Kolları, İsrail askerleri tarafından kırılan, elleri bağlıyken omuzlarına taşlarla vurulan Filistinli gencin görüntülerini ilk seyrettiğimde, lise öğrencisiydim. Sonra Bosna Hersek savaşında, pazar yerine atılan bombanın parçaladığı cesetlerin görüntüleri düştü yüreğimize.
O günü hiç unutmadım. Hiçbir ideali olmayan, gençlik heyecanını ve deliliklerini yaşayan lise talebesiydim o zamanlar. Tefsir hocamız Zekeriya KOÇ, öğleden sonraki derse gelmişti. Selam verip kürsüsüne oturdu. Öğlen yemeğini yerken haberlerde izlemiş, Bosna Hersek’te Pazar yerine düşen bombayı.
“Lokmalar boğazıma düğümlendi gençler!” diye söze başladı. O gün bize öyle duygusal bir konuşma yaptı ki, dersten çıkıp Bosna Hersek’e gitmek geldi içimizden.
“Biz nasıl Müslümanlarız, biz nasıl bir ümmetiz ki, din kardeşlerimiz bombalar altında ezilirken, sessiz kalıyoruz. Birçoğunuzun, İHL öğrencisi olduğunuz halde, kendinizden beklenen bir yaşam tarzı içinde olmadığınızı biliyorum. Ancak göreceksiniz gençler, okuldan ayrıldıktan sonra, ergenlik dönemi fırtınalarınız da geçince, burada yüreklerinize ekilen iman tohumları çatlayacak. Sosyal hayatın içinde, iş hayatınızda imanınıza ve inançlarınıza saldıran herkes ve her şey, burada yüreklerinize ekilen iman tohumunuzu besleyecek.”
Hocamız haklı çıktı. İslam coğrafyasında akan her damla kan, iman çiçeğimizi suladı.
* * * * * *
İHH öncülüğünde, Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı sonrası yaşananlar, beni yıllar öncesine götürdü. Gemi yolculuğuna katılanlar, şahadetler, mitinglere katılanlar, protesto eylemi düzenleyenler… Tüm bu gösteriler içerisinde, benim en çok dikkatimi çeken, çocuklar ve gençlerdir. Bugün bu eylemlere katılan tüm çocuklar, yarının gençleri olacak.
Nasıl ki yıllar önce yaşanan zulümler, bizim neslin bilinçlenmesine sebep olmuşsa, bu zulüm ve sonrası yaşananlarda, yeni neslin bilinçlenmesine sebep olacak inşallah. Gençlerimizin bilinçlenmesine vesile olan İsrail ekibine teşekkür etmeli! Bu teşekkür, yaptıklarına değil, vesile olduklarına…
İsrail’e teşekkür etmeli…
Kermesler düzenleyerek elde edilen gelirlerle, İsrail’i işgal edebileceğimizi bize tekrar gösterdiği için…
İsrail’e teşekkür etmeli…
Furkan gibi gençler yetiştiren babaların bu ülkede var olduğunu görmemize sebep olduğu için. Furkan’ın babasının evladının cenazesinde ki metanetini izleyenler ne demek istediğimi daha iyi anlar.
İsrail’e teşekkür etmeli…
Daha lise öğrencisiyken, şahadete koşacak imanlı gençlerin, halen bu ülkede var olduğunu görmemize vesile oldu. Üniversite sınavlarına hazırlanan liseli bir genç, sadece sınavları değil, canını bile verebiliyor din kardeşi için. Şahadetin mübarek olsun Furkan!
İsrail’e teşekkür etmeli…
Muhafazakar bir iktidarın olduğu son yıllarda eylem damarlarımız kurudu sandı birçok insan. Kimisi buna seviniyordu kimisi üzülüyordu. Eylem damarları kurumaya yüz tutmuş gençlerin, damarlarında ki kanın kurumadığını bize tekrar gösterdiği için teşekkür etmeli. Dünyaya meydan okuyacak imanlı neslin halen var olduğunu gördük.
İsrail’e teşekkür etmeli…
İslam coğrafyasının tüm sıkıntılarına rağmen, ümmet bilincinin, Osmanlı ruhunun halen canlı olduğunu, tüm dünyaya göstermemize vesile olduğu için.
İsrail’e teşekkür etmeli..
Yıllardır gazeteci kılığında / kılıfında, Mossad ajanlığı yapan gazetecilerin çirkin yüzünü, bir kez daha görmemize sebep olduğu için…
Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışan yüzsüz kalemlerin çirkin yüzü belirdi hemen. Yeni yetişen nesillerde, İsrail sayesinde, bu çirkin suratları, satılmış kalemleri tekrar görmüş oldu.
* * * * * *
Olayın çok sıcak olduğu günlerde memleketimdeydim. Bir arkadaşım, liseye giden kızından bahsederken, “İsrail kızımı bilinçlendirmeme yardımcı oldu!” deyince, önce şaşırdım. Ancak yaşadığı olayı anlatınca bu yazının başlığına defterime yazdım.
“Kızım her gün dondurma istiyordu benden. Bende bir gün almasam ertesi gün mutlaka alırdım. Hangi dondurmadan istiyorsa onu yiyordu. Mavi Marmara gemisine saldırı düzenlenince, evde okulda İsrail vahşeti konuşulmaya başlandı. Kızım arkadaşlarıyla dondurma almaya gidince, tüm arkadaşlarına “Bu Yahudi malı! Bu dondurmadan almayalım!” demiş.
Akşam evde cenaze törenlerini izlerken kızıma sarıldım. Şehit kardeşlerimizin ağlayan akraba ve arkadaşlarını izlerken çok duygulanmıştım. Kızımın nasıl tepki vereceğini merak ettiğim için, “Bir sonraki gemiyle bende gitmeyi düşünüyorum!” dedim. Kızım hiç tereddüt etmeden, “Bende gelirim seninle Baba!” deyince, “Elhamdülillah!” dedim.”
* * * * *
Filistinli gencin kollarına taşla vuran İsrail askeri, kalbimizde ki iman çekirdeğini çatlattı. Yüreğimizde taşlaşmış iman çekirdeğine inen her darbe, iman çekirdeğimize “Kendine gel!” dedi adeta. “Uyanın! Kendinize gelin! Bu uyuşukluk size yakışmıyor” diyordu her darbe.
Pazar yerine düşen bomba yüreklerimizde ki iman çekirdeğine akan su gibiydi. Pazar yerine akan kan damlaları, iman çiçeğimizi besleyen su gibi besledi yüreklerimizi.
Kim ne derse dersin, son yaşanan olaylar, ülkemin, İslam coğrafyasının ve insanlığın geleceği hakkında ümidimi tekrar kamçıladı.
Evlatlarımızın yüreğine, Gazze tohumu ekmemize yardım ettiği için, İsrail’e teşekkür etmeli.
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cumartesi, 12 Haziran 2010, 12:30 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Sizin şer bildiklerinizde hayır,hayır bildiklerinizde şer olabilir ayetini hatırladım hocam,inşaAllah geç olmadan yapılması gerekenler yapılır ve İslamı en güzel yaşayan milletlerden olmak bizlere de nasip olur.
Rabbim herkesin kalbine merhamet tohumlarını bolbol koysun.Furkan kardeşimiz gibi gençler hiç bir zaman eksilmesin her gün çoğaltsın.İNŞALLAH.RABBİM BİZEDE BÖYLE ŞEHİT OLMAYI HEPİME NASİP ETSİN .AEOL
allah hepimizin yardımcısı olsun inş allah yukarıdaki arkadaşların yorum larınada katılıyorum ve amiiiiiiiin diyorum
RAB’bim musibetlere acılara zalim düşmanlara maruz kalmadan bizleri şuurlu olan, basiret gözüyle olaylara bakıp kuklayı değil kuklacıyı görüp ona karşı DUR ! demeyi nasip etsin…
ALLAH RAZI OLSUN değişikbir bakış açısından hocam tesbit yapmışsızız ANCAK buharlaşan bir müslümanlığımız var zaman sonra unutuluyor tepkiler anlamsızlaşıyor FURKAN lar unutluyor şu dünya ya ALLAH CC sivrisineğin kanadı kadar değer vermedi ama müslümanlığımız dünya çıkarları üzrine olmuş ne olur rızai ilahi düsturumuz olsun ZEKERİYA KOÇ HOCAMA SELAMLAR OLSUN ONDAN BİZLERDE ÇOK ŞEYLER KAZANDIK ARAPÇA DERSİMİZE GELMİŞTİ SELAMLAR ALLAHA EMANET OLUN HOCAM