Bir insana, zorla bal yedirmeye çalışsanız, o insan bal yemek istemez. Zorla ağzına bal tıkamaya çalışsanız, baldan tiksindirirsiniz. Daha önemlisi, balı vermeye çalışan kişinin kim olduğudur. Eğer insan, kendisine bal yedirmeye çalışan kişiyi sevmiyorsa, onun elinden hiçbir şey yemek istemez. Kalbine giremediğiniz insanın beynine giremezsiniz.

Din gibi bir yaşam biçimini anlatmaya, öğretmeye, aşılamaya çalıştığınız bir insanı, evladınız bile olsa, korku ve baskıyla ikna (!) etmeye çalışırsanız, ya dinden uzaklaştırırsınız, ya da münafık karakteri geliştirmesine sebep olursunuz.

Babasının zoruyla, baskısıyla dershaneye devam eden bir öğrencim vardı. Elinden geldiği kadar derslerden kaçar, girdiği derslerde yaramazlık yapardı sürekli. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi kazanmayınca, babası “illa okuyacaksın!” düşüncesiyle dershaneye göndermişti.

Lise mezunu gencin, bu dünyada en nefret ettiği şey, ders çalışmaktı. Çünkü babası baskı ve dayakla dershaneye göndermişti. Babasına inat ders çalışmayan bu öğrencimin tavırları, bana çok şey öğretti.

İlahiyatçı bir arkadaşımla “Dinde zorlama yoktur!” ayeti üzerine konuştuk. “’Müslüman olmayan birini, Müslüman yapmaya zorlayamazsınız!’ anlamına mı geliyor bu ayet?” diye sordum. Çünkü birçok insan bu ayeti öyle yorumluyor. Evladına, öğrencisine baskı / zorlama yapan birçok insan bu yorumun arkasına sığınıyor.

Arkadaşım bana, bu konu için Elmalılı Hamdi Yazır’ın Tefsirine bakmamı tavsiye etti. Bakara 256’da geçen, Dinde zorlama yoktur ayetinin tefsirinde, Elmalılı Hamdi Yazır, şu ifadeleri kullanıyor:

Şu halde din, “zorlayınız” demez. Zorlama meşru ve muteber olmaz. Zorlama ile yapılan amelde dinin vaad ettiği sevab bulunmaz. Rıza ve iyi niyet bulunmayınca hiçbir amel ibadet olmaz. “Ameller, ancak niyetlere göredir.” Dinin isteklerinin hepsi, zorlamasız, iyi niyet ve rıza ile yapılmalıdır. Zorlama ile itikat (iman) mümkün değildir. Zorlama ile gösterilen iman, gerçek iman değil, zorlama ile kılınan namaz, namaz değildir. Oruç da öyle, hac da öyle, cihad da öyledir…

Allah bile zorlamıyor!
Demek ki çocukların eylemine değil niyetlerine çalışmalı. Çocukların bedenlerini değil, kalplerini ısındırmalı.

Allah (cc) isteseydi, ezan okununca namaza durmayanı, nefessiz bırakırdı.

Allah (cc) isteseydi, Ramazanda yemek borumuzu tıkardı. İftar saatine kadar hiçkimse yemek yiyemezdi.

Allah (cc) isteseydi, Hacca gitmeyenin ayaklarını felç ederdi.

Allah (cc) isteseydi, zekât vermeyenin parasını yok ederdi.Ancak Allah (cc), bunları yapmamız konusunda bizi ikna edip, iştahlandırmaya çalışır. Allah emreder, ancak zorlamaz.

Allah (cc) tavsiye eder.
Allah (cc) “severim!” diyerek teşvik eder. Allah (cc) “yakarım!” diyerek tehdit eder.

Allah (cc) “itaat edin, cennetime girin!” diyerek motive eder.

Allah (cc) “kılmazsanız hem dünyanız hem ahretiniz berbat olur!” diye uyarır.

A llah (cc), cennetten sahneler anlatarak heveslendirir.
Allah (cc), cehennemden sahneler anlatarak ürkütür.

Allah (cc), geçmiş kavimlerden örnekler vererek ibret almamızı sağlar.

Allah (cc), parça parça isteyerek, alıştırır.
Allah (cc), günahlarımızı affederek, yeniden imkân verir.

Allah (cc), mezardan ve kabir hayatından bahsederek, irkilmemizi sağlar.

Allah (cc), nefsini Firavun edenlerin, Nuh’un gemisine binmeyenlerin, İbrahim’i ateşe atmaya çalışanların ibretlik sonunu hatırlatır.

Yaşayatarak öğretin…
Oğlu namaz konusunda gevşek olan bir Anne, “Gençlik fani, ölüm var evlat” diyerek oğluna nasihat ediyormuş sürekli. Bir akrabalarının cenazesi olunca, oğluyla birlikte gitmişler cenaze evine. Evde cenazeyi gören, tabutta cenazeyi taşıyan, cenazenin toprağa verilişini seyreden delikanlı eve gelince, “Anne şimdi daha iyi anlıyorum bana ölümü hatırlatmanı!” demiş. O günden sonra namazlarına daha çok dikkat etmeye başlamış.

Kızının kapanmasını çok isteyen bir arkadaşım, kızını ikna etmekte zorlanacağını anlayınca, onu İmam Hatip Lisesine verdi. Kızının İmam Hatip Lisesinde edindiği arkadaş çevresinin neredeyse tamamı kapalı olduğu için, kızı daha çabuk ikna oldu. Babası zorlamadan kapandı.

“Dinde zorlama yoktur!” ayetini, çocuklarınızı / öğrencilerinizi ilâhî emir ve yasaklardan “ikrahlandırmayın. Onları, birçok farklı yöntem deneyerek, “iştahlandırın!” diye anladım.

Hâlâ, evladına, öğrencisine baskı yapma, zorlama hakkının olduğunu düşünenler, Nuh (as)’ın gemiye binmeyi kabul etmeyen oğluyla kurduğu ilişkiyi incelesinler. (Hûd, 42-43)

Tüm anne babaların ve eğitimcilerin kulaklarına küpe etmeleri gereken bir Hadis ile bitireyim:

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın.
Müjdeleyin, nefret ettirmeyin”

Bir Cevap Yazın