapar her gün diyet.
Kimisi için önemlidir din, tek düşüncesi ebediyet!
O zaman kitabı sağdan verilen kimseler, böylece kitaplarını okurlar. Ve (onlara) zerre kadar zulmedilmez (haksızlığa uğratılmaz). (İsra 71)
Yarabbi! Bizleri kitaplarını sağ taraftan alanlardan eyle!
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
saitcamlica@gmail.com
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 13 Haziran 2010, 14:19 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














İNŞALLAH SAĞ TARAFINDAN VERİLENLERDEN OLURUZ.RABBİM HEPİMİZE BİLİNÇLENDİRMEĞİ KURANI KERİM OLAN KİTABIMIZA HAKKIYLA UYMAYI NASİP EDER İNŞALLAH.
Hocam Kaleminize gönlünüze sağlık.Mükemmel bir yazı.Haftaya İnşaallah sitemde yayınlayacağım bu nefis yazınızı.Selam dua muhabbetle
Hayat,
Ölüm yakın olur, belki de uzak,
Kurulmuş buraya, bin türlü tuzak,
Hayırlı ameller, deftere yazak,
Defterin şifresin, çözmeye geldik.
Dünya bir oyunla, oyalamaca,
Herkes ulaşamaz, burda amaca,
Kumaşın satarlar, çarşı da kaça,
Dünya da hesabı, görmeye geldik.
Yolcu idik, bir gölge de dinlendik,
Bazen bir hiç olduk, bazen ünlendik,
Kabir denen, tahtsız eve bünlendik,
Hepimiz bu yerden, göçmeye geldik.
Ezan ile namaz arası hayat,
Müslümansan, inandı isen şayet,
Canın çıkar, ömür biter nihayet,
Hepimiz bu yol da gitmeye geldik.