- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Midemdeki sancılar benim için ya şiddetli bir ülserin ya da kanserin habercisiydi! Daha fazla dayanamayıp bir Klinikte muayene oldum. Doktor: ‘Ne ülsersin ne de kanser” dedi, ‘Yalnız herhalde- işyerinde işler karışık.”Doğruydu. Bir taraftan cenaze işleri, bir taraftan üç dernekteki aktif çalışmalarım, bir taraftan Pazar vaazleri derken daima üzgün, yorgun ve telaşlıydım. - Birgün eski notlarımı vaaz müsveddelerini karıştırıp masamı temizlerken doktorun tavsiyesini uygulama imkanım doğdu. Buruşturup buruşturup çöp sepetine attığım kağıtlara bakıp kendi kendime ‘Bu kağıtlara yaptığını üzüntülerine de yapsana” dedim. O günden sonra çözümü için hiçbir şey yapamayacağım meseleleri çöp sepetine gönderdim. Asıl tedavi karım bulaşıkları yıkarken gerçekleşti. O’nu seyrediyordum. şarkı söyleyerek bulaşık yıkıyordu. Dedim ki evlenmeden önce O’na hayatı boyunca yıkayacağı bulaşıkları bir arada gösterseydim herhalde bir çığlık atar ve asla evlenmezdi. Halbuki o bulaşıkların hergün küçük bir kısmını yıkadığından üstelik şarkı bile söylüyordu! Her Pazar insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini anlatan biri olarak kendimden utandım. Ben hem bugünün tabaklarını, hem de yarının henüz kirlenmemiş tabaklarını yıkamaktan bitap düşüyordum. Dünkü tabakları da yeniden yıkamaktan geri kalmıyordum. O günden sonra sadece bugünün tabaklarını hem de şarkı söyleyerek yıkamaya karar verdim. Meğer dünya varmış! Yarının bulaşıklarını yarın yıkarım. Hele bir yarın olsun….- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E- - - - - - - - - - - - - - E - - - - - - - - - - E -
Dünün, bugünün ve yarının yükünü aynı anda taşımak en güçlü omuzları bile çökertir.- - -
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Ocak 2007, 21:08 tarihinde Başarı Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














güzel gerçekten ‘yapmanız gerekenleri yapın bunları yapılması gereken zamanda ve gerektiği gibi yapın tüm bunları istesenizde istemeseniz de yapın’
oradaki E E E ler ne anlama geliyor?ve onun dışında bence güzel olmuş ayrıca ness’in dediklerine de katılıyorum.
SİTE TASARIMCI KARDEŞ BU YAZILAR OKUNMUYOR BENDE BEN IE 7 ,OPERA,SAFARİ,MOZİLLA NE VAR NE YOKSA HEPSİNİ KULLANIYORUM AMA YAZILARI ANLAMAKTAN ÇOK ŞİFRE ÇÖZÜYORUM ..YA BEN ŞİFRECİ DEĞİLİM YA SADECE MÜHENDİSİM ÖHÖ
NO FUTURE
HOCAM SİZİ İLK DEFA HİLAL TVDE GÖRDÜM BU GÜN SOHBETİNİZ ÇOK GÜZELDİ YAZILARINIZI OKUDUM HEPSİ ÇOK GÜZEL ALLAH (CC) YOLUNDAN AYIRMASIN İNŞALLAH SELAM VE DUA İLE SİZİ DAHA SIK TVDE GÖRMEK UMUDUYLA SELAMÜN ALEYKÜM…