Bizden birkaç yaş büyük bir komşumuz vardı. Çevresine uyarak yanlışlara sapmasın diye, babası çok sıkı disiplin uygulardı. İlk gençlik yıllarında ki komşu çocuğu, arkadaş çevresinin etkisiyle içki içmiş. Bir müddet bunu saklamayı başarmış olsa bile, zaman içerisinde her şey duyulmuş. Babası öğrenince evde kıyamet kopmuş. Akşam oğlunu banyo küvetinde döve döve bayıltmış.
Annesi “Evladımı öldüreceksin!” feryadıyla oğlunu son anda adamın elinden kurtarabilmiş. Yediği dayak ve dayağın acısından çok, öfkesi yüzünden delikanlı bayılmış.
Bu olayı duyunca çok tuhaf olmuştum. Bir babanın evladını koruma dürtüsünü anlarım, ama bayıltana kadar dövmesi beni o yaşlarda çok etkilemişti. O günden sonra o arkadaşımın babasını ne zaman görsem, öfkeyle yüzüne bakardım. O arkadaşımı ne zaman görsem, bayılana kadar yediği dayak aklıma geldiğinden, içim cız ederdi.
* * * * * * *
Allah bizi affetmeseydi, halimiz ne olurdu?
Günahsız, hatasız, kusursuz evlat ister anne babalar. Ancak bunun imkansız olduğunu unuturlar. Mükemmel ve günahsız bir evlat yetiştirmenin imkansız olduğunu unuttukları gibi, kendi gençliklerini de unuturlar.
Allah Resulü Sahabeye, “Allahın rahmeti olmasa, hiç kimse cennete giremez” deyince Sahabe, “Sizde mi giremezsiniz Ey Allahın Resulü?” diye sorar. Peygamber Efendimiz “Allahın rahmeti olmasa ben bile cennete giremem!” buyurmuş.
Baba, utancından bayılacak hale geldi.
“Bırakın gençler istedikleri kadar günah işlesin! Nasıl olsa Allah (cc) affeder!” demiyorum. Ancak, hataya / günaha gösterilen tepki çok sert olursa, gençleri günahtan uzaklaştırmıyor. Günahlardan uzaklaştırmadığı gibi, tepki gösteren babaya ve babanın dinine / inançlarına / yaşam biçimine mesafe koymalarına sebep oluyor.
Bayılıncaya kadar babasından dayak yiyen o arkadaşım bugün nerde, nasıl bir hayat yaşıyor bilmiyorum. Ancak dayaktan sonra düzelmediği gibi, daha da kötüye gittiğini iyi hatırlıyorum. Bir günahı yüzünden babasından yediği dayak yüzünden bayılana kadar dayak yiyen genç, babasını utancından bayıltacak hale getirmişti.
Her günah sarhoş etseydi?
Dervişin biri, öğrencisiyle sabah namazından çıkmış, dergaha doğru gidiyorlar. Sarhoşun biri naralar atarak onlara doğru gelmeye başlamış. Sarhoşun naralarından, bağırmalarından rahatsız olan genç öğrenci sinirlenmeye başlamış. Akla gelecek her türlü küfürler söyleyen, sallana sallana nara atan sarhoş, Derviş ve öğrencisinin yanından geçerken, dervişin öğrencisi kendisini tutamamış.
“Pis sarhoş! Hem Allah’ın haram kıldığı içkiyi zıkkımlanmışsın, hem de utanmadan nara atarak herkesi rahatsız ediyorsun. Defol buradan pis sarhoş!” diyerek sarhoşun üstüne yürümeye çalışır.
Derviş, öğrencisini tutarak kenara çeker. Sarhoşun yüzüne tebessüm ederek korkusunu hafifletmeye çalışır. Dayak yemekten korkan sarhoş, hızla oradan uzaklaşır.
Dervişin sarhoşa tebessümle selam verdiğini ve sarhoşu koruduğunu gören öğrenci hayretle hocasının yüzüne bakar.
Derviş öğrencisine: “Sen ne yapıyorsunuz evlat? O adam, içki günahını işlemiş. İçkiden sarhoş olmuş. Eğer her günah insanı sarhoş etseydi, hangimiz ayık kafayla dolanabilirdik?” dedikten sonra öğrencisinin gözlerinin içine bakarak; “Her günah insanı sarhoş etseydi, sen ayık gezebilir miydin evlat? Her günah insanı sarhoş etseydi, ben ayık gezebilir miydim evlat?” demiş.
Dervişin bu sözleri, öğrencinin kalbine bir ok gibi saplanmış. Utancından kıpkırmızı olmuş. Başını önüne eğmiş. Söyleyecek söz bulamamış.
* * * * * *
Bu derviş hikayesini ilk okuduğumda çok etkilendim. Dervişin öğrencisine sorduğu soruyu kendime sordum. Çevremde tandığım insanlarla, gençlerle kendimi kıyasladım. “Her günah insanı sarhoş etseydi, ben hepsinden daha sarhoş olurdum galiba!” dedim kendime. Çünkü ben kendi günahlarımı çok iyi biliyorum.
Oğlunu bayıltana kadar döven baba, eminim ki oğlundan çok daha günahkar biriydi. Her günah insanın alnında bir leke oluştursaydı, hangimiz sokağa çıkabilirdik?
Her günah insanı sarhoş etseydi, hangimiz ayık gezebilirdik?
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cuma, 23 Nisan 2010, 15:10 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Her günah sarhoş etseydi, dünyada sarhoşlara yardım edecek tek kişi bile bulumanazdı herhalde! “Hepiniz hatalısınız, ve hatalıların en hayırlısı tevbe edenlerdir.” buyurmakla bize ne güzel bir kapı aralamış Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz; Allah O’nun şefaatine layık kılsın cümlemizi inşaallah.
S.A evet çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk doğru
Evet hocam, her günah sarhoş etseydi, namaz kılacak ayık bir an bulamazdık,,,Mevla rahmetine erenler arasına ilhak eylesin
her işin ve başarının başı sevgidir.Dinimizi tanıtırken korkuyu değil sevgiyi güzeli öğretmeliyiz
SANIRIM ŞİMDİKİ NESİL DAHA ŞANSLI. ŞUUR GEREKLİ NEYİ NEDEN YAPTIĞI KONUSUNDA.GELENEKSEL TOPLUM YAPIMIZ İSLAMIN TAM KAVRANILIP YAŞANMASINI ENGELLEDİ.KIZINI DÖVMEYEN DİZİNİ DÖVER GİBİ BİR SÖZ NASIL BİR PSİKOLOJİDİR?SİZLERİN BU ÇABALARI İLE UMUYORUM Kİ DAHA SAĞLIKLI BİR NESİL YETİŞECEKTİR.ANTALYA AGD DE ILKKEZ KONFERANSINIZI DİNLEDİM ALLAH RAZI OLSUN.İBRAHİM TENEKECİ GİBİ SİZİDE BİLGE GENÇLER OLARAK GÖRÜYORUM.TEKRAR TEŞEKKÜRLER.