“OĞLUM,
Türkiye’de hiç bir zaman döviz üzerinden borçlanma.
Başbakan dahil hiç bir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp işlerini onlara göre sakın düzenleme.
Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme, bu davranış kendine güvenini arttırır.
Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkanın varsa ona borç vermeyi teklif et.
Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat,hatta biraz zarar etsen bile böyle yap.
Kredi kartı ile alışveriş yaparken kartını görevliye veya garsona sakın teslim etme, bizzat sen kasaya götür, pos (kredi kartı) cihazından geçişini izle ve makineden çıkan fişin rakamlarını kontrol et.
Kredi kartı şifreni banka görevlisi de olsa bile kimseye söyleme ve ATM makinası kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.
Hiçbir kooperatife üye olma çünkü 1990 senesinden sonra kooperatif yoluyla ev veya arsa sahibi olmanın hiçbir avantajı kalmadı.
İş hayatı,
En zor taklit edilen imza, bir defada kalemi kağıttan kaldırmadan atılan imzadır. imzanı bu şekilde atmaya gayret et, en büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma…
Her kime olursa olsun kefil olacaksan deyebileceğin rakamdan fazlasına kefil olma, kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atma, aksi takdirde herşeyini kaybedebilirsin.
Bir arkadaşına borç verirken her zaman geri gelmeyebileceğini düşünerek, seni üzmeyecek bir tutarda borç ver.
İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de küçük görme, iş yerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.
Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma. Hiçbir zaman görevde iken bir devlet memuruna hakaret etme, hatta ona vurmayı aklından bile geçirme. Aksi takdirde bir yıla kadar hapis cezası alabileceğini unutma.
Noterde işin olduğunda mümkünse sabah gitmeye çalış.
Otomobil için,
Otomobil satın alınırken satışı en kolay olan marka ve modelde araç satın almaya gayret et. bu senin hazır para kaynağın olmalıdır. Çünkü insanın büyük paraya ne zaman acilen ihtiyaç duyacağı belli olmaz.
Otomobiline binmeden önce lastikleri, kullanırken motor hararetini,araçtan indiğinde camları ve kapıların kilitlerini kontrol etmeyi unutma..
Güvenebileceğin bir tamircinin telefonu her zaman yanında olsun. Mümkünse aynı marka otomobilin yeni modellerini satın al, böylece tamircin hep aynı kalır.
Otomobilinin periyodik bakımı ile trafik ve sigorta belgelerinin tam ve eksiksiz olmasına dikkat et. Arabanının tüm emniyet ve güvenlik sistemleri tam olsa bile ayrıca alarm taktır. Hırsızı caydıracak tek şey budur.
Ev yaşamında,
İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su tesisatçısının adresi kolayında olsun. Sabah uyandığında yatağını mutlaka topla.İş kıyafetini çorabın da dahil olacak şekilde akşamdan hazırla, gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, ancak kendi giyeceklerinin ütüsünün tamamını her zaman kendin yap.
Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi mutlaka öğren. Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.
Ev içinde çorapla veya yalınayak gezme. Mümkünse sadece ev içinde giyebileceğin rahat bir spor ayakkabın olsun.
Eşin, akşam yemek hazırlarken mutfaktan ayrılma yardımcı ol, yemekten sonra sofrayı mutlaka sen topla. Mümkünse her yemekten ve tatlı yedikten sonra dişini fırçala, yemek aralarında yediğin aperatiflerden sonra ağzını suyla çalkala, yanında mentollü veya naneli sakızın her zaman olsun.
Yemek öncesi ve yemek sırasında bol su iç.
Tatil yaparken,
Tatile, sağlık ve eğitime harcayacağın paraya acıma. Her yıl yeni bir tatil yöresinde tatilini geçirmeye özen göster. Bu sana ömür boyunca kırk yada elli farklı yerde tatil yapman demektir.
Sakın devremülk alma, bu senin ömür boyunca aynı yerde ve aynı zamanda tatil yapman anlamına gelir ki belli bir zaman sonra tad vermez. Ayrıca bütün yıl sabit masraflar ise işin fazladan tuzu biberi olur.
Özel hayatında,
Eşinle kendi aranda mesafeyi yok etme; her zaman onunda bir özel yaşamı olduğunu kendi arkadaşları ile gezip eğlenme hakkı olduğunu unutma.
Eşinin yükselen burcunu karakterini çok iyi öğren. Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, tiyatroya bilet al..onu iyi bir restoranda mutlaka akşam yemeğine götür.
Sadece; Allah’tan, evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanın öfkesinden, korkusuz insanın cesaretinden ve kendi nefsinden kork..
Ben bunların çoğunu yapamadım ama sen yap…! Baban…
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Salı, 08 Mayıs 2007, 17:53 tarihinde Hayatı Anlamak kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....










Okumaya başladığımızda “Aman bunları bizde biliyoruz” deriz. Buna rağmen çoğunu da uygulamayız. Küçük şeylerle vakit öldüremeyiz ya.Bilmiyoruz ki hayat bu küçük şeylerden oluşuyor…
mutluluk ayrıntıda gizlidir….
gerçekten herkesin kulağına küpe olucak nasihatlarr mutlaka okunmalı.
Sitede emegi gecen herkese tesekkurler
http://www.1bilgi.com
Sizleride sitemize bekliyoruz
Nice yillara…
[...] İlginç bir BABA nasihati… [...]