Adalet ve yönetim denilince, İslam tarihinin parlayan yıldızı şüphesiz Hz. Ömer’dir. Okul yıllarında hocalarımdan, ailem ve çevremden de defalarca Hz. Ömer’in hayatını dinlemiştim. Ancak geçen yıl tekrar Hz. Ömer’in hayatını okudum. İmam Şibli’nin kaleminden tekrar okuyunca bir kez daha hayran kaldım Hz. Ömer’e.

                Türkiye’nin üç katı büyüklüğünde bir coğrafyayı, o zamanın şartlarında, böylesi bir adaletle nasıl yönettiğine hayran kalmamak mümkün değil. Tüm arkadaş çevreme, hangi yaşta olursalar olsunlar, Hz. Ömer’in hayatını tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.

                “Ömer sağ kaldıkça içinizde fitneler zuhur etmez” diyerek, Hz. Ömer’in adil yönetiminin fitneyi nasıl engelleyeceğini belirten Peygamberimiz (as), tüm insanlığa bir çağrı yapıyor aslında. Bu hadisten hem yöneticilere hem de yöneticilerini seçenlere çok anlamlı bir mesaj var.

                Yöneticilere; “Siz toplumunuzu yönetirken, Hz. Ömer gibi adil davranırsanız, o toplumda fitne çıkmaz” mesajını veriyor.

Yöneticilerini seçen halka da; “Yaşadığınız toplumda fitne çıkmasını istemiyorsanız, huzur içerisinde yaşamak istiyorsanız, Hz. Ömer gibi adil olan bir yönetici seçin” mesajını veriyor.

                Yazımın konusu Hz. Ömer’in hayatı değil elbette. Ancak Hz. Ömer’in adalet ve yönetim konusundaki hassasiyetine vurgu yapmak istiyorum bu yazımda.

                “Hz. Ömer Belediye Başkanı seçilseydi nasıl davranırdı?” sorusunun cevabını ararken, Belediye Başkanı seçilen herkese ders olması temennisiyle kaleme aldım bu yazıyı.

                Hz. Ömer’in bir zaferden sonra ki nasihati;

                “…Namus ve doğruluktan ayrılacak olursanız, Allah size ihsan ettiği başarı ve üstünlüğü sizden alır, bu memleketleri (makamları) başkalarına verir.”

                Hz. Ömer, belediye başkanı seçildiğini öğrendiği andan itibaren, omzuna aldığı sorumluluğun, ateşten gömlek olduğu bilinci kalbini titretirdi. Yönetimi sorumluluğunda olan tüm insanların hizmetkarı olduğunu asla aklından çıkartmaması gerektiği düşüncesiyle hareket etmeye başlardı.

                Hz. Ömer makamın gururuna kapılmazdı.

                Başkan seçildikten sonra makam odasında gururla oturan, yanında çalışan personelle aynı masada yemek yemeyen, kendisine oy veren vatandaşla arasına duvarlar ören Belediye Başkanları, Hz. Ömer’in hayatını tekrar okumadan göreve başlamamalı.

                Hz. Ömer’in, Halife seçildikten sonra yaptığı konuşmalardan birini, seçilen tüm Belediye Başkanlarının, önce Belediye personeline sonra da tüm halkına yapmasını isterdim.

                “Müslümanlar! Ben sizi kendine kul köle yapan bir kral değilim. Ben de sizin gibi Allah’ın bir kuluyum. Aramızda ki fark, benim ayrıca başkanlık ve idarecilik gibi bir yükü omzumda taşımamdır. Sizi rahat, güvenli ve huzur içinde yaşatabilirsem ne mutlu! Sizi kapımda bekletmek ve hizmetçi yapmak düşüncem olsaydı, benden daha talihsiz ve fena bir kimse olamazdı. Ben size sözlerimle değil, davranışlarımla örnek olmak isterim.”

Belediye bütçesi yetim malı gibidir.

                Hz. Ömer devlet malı için (Belediye bütçesi); “Benim sizin mallarınız (ortak hazine) üzerindeki hakkım, bir velinin velayeti altındaki yetimin malları üzerindeki hakkı gibidir” diyor.

                Belediye bütçesini kullanırken yandaşlarına peşkeş çeken, ihalelerden komisyon alarak zengin olan, çevresinin belediye parasıyla zengin olmasına göz yuman, ihalelere fesat karıştıran herkes, yetimin malını çalan hırsız kadar suçlu ve günahkardır.

Liyakat, akrabalıktan önce gelir.

Hz. Ömer’in en büyük hassasiyetlerinden birisi de “emaneti ehline verme”  çabasıdır. Bir görevlendirme yaparken, yakın çevresine, kendine destek (oy) verenlere değil, işi ehline teslim etmek için ülkenin her yanında araştırmalar yaparmış.

Belediye Başkanlığı yarışında “Hz. Ömer’in adaletini getirmeye geliyorum!” diyerek, milletten oy alıp, yolsuzluk ve adam kayırmadan başka bir şey yapmayanlar, Hz. Ömer’in yüzüne nasıl bakacaklar?

Belediye başkanı seçilir seçilmez belediyenin giriş kapısına “Rüşvet alan da veren de melundur” hadisini yazabilirsiniz. Ancak uygulamada, “Rüşvet alan da veren de memnundur” davranışını gösterirseniz, rüşvet çarkı önce sizi yutar.

Hz. Ömer’in adaletini ve yönetim anlayışını, duvarlara değil, icraatlarına yazmalı belediye başkanları.

Bir Cevap Yazın