Bu yazıyı okurken en çok başlık dikkatinizi çekmiştir. Milli Eğitim Bakanını sevmeyenler de, sevenler de “ne diyor acaba?” diye meraktan okumaya başlayacaklar.

Peşin söylüyorum, yazıyı sonuna kadar okumadan, kimse kızmasın da alınmasın da. Bu bir kurgu yazısıdır. Böyle bir kurgu yazmak günahsa vebali benim boynuma.

Yazıyı yazarken ne kimseyi övmek, ne de yermek niyetindeyim. Okuyan herkesi düşünmeye sevk etmek için tüm yazıyı sorularla doldurdum. İnsanı insan yapan, insanı diğer canlılardan ayıran tek özelliği düşünme yeteneği değil mi?

                İlk sorum başlıktaki soru:

                Hz. Peygamber Milli Eğitim Bakanı olsaydı ne yapardı?

                Eğitim sistemini daha kaliteli hale getirmek için gece gündüz çalışmaz mıydı?

                Kalabalık sınıflarda eğitim almaya çalışan çocukların, daha rahat ortamlarda ders işleyebilmesi için çaba sarf etmez miydi?

                Ekonomik sıkıntılar yüzünden mesleğini rahatça yapamayan öğretmenlerin maaşlarını artırmak için, hükmet yetkililerini sıkıştırmaz mıydı?

Bir ülkenin geleceğinin gençliği olduğu şuuruyla hareket etmez miydi?

                Milli Savunma Bakanından, Genel Kurmay Başkanından çok daha büyük bir sorumluluğu olduğunun bilincinde olmaz mıydı?

                İkinci soru:

                Hz. Peygamber Milli Eğitim Müdürü olsaydı ne yapardı?

                Sorumlu olduğu il/ilçe sınırları içindeki tüm okul yöneticilerinin ve öğretmenlerinin rahat bir ortamda mesleklerini yerine getirmeleri için uğraşmaz mıydı?

                Sorumlu olduğu il/ilçe sınırları içerisinde okuyan çocukların ve gençlerin kötü şartlarda eğitim aldığını duysa bundan rahatsız olmaz mıydı?

                Geleceğimiz olan gençlerimiz için kurulmuş olan tuzaklardan onları korumak için gece gündüz uğraşmaz mıydı?

                Üçüncü soru:

                Hz. Peygamber bir okul müdürü olsaydı ne yapardı?

Her sabah okuluna gelen öğretmenlerin, çocuklarını okula getiren velilerin ve okuluna her sabah gelen çocukların, çok rahat ve temiz bir ortamda bulunabilmeleri için elinden gelen her şeyi yapmaz mıydı?

                Her sabah taze zihinle sınıfa giren çocukların eğitiminde sorumlu olan öğretmenlerin rahatlığını düşünüp, onların da mesleklerini daha verimli yapabilmesi için okulunda “eğitimcinin eğitimi” programları düzenlemez miydi?

                Dördüncü soru:

                Hz. Peygamber bir öğretmen olsaydı ne yapardı?

                “Bu kadar kötü şartlarda bu meslek yapılır mı?” diye düşünür müydü?

                “Nasıl olsa devlet memuru oldum, çocuklara daha faydalı olmak için daha çok çaba sarf etmeme ne gerek var?” der miydi

                “Ben ev geçindirme derdindeyim! Bu kadar düşük maaşla nasıl daha verimli olayım ki!” cümlelerinin arkasına saklanır mıydı?

                “Sistem ezbere dayalı kardeşim! Önce sistemi düzeltsinler!” gibi bahanelerle çocuklara ahlak ve karakter eğitimi vermek için çaba etmemesinin haklı gerekçeleri olduğunu savunur muydu?

                “Anne babası terbiye vermemişse benim yapacak hiçbir şeyim yok!” der miydi?

                “Ben dershane öğretmeniyim! Konumu anlatır, testleri çözdürürüm. Ahlaki değerlerden bahsetmek benim görevim değil ki!” diye düşünür müydü?

                “Çok doğru yazmışsın hocam! Eğitim şart! Eğitimciler işini daha iyi yapmalı!” diye düşünenlere sesleniyorum.

                Eğitimci olduğum için emeğimi de, kalemimi de eğitim sistemi sorunları ve çözümleri üzerine yoğunlaştırıyorum. Benim yazılarımı sadece eğitimciler okumuyor. Bu yazıyı okuyan herkes üzerine düşen payı almalı.

                Hz. Peygamber her akşam bir dizi mi izlerdi, yoksa çocuklarını/torunlarını dizlerini oturtup, onlara geçmiş peygamberlerin hayatlarından alınacak ibretli hikayeleri mi anlatırdı?

                Şayet Hz. Peygamber devlet dairesinde memur olsaydı, sırada vatandaşlar işlerini yaptırmak için beklerken bilgisayarın başında oturup internetten sohbet etmenin kul hakkı olduğunu düşünmez miydi?

                Hz. Peygamber belediye yetkilisi olsaydı “rüşvet karşılığı” evrak imzalar mıydı?

                Hz. Peygamber Zabıta/Polis olsaydı, rüşvet alır mıydı?

                Hz. Peygamber Patron olsaydı, işçilerini sigortasız çalıştırır mıydı?

                Hz. Peygamber Müteahhit olsaydı, inşaatın demirinden çimentosundan çalar mıydı?

                Hz. Peygamber Avukat olsaydı, yanlış tarafı para için savunur muydu?

                Devlet dairesinde görevli herhangi bir memur bu yazıyı okurken, vatandaşın işini ihmal etmeye devam ediyorsa, yazıda verilmek istenen mesajı anlamamış demektir. Anlamışsa hemen bilgisayarın başından kalkıp vatandaşın işini görmeli.

Ey Allah’ım!

                Böyle bir kurgu yazısı yazmak günahsa, beni affet!

Değilse;

                Okuyanlara anlama kabiliyeti, anlayanlara anladıklarını uygulama iradesi ver.

Bir Cevap Yazın