- İsabet kaydetmeyen oklar da sonuçta pay sahibidir. Bir önceki ok, sonrakine hocadır.Psikolog Dr. Knight, uzun süren deneyimleri sonunda, ulaşılmak istenen ideal daima gözönünde bulundurmak koşuluyla, herhangi bir şeyi yanlış yapmanın doğru yapmak kadar faydalı olabileceğini ortaya koymuştu.Edison’dan alınacak örnek, dehanın nasıl bir kendini verme, nasıl bir sabır ve emek ürünü olduğunu ortaya koymaktadır;Edsison, elektrik ampulünü icat ederken, ampulün içine konacak 3000′e yakın maddeyi denemiş, başarı gösterememiş, bunun üzerine arkadaşları onu bu işten vazgeçirmeye çalışmıştı. Hatta bu durum Stevens Teknoloji Enstitüsü tarafından da protesto edilmişti. Buna karşı Edison’un cevabı şu olmuş;‘Beyler, evet, 3000 maddeyi denedik, hiçbir netice alamadık. Fakat bu denemelerden, üç bin maddenin hiçbirinin işimize yaramayacağı sonucunu da almadık mı?”-
Frengi’ye karşı kullanılan bir İlaç vardır ki, ismi 606′dır. İlaca bu ismin verilmesinin sebebi, onu keşfeden adamın 605b deneyiminin başarısızlığa uğramasına karşın, karar ve fikrinden, azim ve inadından bir şey kaybetmeden deneylerine devam ederek 606 ıncı formülde meşhur ilacı bulmuş olmasıdır.-
Yanlış, faydasını henüz bir avantaja dönüştüremediğin bir olaydır.
- Sabır, pozitif düşünme kudretidir. Sabretmek, insanın arzu ettiği hedefe doğru sürekli direnç göstererek sonuca varmasıdır.-
Çok, azların sabırlı bir toplamıdır. İnce ince yağan kar pek bol değildir ama, toprağın derinliklerine kadar işler. Taşı delen, suyun kuvvetinden çok, damlaların sürekliliğidir. Zaferi bu çaba ve devamlılık sağlar.-
Bizi hayattan şikayete sevk eden şey, karşılaştığımız zorlukların büyüklüğü değil, irademizin zayıflığıdır. (Jeremy Taylor)-
Dağcılar, Everest’in ilk yamaçlarına uzaktan baktıkları zaman, herşey engeldi onlar için. İlerledikçe geçit buldular kendilerine. Bunun içindir ki, herşeyin istediğimize engel olacağına önceden ve uzaktan karar vermek, istemek değildir. (Alain)-
Başağın iyi yetişmesine engel, zararlı otlar değil, çiftçinin ihmalidir. (Konfüçyüs)-
Çok derin olan kuyu değil, çok kısa olan iptir. (Çin Atasözü)
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Ocak 2007, 20:16 tarihinde Başarı Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Edison a da demişler, 1000 yol denedin ve gene de bulamadın verdiği cevap çok müthiş: En azından bu 1000 yoldan yapılamayacağını öğrendim ya” Ve daha sonra amacına ulaşıyor
“..damlaların sürekliliği..” mevzusunun biraz tehlikeli olduğunu zannediyorum.Zira eğer bulunduğun kanal yanlış ise o kanalda ne kadar gidersen git,bir yere varamazsın.Hep boşa kürek sallamış olursun.O nedenle kanal değiştirmeyi de unutmamak gerek.
Engeller ve zorluklar hayata ve başarıya anlam katar. Engel yoksa başarı da yoktur. Engellerinizi sevin. O engelleri bulamayan ve başarı duygusunu tadamayanlar da var. Engeliniz varsa şanslı kişilersiniz. Önemli olan o engeli aşacak irade gücünüzün olmasıdır.