Öğrenmenin birçok yolu vardır. Okumak, dinlemek, gezmek… Bunlar en çok bilinen öğrenme yöntemleridir. Yaşayarak öğrenmek, hatalar yaparak öğrenmek, ibret alarak öğrenmek gibi hayat okulunun tecrübe öğretmenlerinin öğrettikleri de ayrı birer öğrenme yöntemidir.
Öğrenmeye direnen insan, gelişmeye direnir. Bireysel hatalarından ders almayıp, aynı hatalarda ısrar eden kişinin sonu hiç de iyi olmaz. “Sen bu kafayla, bu yolda, bu akılla yürümeye devam edersen, burnun pislikten kurtulmaz!” demek zorunda kaldığımız insanlar buna en güzel örnektir.
Cezaevlerinde verdiğim konferanslardan sonra dinlediğim bazı mahkûm hikâyeleri de “İbret almayan, ibret olur!” sözünü hatırlatıyor bana. On yıl daha cezaevinde yatması gerekirken, af kanunuyla serbest kalan bazı mahkûmlar, dışarda tekrar suç işleyip, otuz yıl daha ceza alıyorlar. Suçta ısrar eden, müebbet mahkûm olur.
Şeytanın cennetten kovulmasının sebebi de, hata yapmış olması değil, hatasında ısrar ve inat etmiş olmasıdır. Hatasını anlayan, hatasından dolayı özür dileyen, af isteyen Hz. Adem, af edilmiş ve adam olmuştur. Yanlış ve hatada ısrar etmek, şeytanı iblis ettiği gibi insanı da ebedi acılara mahkûm eder.
Cehalet insanın / toplumun başına tokmak gibi vurur.
Cehalet, diplomasız olmak değildir. Cehalet sadece bilmemek de değildir. Cehalet bazen bilmemek, bazen bildiğini anlamamak, bazen bildiğini sanmak, bazen bile bile yanlış yapmaktır.
Bilmemek insana ne kadar zarar verirse, bildiğini anlamaya çaba sarfetmemek de insana zarar verir. Bilmemek insanı ne kadar komik duruma düşürürse, yanlış bilmek veya yanlış anlamak da insanı o kadar komik duruma düşürür.
Hatalarından ders almayan insan için söylenecek şeylerin tamamı, hatalarından ders almayan toplumlar ve kitleler için de geçerlidir.
* * * * * *
Reşadiye’de yaşanan terör olayları hepimizin yüreğini acıttı. “Hiçbir şey, eyleme geçen cehalet kadar korkunç olamaz.” başlıklı yazımı okuyan bir öğretmen arkadaşım, terör olaylarından sonra yaşananları anlatmış bana mail yoluyla.
Değerli Kardeşim Sait ÇAMLICA;
En son yazınızda kafa türlerini sayarken, “Boş kafa, hoş kafa, taş kafa…” üçlemesi, inanın burada yaşadığımız şu 7 şehit cenazesinde görüp, akıl ve duygu süzgecinden geçirdiklerimin üzerine öylesine oturdu ki anlatamam.
Olay tüm sıcaklığı ile Reşadiye gibi küçük bir ilçede yaşanınca tüm yaşananları olanca çıplaklığı ile görebiliyorsunuz. Manzarayı dilim döndüğünce tanımlayayım: Terör saldırısı yaşanmış, 9 asker devlet hastanesinde, insanlar canhıraş şekilde olup bitenleri anlamaya çalışıyor. “Kan vb. ihtiyaçları olursa verelim!” diyerek hastane önüne toplanmış. Dakikalar geçtikçe askerlerimiz tüm çabalara rağmen kurtarılamıyor. Geçen her dakika şehit sayısı artıyor. Boş kafa ve taş kafa grubu hastaneyi adeta ablukaya almış. Ambulanslar geçemiyor. Yol açın diye bağıran güvenlik görevlilerine kafa tutuluyor, tartaklanıyor.
Tüm il yönetimi ilçemize gelmiş. İlçe yönetimi zaten orada. Komşu ilçe yönetimlerinin büyük çoğunluğu yardım ve acımızı paylaşmak için ilçemize gelmiş. Boş kafa ve taş kafaların içinde çok iyi tanıdığımız bir kaç hoş kafanın da kışkırtması ile SLOGANLAR; “Şehitlerimizi vermeyiz. Cenazeler buradan kalkacak.” Morg sadece tek kişi saklama kapasitesine sahip. Bizim var 7 tane şehidimiz. Daha şehitler hastanedeyken, bir de baktım bir grup kendi siyasi parti binasının önünde miting için malzeme indirme telaşındalar. Ortam o kadar gergin ki… Birisi çıkıp ters bir şey söylese, bu boş ve taş kafa grubuna aksi tek bir cümle söylese, kan gövdeyi götürecek. Allah Muhafaza…
Kaymakam dinlenmiyor. Savcılar umursanmıyor. İl Jandarma Alay Komutanı konuşunca yuhalanıyor. Emniyet Müdürü konuşturulmuyor. Bilinen tek şey slogan, slogan, slogan… Emniyet Müdürünün uyarısı hala kulaklarımda: “Arkadaşlar yapmayın! Bizi oyalamayın, çok önemli işlerimiz var. Bu eylemi yapanlar henüz uzaklaşmadan bizim görevimizin başında olmamız gerek”. Ama dinleyen kim?
Kısacası aziz kardeşim, olan biteni şöyle özetlemek mümkün: “Cehaletin Manifestosu.” Olayları akıl süzgecinden geçirince, “Bu engelleme acaba bilinçli mi yapıldı?” diye sormadan da geçemiyorum.
Allah böyle kafaları bilgi ile tedavi eylesin.
* * * * * *
Vatan sevgisi ile Hastane kapısını kilitleyen insanlar elbette iyi niyetlidir. Ancak, iyi niyet yeterli olmuyor. Cehalet, bazen iyi niyetle hata yaptırır insana.
“Şehidlerimizi vermeyiz!” diyerek yetkililere direnenler, sevgilerinden dolayı bunu söylemiş olabilir. Ancak, yetkili amirleri bile yuhalamak, şehidlerin kanı kurumadan siyasi gösteri yapmak, siyasi parti afişi hazırlamak, hangi akıl ve mantığın ürünü olabilir ki?
Reşadiye’den Öğretmen arkadaşımın gönderdiği maili okuduğum akşam, elimdeki kitaptan Martin Luther King’in şu sözüne rastladım; “Bu dünyada hiçbir şey bilinçli cehaletten ve aptallıktan daha tehlikeli değildir!”
Slogan atmayı vatan sevgisi sanmaktan vazgeçmek zorundayız. Bu millet kuru gürültülerle sokaklarda slogan atan gençliğin nasıl kullanıldığını, kimlerin oyununa piyon edildiğini defalarca yaşadı.
Hatalarından ders almayan müebbet mahkûmlar gibi davranmaktan vazgeçmeye mecburuz. Toplumsal ve kitlesel hatalarımızdan da mutlaka ders almalıyız. Müebbet acılara mahkûm olmamak için en büyük savaşın, “Cehalete karşı” olması gerektiğini herkes bilmeli.
Hatada ısrar eden, müebbet mahkum olur.
Bu yazının son cümlesini İlmin kapısı olan Hz. Ali (r.a) söylesin; “Hiçbir acı cehaletten daha fazla zahmet verici değildir!”
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
saitcamlica@gmail.com
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Perşembe, 14 Ocak 2010, 19:58 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Oyunlar oynanır, hala oynarız,
Bu akılla ,bilmem ki biz neyleriz,
Sloganla sade gönül eyleriz,
Cehaletin acısıdır olanlar,
Bilinçli cehalet bunlar erenler,
“Bu dünyada hiçbir şey bilinçli cehaletten ve aptallıktan daha tehlikeli değildir!”
burda önemli bi nasihat anlatılıyor heralde ama yeni nesil bunu anlamaz vakla ben anlayamadım çok derin bikelime
siz yazınızı güncel olaylarla anlatmışsınız ben ise yazınızı ilk başta okuyunca komşularıma anlatamadığım gıybet konusunu aklıma getirdi.biz de gıybet konusunda dikkatli davranmayıp dahada günahını bildiğimiz halde yinede yapıyoruz.ve bulunduğumuz ortamdaki insanlarıda uyarmuyoruz.günah üstüne günahıda işledikçe maddi ve manevi dünyamız içerisinde batıyoruz.elimizi uzattığımız zamanda kimse yardıma gelmiyor.evlatlarımızında yalan söylemelerine sebep oluyoruz.elinize,kaleminize sağlık.Allah razı olsun.Allah’a emanet olun.
hocam çok dogru bir söz teşekkür ederim
yazı herzamanki gibi harika ve bizim toplumuzun,haleti ruhiyesini çok güzel anlatıyor.bizler malesef,görüp bildiklerimizle deyil,işittiklerimizle hareket edip,düşünmeden hareket ediyoruz.çoğumuz eğitimli cahilleriz.Rahmetli muhsin yazıcıoğlu,nun helikopter kazasında gazeteciyle konuşan sağlık görevlisini anımsıyorum sanki karşısındaki şahıs kaza geçirmemiş ,yolda yere düşmüş gibi ev hanımı edasında konuşuyordu.doğru bilinçlendirilseydi o gazeteci olay mahalinden uzaklaşıp donarak ölmeyecekti belkide. doğduğumuz andan itibaren bir hayat felsefesi güdüyor.onun içinden yanlışta olsa çıkamıyoruz.eyilip bükülmek insana mahsustur,fakat yine doğrulabilmekte.hz.ademi bize örnek gösteren Rabbim demiyormu:sizler hiç günah işlemeyen topluluk olsanız,sizi yok edip yerinize günah işleyip tövbe eden topluluklar getiririm.ey adem oğlu senin atan ademde emrime karşı geldi umudunu yitirmedi,ve şerefli makamına erdi demek ister.insan hata işleyebilir fakat,kalkıp kendini toparlamalı ve yola devam etmelidir.sonsuzluk isteyenler,sonsuz Rabbe yakın olarak ona sahip olabilirler.
Canımsın Biricik ABİMSİN iyki varsın seni bana Abi olarak nasıp eden Allaha hamd olsun bende yerin okadar farklıkı anlatamam Çocukluk Arkadaşınım unutma
Yazılarını videolarını işyerınde sürekli okuyorum, izliyorum her yazında ben için ayrı manalar,ayrı tatlar var.
Senin yazılarını gören gözlerimle değil gönül gözümle okuyorum.
SENİ ÇOK SEVİYORUM
(Çocukluk arkadaşın )
biz kardeştik müslümanlık buydu renk dil din ayırmadan insanı sevmek yaradandan ötürü. bizi birbirimize kıydırıyorlar düşman ediyorlar analar ağlıyor terörüst diyoruz vatanımın evladı şehit mehmetçik diyoruz vatanımın evladı. artık gene kardeş olsak analar atalar ağlamasa evlatlar öksüz eşler yaslı kalmasa ölümlü dünyada neyi paylaşamıyoruz.m.m.bagıran siyasiler her olayda sokağa dökülen halk bağırarak neyi hallederiz.
konuşmayı öğrenelim artık. haydi türkiye dosluğa kardeşliğe el ele bizim atalarımız omuz omuza savaştı. bizse birbirimizle savaşıyoruz. analar gelin birlik olalım savaşa son analar artık ağlamasın diyelim.