Belediyelerde yaşanan yolsuzluk olayları sık sık gündeme geliyor. Bir insanın Belediye Başkanı olmadan önceki serveti ile Belediye Başkanı olduktan sonraki serveti arasında büyük bir uçurum varsa, bu uçurumu izah edecek yalanların hepsi, insanı komik duruma düşürür.

Anadolu’nun küçük bir kasabasında bile Belediye Başkanı olsa bir insan, aldığı maaş onu rahatlıkla geçindirecek kadar iyidir. Devlet, vatandaşa hizmet etsin diye, yüksek miktarda maaş verir Belediye Başkanlarına. Yardımcıları ve daire müdürleri de, Türkiye şartlarının üstünde geçinecek imkanlara sahiptirler.

Maddi ihtiyaçları olmadığı halde, hiç kimseye muhtaç olmadıkları halde, birçok imkana sahip oldukları halde, bazı insanlar neden sürekli yolsuzluk yaparak daha çok para kazanma ve biriktirme hırsına girerler?

Açlıktan hırsızlık yapan bir insanı anlarım. Yolsuzluk yapan yöneticilerin sorunu açlık değil açgözlülüktür. 

Birkaç yıl önce bir Cezaevine konferans için gittim. Konuşmamın sonlarına doğru, “Bizim bu memlekette öyle delikanlı adamlara ihtiyacımız var ki, makamlarında otururken masalarına bir çanta dolusu dolar koyarak imza isteyen insanları odalarından kovmalı. Para dolu çantaya tekme atacak kadar delikanlı insanlara / yöneticilere ihtiyacımız var” gibi cümleler kurdum.

Ben bu cümleleri kurunca salonda bir soğukluk hissettim, ancak sebebini anlayamadım. Konferanstan sonra Gardiyan arkadaş koluma girerek, ‘Hocam, sen ne yaptın öyle?’ dedi.

Şaşırmıştım. ‘Ne yaptım ki?’ dedim.

Gardiyan tebessüm ederek, ‘Hocam sen bilmiyor musun ki, bu cezaevinde yatanların çoğu yolsuzluktan yatıyorlar. Eski Belediye Başkanları, daire amirleri, müdürler var. Hatta içerde sizi dinleyenler arasında eski bir kaymakam, eski bir emniyet müdürü bile var. Hepsi de rüşvet almaktan yatıyor. Hatta arka sıralarda sizi dinleyen sakallı bir arkadaş vardı. O arkadaş eski bir imam” dedi.

‘İmamın ne işi var!’ burada diye sordum. Gardiyan: ‘On yıldan fazla imamlık yapmış o arkadaş. Sonra bir yerde müdürlük almış. Bir Dönem Belediye Başkanlığı bile yapmış. Belediye Başkanlığı döneminde aldığı rüşvetler yüzünden burada yatıyor birkaç yıldır.’

 Eski yöneticilerin düştüğü duruma “Yazıklar olsun!” derken, eski imama “İki kere yazıklar olsun!” dedim içimden. Yıllarca cemaate “Rüşvet alanda verende melundur” hadisini anlatan bir din görevlisi, makama oturunca rüşvetsiz imza atmamaya başlamışsa, ona binlerce kez yazıklar olsun demek geliyor insanın içinden. 

 İhale komisyonu almak caiz mi?

Bu yaşadığım olayı bir arkadaşıma paylaşınca bana “Belediye Başkanının aldığı para rüşvet değil, ihale komisyonu!” dedi. Bu cümleyi kurarken alaycı bir tavırla konuştu. Ben “Ne demek istiyorsun?” dedim. Arkadaşım alaycı tavrıyla anlatmaya başladı.

“Senin anlattığın imam gibi bazı olaylara bende şahit oldum. Hatta eski arkadaşlarımdan bazılarının komisyon almadan imza atmadıklarını duydum. Birkaçına sitemimi ilettim. Yaptıklarının yanlış olduğunu, Allah’tan korkmaları gerektiğini söyledim. Rüşvet yemenin haram olduğunu bile bile evlatlarının kursaklarından o haram lokmaları geçirmelerinin ne kadar yanlış olduğunu söyledim.  Dindar arkadaşım bana ‘Bizim aldığımız para rüşvet değil, ihale komisyonu’ demişti.

Anlayacağın solcunun yediği rüşvetin adını, bizim bazı sağcı arkadaşlarımız, ihale komisyonu olarak değiştirmişler. Sanki, adı değişince, haram para helal paraya dönüşüyormuş gibi, rahatlıkla alıp yiyebiliyorlar.”

Eyn’Allah?

İbn-i Mesud, Medine civarında Piknik yaparken bir çoban rastlar. Çobanı sofraya davet eder İbn-i Mesud. Çoban “Ben oruçluyum!” diyerek teşekkür eder. İbn-i Mesud çobanı imtihan etmek için, “Bana bir koyun sat, keseyim yarısı da senin olsun!” der. Çoban bozulur ve sinirlenir. “Bu koyunlar bana ait değil. Benim satmaya yetkim yok!” der. İbn-i Mesud, “Kime ait olduğu önemli değil ki. Etin yarısı senin olacak. Sürünün sahibi sorarsa,’telef oldu’ dersin.” demiş. Çoban da yüksek sesle “Eyn’Allah?” (Allah Nerede?) demiş ve oradan uzaklaşmış.

O günden sonra İbn-i Mesud o çobanı nerede görse “Eyn’Allah?, Eyn’Allah?” diyerek ona takılırmış.

Allah, müdürün odasında.

Allah, daire başkanının makamında.

Allah, ihale zarflarının açıldığı odada.

Allah, tapu müdürlüğünde.

Allah, Belediye Başkanının odasında.

Belediye Başkanları, daire amirleri, müdürler makam odalarına “Eyn’Allah?” yazılı büyük bir levha asmaları gerek.

Çünkü Allah her yerde…

Bir Cevap Yazın