“Bizim zamanımızda böyle miydi?” diye başlayan cümleleri hiç sevmiyorum. Bu cümleden sonra gelen cümleleri, sadece bir “nostalji” olarak dinlenmeye değer buluyorum. Hatıralarını, gençliğine dair özlemlerini anlatırken kullanıldığı zaman bir itirazım olmaz. Ancak gençlere kızmak veya nasihat etmek için yapılan bir konuşmanın başına getirilirse devamı bana anlamsız geliyor.

“Şimdiki gençler adam olmaz!” diye devam edilirse daha çok kızıyorum. “Ben bu gençleri adam etmeyi başaracak kadar adam değilim!” cümlesini kurması gereken bir insanın kendini kurtarma cümlesi olarak görüyorum, “bu gençler adam olmaz!” cümlesini.

Çocuklara ve gençlere karşı sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirdiğini düşünen anne babaların ilginç savunma yöntemleri var! Dünyanın hiçbir pedagoji kitabında rastlanamayacak kadar ilginç savunma taktikleri geliştiriyoruz.

“Saçımı süpürge ettim…” diye konuşmaya başlayan annelere, “Eğitimin saçını süpürge etmek olmadığını” anlatmak zorundayız.

“Yediği önünde yemediği arkasında…” diye kızan bir babaya, “burası Afrika değil ki! Hepimizin yediği önünde yemediği arkasında” demek lazım…

“Ben yoksulluk çektim onlara çektirmedim…” diye evladına sitem eden bir baba, Allah’ın kendisine bolca verdiği nimetleri oğluyla paylaştığını unutuyor galiba. “Senin baban da var mıydı ki sana versin?” diye sorsanız ne der acaba?

Farkındaysanız sürekli gençlerin davranışlarından veya  ahlâklarından  şikayetçi  olan  anne  babalar,  onların  nasıl  eğittiklerinden  (eğitemediklerinden) değil nasıl doyurup büyüttüklerinden bahsediyorlar.

Eğitim büyütmek değildir

Hayvanlar da yavrularını doğuruyor, doyuruyor ve büyütüyor.

Kediler yavrularını yalayarak temizliyor. Hazır bez kullanmıyorlar yani!

Aslanlar “avlanmayı”, ceylanlar “av olmamayı” öğretiyor yavrularına. Kuşlar uçmayı, tavşanlar hızlı koşmayı öğretiyor.

Hatta bazı hayvanların yavrularına yaptıklarını hiçbir insan evladına yapamaz.

Yavrusu  hayatta  kalsın  diye  kendisini  ona “yediren” örümcek türleri var.

Yavrularını ve yuvasını korumak için, kendisini hayatta tutan “iğnesini” düşmanına batırıp, “kendini feda eden” arılara ne dersiniz?

Hayvanlar alemindeki bu müthiş fedakârlıklara rağmen, dünya tarihine geçmiş, dünya tarihini etkilemiş bir hayvan hikayesi yoktur.

Doğurmak, doyurmak ve büyütmek yaşamın temel kuralıdır. İnsanı diğer canlılardan ayıran tek özellik eğitimdir.

Doğru teşhis şart

Gençleri büyütürken değil, eğitirken yapmış olduğumuz hataların suçunu onlara yüklemeye hakkımız yok.

“Gençleri anlamıyorsanız niye yaşıyorsunuz ki?” gibi bir cümle kurmamın yanlış olduğunu düşünerek bana kızabilirsiniz. Bana itiraz etmek kolay. Ben sizi ikna edemeyebilirim. Hz. Ali bu konuyla ilgili çok daha sert bir ifade kullanıyor.

“Gençliği anlamıyorsanız bu dünyada ki işiniz bitti demektir” diyen Hz. Ali’ye de itiraz edebilir misiniz?

“Hatanın neresinden dönülse kardır” Bundan sonra hatalarımızı düzeltmek için çabalamalıyız.

Anlamadığınız bir topraktan verimli bir ürün elde etmek ne kadar zorsa, anlamadığınız bir nesli adam etmekte (!) o kadar zordur.

Doğru tedavinin birinci şartı, doğru teşhistir.

Gençleri anlayın!

Asıl yapmamız gereken şey “itiraz etmek” değil, “itiraf” etmektir.

Biz büyükler bu çocukları adam etmeyi başara- madık!

Bir Cevap Yazın