Belediyelerde yaşanan yolsuzluk olayları, tekrar gündeme gelmeye başladı. Bir insanın Belediye Başkanı olmadan önceki servet ile Belediye Başkanı olduktan sonra ki servet arasında büyük bir uçurum varsa, bu uçurumu izah edecek yalanların hepsi insanı komik duruma düşürür.
Anadolu’nun küçük bir kasabasında bile belediye başkanı olsa bir insan, aldığı maaş, onu rahatlıkla geçindirecek kadar iyidir. Devlet, vatandaşa hizmet etsin diye yüksek miktarda maaş verir belediye başkanlarına. Yardımcıları ve daire müdürleri de, Türkiye şartlarının üstünde geçinecek imkanlara sahiptirler.
Maddi ihtiyaçları olmadığı halde, hiç kimseye muhtaç olmadıkları halde, birçok imkana sahip oldukları halde, bazı insanlar neden sürekli yolsuzluk yaparak daha çok para kazanma ve biriktirme hırsına girerler?
Açlıktan hırsızlık yapan bir insanı anlarım. Yolsuzluk yapan yöneticilerin sorunu açlık değil açgözlülüktür.
* * * * *
Birkaç ay önce, bir Cezaevine konferans için gittim. Konuşmamın sonlarına doğru, “Bizim bu memlekette öyle delikanlı adamlara ihtiyacım var ki, makamlarında otururken, masalarına bir çanta dolusu dolar koyarak imza isteyen insanları odalarından kovmalı. Para dolu çantaya tekme atacak kadar delikanlı insanlara / yöneticilere ihtiyacımız var” gibi cümleler kurdum.
Ben bu cümleleri kurunca salonunda bir soğukluk hissettim, ancak sebebini anlayamadım. Konferanstan sonra Gardiyan arkadaş koluma girerek, “Hocam, sen ne yaptın öyle?” dedi.
Şaşırmıştım. “Ne yaptım ki?” dedim.
Gardiyan tebessüm ederek, “Hocam sen bilmiyor musun ki, bu cezaevinde yatanların çoğu yolsuzluktan yatıyorlar. Eski belediye başkanları, daire amirleri, müdürler var. Hatta içerde sizi dinleyenler içersinde eski bir kaymakam, eski bir emniyet müdürü bile var. Hepsi de rüşvet almaktan yatıyor. Hatta arka sıralarda sizi dinleyen sakallı bir arkadaş vardı. O arkadaş eski bir imam” dedi.
“İmamın ne işi var!” burada diye sordum.
Gardiyan: “On yıldan fazla imamlık yapmış o arkadaş. Sonra bir yerde müdürlük almış. Bir dönem belediye başkanlığı bile yapmış. Belediye başkanlığı döneminde aldığı rüşvetler yüzünden burada yatıyor birkaç yıldır.”
Eski yöneticilerin düştüğü duruma “Yazıklar olsun!” derken, eski imama “İki kere yazıklar olsun!” dedim içimden. Yıllarca cemaate “Rüşvet alanda verende melundur” hadisini anlatan bir din görevlisi, makama oturunca rüşvetsiz imza atmamaya başlamışsa, ona binlerce kez yazıklar olsun demek geliyor insanın içinden.
* * * * * *
İhale komisyonu almak caiz mi?
Bu yaşadığım olayı bir arkadaşıma paylaşınca bana “Belediye başkanının aldığı para rüşvet değil, ihale komisyonu!” dedi. Bu cümleyi kurarken alaycı bir tavırla konuştu. Ben “Ne demek istiyorsun?” dedim.
Arkadaşım alaycı tavrıyla anlatmaya başladı.
“Senin anlattığın imam gibi bazı olaylara bende şahit oldum. Hatta eski arkadaşlarımdan bazılarının komisyon almadan imza atmadıklarını duydum. Birkaç tanesine sitemimi ilettim. Yaptıklarının yanlış olduğunu, Allah’tan korkmaları gerektiğini söyledim. Rüşvet yemenin haram olduğun,u bile bile evlatlarının kursaklarından o haram lokmaları geçirmelerinin ne kadar yanlış olduğunu söyledim. Dindar arkadaşım bana ‘Bizim aldığımız para rüşvet değil, ihale komisyonu’ demişti.
Anlayacağın solcunun yediği rüşvetin adını, bizim bazı sağcı arkadaşlarımız, ihale komisyonu olarak değiştirmişler. Sanki, adı değişince, haram para helal paraya dönüşüyormuş gibi rahatlıkla alıp yiyebiliyorlar.”
* * * * *
Eyn’Allah?
İbn-i Mesud, Medine civarında Piknik yaparken bir çoban rastlar. Çobanı sofraya davet eder İbn-i Mesud.
Çoban “Ben oruçluyum!” diyerek teşekkür eder.
İbn-i Mesud çobanı imtihan etmek için, “Bana bir koyun sat, keseyim yarısı da senin olsun!” der.
Çoban bozulur ve sinirlenir. “Bu koyunlar bana ait değil. Benin satmaya yetkim yok!” der.
İbn-i Mesud, “Kime ait olduğu önemli değil ki. Etin yarısı senin olacak. Sürünün sahibi sorarsa,’telef oldu’ dersin.” demiş.
Çoban da yüksek sesle “Eyn’Allah?” (Allah Nerede?) demiş ve oradan uzaklaşmış.
O günden sonra İbn-i Mesud o çobanı nerede görse “Eyn’Allah?, Eyn’Allah?” diyerek ona takılırmış.
* * * * * *
Allah, müdürün odasında…
Allah, dair başkanının makamında…
Allah, ihale zarflarının açıldığı odada…
Allah, tapu müdürlüğünde…
Allah, Belediye başkanının odasında…
Belediye başkanları, daire amirleri, müdürler, makam odalarına “Eyn’Allah?” yazılı büyük bir levha asalara fena olmaz.
Çünkü Allah heryerde…
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Perşembe, 18 Mart 2010, 02:10 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














FAİZİN İSMİNİ DE NEMALANDIRMA OLARAK ÇOĞULARINA YUTTURDUKLARI GİBİ
slm sayıyın sait bey düşüncelerin cok güzeldel gercekden hani herkez senin gibi düşünse bakıyorumda tam bir ana dolu insanının düşüncelerini taşıyosunuz tabiki eski anadolu şimdi oralarıda bozdular aslında bizim memleketimiz cok güzel insanımız cok güzel ama neden böyle oldu anlaşılır gibi değil ama şu bir gercekki kim ne ekerse onu bicecek ben bu memlekede iş bulamıyorum neden dersen dürüst olduğumuzdan bulamayızda işinizde başarılar dilerim sağlık sevgi hoş görü diliyorum hamdi
selam hocam inanın aynen söylediğiniz doğrudur ama biz anlamıyoruz. Allah c.c. bize anlamayı nasip etsin siz gerçeği doğruyu söylemeye devam edin hocam saygılar Yüce rabbim yar ve yardımcın olsun
allah kimseyi doğruluktan ayırmasın inşallah