“Deprem” merkezli bir yazı yazmıştım. Deprem sonrası aldığım notlardan bahsetmiştim. Bu yazımda notlarımı aktarmaya devam edeceğim. Deprem sonrası üniversiteyi kazanmak için çalışan öğrencilerime yazdığım duayla başlamak istiyorum.

“Şayet üniversiteyi kazanıp, okulu bitirdikten sonra, Müteahhit olup inşaatın demirinden, çimentosundan çalarak, bu milletin 17 Ağustos depreminde yaşadığı sıkıntıları yaşamasına sebep olacak bir müteahhit olacaksanız, Allah size üniversite kazanmayı da okumayı da nasip etmesin!

Şayet üniversiteyi okuyup Doktor olduktan sonra, muayenehanenize gelecek hastaların kalbinden önce cebini muayene edecekseniz, zengin hastalarla ilgilenip fakir hastaların yüzüne bakmayacaksanız, Allah size üniversite kazanmayı da okumayı da nasip etmesin!

Şayet üniversiteyi okuyup Öğretmen olduktan sonra, öğrencilerinizi okuldan, bilgiden, eğitimden soğutacak, ne öğrencilerle ne de velileriyle ilgilenemeyecek, öğrencilerin gelecekleriyle ve umutlarıyla oynayacak bir öğretmen olacaksanız Allah size üniversite kazanmayı da okumayı da nasip etmesin!

Şayet üniversite okuduktan sonra Belediye Başkanı veya yardımcılığı gibi herhangi bir resmi makama çıktıktan sonra, önünüze gelecek evrakları imzalarken araya sıkıştırılmış birkaç TL için, her evrakın altına imza atacaksanız, Allah size üniversite kazanmayı da okumayı da nasip etmesin.”

Bu duayı bazen velilerle yaptığım seminerlerde de okuyorum. Lütfen tüm anne-babalar çocuklarının okul başarısı için çalışırken, ahlaki değerleri vermek için çaba sarf etmeyi ihmal etmesin.

Biz millet olarak cehaletten çektiğimiz kadar, belki de daha fazla, okumuş insanların ahlaksızlığından çekiyoruz. Ahlaksız bir insan, yaşadığı toplumda ne kadar çok yükselirse, ne kadar çok makam ve mevki sahibi olursa, toplumuna o kadar çok zarar verir.

Banka hortumlayanlar okumamış cahiller değil, okumuş ahlaksızlar değil miydi?
Depremde kaybettiğimiz canlar kadar, kaybettiğimiz değerler de yüzümüze bir şamar gibi çarpmadı mı? Hatırlayın o günleri. Deprem bölgesinde acı çeken insanlara yardım elini uzatmak için çırpınan insanlarımız kadar, deprem bölgesine “yağma” yapmak için koşanlar da olmadı mı?

Hangi vicdan izah edebilir böylesi bir canavarlığı? Düşünsenize bir binanın altında can çekişen insanları, çocukları, yaşlıları kurtarmayı değil de, o insanların kollarındaki bilezikleri, cüzdanlarını, elektronik eşyalarını çalmak için oraya koşan insanlar gördük deprem bölgesinde. Bunların sayısı hiç de az değildi.

O binaları yapan müteahhitlerden birisi değil, o binalar için para karşılığı imza atan yetkililerden birisi değil, o insanları yağmalayan vicdansızlardan birisi değil de keşke çocuğunuz ayakkabı boyacısı olsaydı.

Evet evet! Yanlış okumadınız. Keşke çocuğunuz bir ayakkabı boyacısı olsaydı!

Kars’tan İstanbul’a gelen o yaşlı ayakkabı boyacısını asla unutmayacağım. Deprem notlarım arasında en sevdiğim, en duygulandığım olaylardan birisi de bu yaşlı ayakkabı boyacısıdır.

Gazeteciler soruyor yaşlı ayakkabı boyacısına “burada ne işiniz var?” diye. Yaşlı dede, elleri simsiyah, önünde ayakkabı sandığı cevap veriyor:

“Evladım ben Kars’tan geldim. Geçimimi ayakkabı boyayarak sağlıyorum. Deprem bölgesinde insanların çektikleri acıları televizyonlarda izleyince dayanamadım. Param olsa para yardımı yapardım. Ancak imkânım da yok. Yine de evimde rahat oturamadım.

Cebime yol paramı aldım. Sandığımla beraber buraya kadar geldim. Bu insanlara para verecek, ekmek alacak halim yok. Bari hayrına ayakkabılarını boyayayım diye düşündüm.”

Okumuş, ahlâksız bir evlat yetiştireceğinize, okuyamamış ama ahlâklı bir ayakkabı boyacısı yetiştirin daha iyi. Hem bu dünyanızı hem de öteki dünyanızı kurtarmaya vesile olur.

Yalan mı? Yaşlı ayakkabı boyacısının söylediklerini okuyunca içiniz bir tuhaf olmadı mı? O insana da, o insanı yetiştiren anne-babaya da hayır dualar göndermek, “Allah sizden razı olsun!” demek geçmedi mi aklınızdan?

Çocuklarımıza bile dua ederken dikkatli dua etmekte fayda var. Öyle dualarımız vardır ki, kabul edilse daha çok acı çekeriz. En güzel dua HAKKIMIZDA HAYIRLISI!

Evladınız için bile dua ederken “hayırlı evlât” diye dua edin. Okumuş, ahlâksız evlâttan ne ana-babaya, ne de memlekete-millete hayır gelmez.

Çocuklarınızın “karne notlarından” çok “ahlâk notlarıyla” ilgilenin.

Çünkü depremler kıyamete kadar devam edecek.

Bir Cevap Yazın