Çocuk Eğitiminde Anne Baba Sorumluluğu
Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz, melekten başka neye benzetilebilir ki? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar. Yerleri tekmeleyerek, kendisini yerden yere atarak ağlayan ve gülen çocuklar henüz ikiyüzlülüğün ne demek olduğunu bilmiyorlar.
Günahsız melekler nereden öğreniyor ikiyüzlü olmayı da ikiyüzlü insanlarla dolu bir dünya da yaşıyoruz?
“Okulda dehşet” başlıklı haberler hepimize normal gelmeye başladı. Daha beş yıl öncesine kadar böyle haberler duymak çok zordu. Bugün neredeyse her hafta yeni bir “dehşet” haberi duyar olduk. Bu gençler nasıl bu kadar cani olabiliyor?
Doğuştan zalim insan olmadığına göre bu kadar zulüm niye çekiyor insanlık?
Doğuştan katil insan olmadığına göre bu kadar çok cinayet niye işleniyor?
Doğuştan hırsız insan olmadığına göre evlerimizde çelik kapılara rağmen niçin rahat uyuyamıyoruz?
Dört yaşındaki bir kız çocuğu annesinin dizinin dibinden ayrılmazken, aynı kız çocuğu on dört yaşına geldiği zaman annesinin yanından niçin uzaklaşıyor?
O on yıl içerisinde anne kızı arasında yıkılan iletişim köprülerinin sebepleri nelerdir? Bunu hiç düşündünüz mü?
Beş yaşındaki bir erkek çocuğu babası kapıdan içeri girer girmez, “Babam geldi!” diyerek babasının bacaklarına sarılırken, aynı erkek çocuğu onbeş yaşına geldiği zaman babası kapıdan içeri girer girmez niçin kendi odasına kaçıyor?
O on yıl içerisinde baba ile oğul arasında yıkılan iletişim köprülerinin sebepleri nelerdir? Bunu hiç düşündünüz mü?
Altı yaşında bir merhamet abidesi olan bir çocuk, onaltı yaşına geldiği zaman nasıl katil olabiliyor? O on yıl içerisinde çocuğun merhamet duygularının canavarlaşmasının suçlusu kim? Bunu hiç düşündünüz mü?
Seminerimizde bu soruların cevapları üzerine birlikte düşüneceğiz.
Konferans talepleriniz için: 0505 582 28 53
Sait ÇAMLICA
Eğitimci Yazar
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Perşembe, 17 Eylül 2009, 23:56 tarihinde Alıntılar kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














bir hak dostu şöyle buyurmuştur CAHİLLERİN SONUNDA GÖRECEĞİ ŞEYİ,AKILLI ANNE BABALAR ÖNCEDEN GÖRÜRLER.bu yüzden çocukların maddi ihtiyaç ve istekleri karşılandığı gibi manevi ihtiyaçlarınında giderilmesi zaruridir.anne-baba,Allahın kendilerine vermiş olduğu bu büyük nimeti heder etmeden,çocuklarını Cenab-ı Hakkın razı olacağı şekilde büyütmelidirler.aksi takdirde bu,kendileri için hesabını ödeyemeyecekleri ağır bir ahiret vebali haline gelecektir.
eğer kusursuz evlat istiyorsak kusursuz bir anne baba olmak mecburiyetindeyiz.salih bir evlat yetiştirme derdinde olan anne ve baba da cemiyet hayatına ait bir ibadet ifa etmektir.hasılı dünyada huzur kabirde huzur ve ahirette huzur için Cenab-ı Hakkın lutfettiği nimetleri ziyan etmeden kullanabilmek şarttır ancak o nimetler,nefis ve ten rahatlığı için kullanılrsa malzeme ziyan edilmiş veANDOLSUN Kİ,MALLARINIZ VE CANLARINIZ KONUSUNDA İMTİHANA ÇEKİLECEKSİNİZ.al-i imran,186.ayetinde bahsedilen ilahi imtihan ne yazık ki kaybedilmiş olur.