Allah, Kur’an’da birçok Peygamberin hayatını anlatıyor. Yaşadıkları sıkıntıları, ilahi emirleri yaymak için çektikleri çileleri yüzyıllardır okuyor insanlık. Her Peygamberin hayatından alınacak büyük dersler var elbette. Peygamberlerin hayat hikayelerinin anlatılmasının sebebi üzerine düşünmek gerek.

Allah (cc); “Ey İnsanlar! İnsanlığın yolunu aydınlatan Peygamberlerimin hayat hikayelerini okuyun! Onların hayatları size yol göstersin!” diyor.

Her Peygamberin hayatından alınacak birçok ders var elbette. Sebebi konusunda bir yorum yapamasam da, beni en çok etkileyen, Hz. İbrahim (as)’ın hayat hikayesidir. Çocukluğu, tefekkürü, babasına bile karşı gelmesi, aklını kullanması, en tepedekilerin bile yüzüne karşı konuşma cesareti, ateşe atılırken bile Allah’a teslimiyeti, evladını feda etmeyi göze alması, Kâbe’yi inşa etmesi…..

Öncelikle Hz. İbrahim denilince aklıma nelerin geldiğini sıralamak istiyorum.

Hz. İbrahim denilince aklıma ilk gelen şey, etrafında sürekli bir arayış içerisinde olmasıdır. Daha küçük yaştan itibaren “tefekkür” ediyor Hz. İbrahim.

Hz. İbrahim denilince aklıma “tefekkür” etmek, sürekli arayış içerisinde olmak geliyor.

Yıldızlara bakıp “Benim Rabbim bu!” demiş, fakat yıldızların kaybolduğunu görünce, “Bu benim Rabbim olamaz!” diyerek aramaya devam etmiştir.

Ay’ı görünce “Benim Rabbim bu!” demiş fakat ay’da kaybolunca, “Bu da benim Rabbim olamaz!” diye aramaya devam etmiş.

Yıldızlardan ve ay’dan çok daha büyük ve parlak olan güneşi görünce “Benim Rabbim bu!” demiş. Fakat güneşte kaybolunca “Bu da benim Rabbim olamaz!” diye vazgeçmiş.

Allah’ı arayıp bulmasından dolayı, Allah (cc) “Halil’im” demiştir Hz. İbrahim’e.

Hz. İbrahim denilince aklıma “cesaret” geliyor.
Hz. İbrahim’in babası put yapıp satan biri olmasına rağmen, babasına bile karşı çıkmıştır. Hz. İbrahim demek baban bile yanlış yapsa itiraz edeceksin demektir.

Putlara tapan bir kavim içinde olmasına rağmen kavminin yanlış yaptığını onlara göstermek için, bütün putları kırmış ve baltayı en büyük putun üstüne asmış. Kavminden gelecek büyük tepkiyi göze alacak kadar cesurdur Hz. İbrahim.

Kendisini suçlayan kavmine putları o büyük putun kırmış olabileceğini söyleyince kavmi “Putlar konuşamaz ki. Biz onlara nasıl soralım?” diye itiraz edince “Konuşamayan hatta kendilerini bile korumaktan aciz olan bu putlara niçin tapıyorsunuz?” demiştir.

“Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk” diyen kavmini, yanlış yaptıkları konusunda ikna etmeye çalışmış. Allah’a sığınarak, herkesi karşısına almaya cesaret etmiştir.

Hz. İbrahim denilince aklıma “kararlılık” geliyor. İbret olsun diye kocaman bir ateşe atılmak üzere olduğunuzu düşünün. Putlara hakaret etmekten vazgeçmezseniz, sizi o ateşe atacaklarını söyleseler ne yapardınız? Allah’tan başkasına eğilmeyecek kadar kararlı olabilir misiniz? Kararlı olduğunuzu Nemrud’un yüzüne karşı haykırabilir miydiniz? Hz. İbrahim ateşe atılacağını bile bile vazgeçmeyecek kadar kararlı davranmıştır.
Hz. İbrahim denilince aklıma “fedakârlık” geliyor.

Allah’a adamaya söz verdiği oğlunun gırtlağına bıçağı dayayacak kadar fedakâr bir Peygamberdir Hz. İbrahim. “Allah sizden evladınızı bile istese, tereddüt etmeden evladınızın gırtlağına bıçağı sürteceksiniz!” demektir Hz. İbrahim.

Allah (cc), Hz. İbrahim’i acılarla, sıkıntılarla inşa etmiş, Hz. İbrahim’de Kâbe’yi inşa etmiş. Acılarla yoğrulmuş bir hayat demektir, Hz. İbrahim.

Yazıya, neden “Hz. İbrahim ve İbrahim Tatlıses” başlığını koyduğuma gelince… Evlatlarına Hz. İbrahim’i anlatıp, onları Hz. İbrahim hayranı olarak yetiştirmeyen herkesin dikkatini çekmek için böyle bir başlık attım.

Çocuklarımıza ve gençlerimize Hz. İbrahim’i anlatmazsak, Hz. İbrahim’i sevdirmezsek, birileri bizim çocuklarımızı İbrahim Tatlıses hayranı yaparlar! Bunun suçlusu ne medyadır, ne de İbrahim Tatlıses. Herkes kendi işini yapıyor…

Çocuklarımıza Hz. İbrahim’in adını vermeyi başardık da, Hz. İbrahim hayranı çocuklar yetiştirmeyi beceremedik.

Allah hepimize, Hz. İbrahim’ı örnek alan evlatlar ve nesiller yetiştirmeyi nasip etsin.

Bir Cevap Yazın