-
Kainattaki insanı tanıyabilmek insandaki kainatı tanımakla mümkündür. İnsan aslında efendisi olarak yaratıldığı şeyin kölesi kılınmışsa, bu öncelikle kendisini o mevkiye getirene, ardından bizâtihi kendi eşrefiyyetine bir hakarettir. Paranın malın, yeryüzünün, teknolojinin efendisi insan olması gerekirken, bütün bunlar insanın efendisi oluyorsa haddi aşıyor demektir.- Kuran diliyle bunun adına ‘bağy” (taşkınlık) denir. Evrendeki her şey, yaratılış hikmeti çerçevesinde, görevini eksiksiz ifa etmektedir. Yaratılış hikmetine aykırı davranabilme gücü değilse bile kozmik uyumu (vahdet) ihlal etme, bu uyuma aykırı davranma gücü yalnızca insana verilmiştir. Elbet buda ilahi bir hikmet gereğidir. İnsana isyan edebilme yetkisi tanındığı için de insanın itaati diğer tüm yaratıkların, aksi mümkün olmayan, itaatinden farklı değerlendirilmiştir. İllet farklılığına rağmen meramımızı bir benzetmeyle ifade edecek olursak; insanın Allah’a itaati, kölenin efendiye itaati gibi değildir. İsyânın mümkün olmadığı bir yerde itaatin değeri anlaşılamaz. Onun içindir ki yalnızca insanın itaatinin karşılığı ‘cennet”tir. Değilse insan dışındaki tüm mahlukatta itaat etmektedir. Bundan dolayı yaratıklar içerisinde ‘kul” olma imtiyazına yalnızca insan sahiptir ve insan Allah’ın kölesi değil kuludur.- - - - - - ‘Makro insan” olan kainatın bilinmeyen yıldızları, galaksileri, kara delikleri varsa, ‘Mikro evren” olan insanında içinde keşfedilmeyi bekleyen dünyaları vardır. Sadece o kadar mı? Değil elbet. Neredeyse evrenin en uzak köşelerini teknolojiyle keşfe çıkan insan, içindeki evrenden habersiz yaşamakta. Lazer dürbünleriyle bilmem kaç milyar ışık yılı uzaklıktaki bir galaksiyi keşfedebilen insan, içinin galaksilerinden, kara deliklerinden, kıtalarından hala bihaber. Galiba insanın içindeki dünyaları keşfe çıkması uzaydaki dünyaları keşfe çıkmasından çok daha zor ve zorluğuna oranla çok daha takdire şayandır.
İrfan, iç dünyayı keşfe çıkmanın tekniğidir. İç dünyamızda karşılığını bulamadığımız sürece dış dünyamızdaki gerçeklerin hikmetine hiçbir zaman eremeyeceğiz demektir.
MUSTAFA İSLAMOÄLU
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Ocak 2007, 19:51 tarihinde Dini Hikayeler kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....










