Suna’nın başı ağrıyordu. Doktor çağırdılar. Doktor hap vererek dedi ki:
- Bu hap şimdi senin baş ağrını geçirir. Peki onu kolay yutabilecek misin?
Kolay yutmasına yutarımda, hap mideme girdikten sonra başıma giden yolu nereden bulacak? * Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı:
- Ben bu baklayı yiyemem. Çabuk bana şef garsonu çağırın! Yan masada oturan adam dudak bükerek cevap verdi:
-Fayda etmez efendim, o da yiyemez!.. * Ressam İki arkadaş, sergide bir tabloyu seyrediyordu. Biri:
-Şuna bak, dedi, güneşin doğuşunu ne güzel canlandırmış.
Öbürü düzeltti:
-İmk-nı yok, mutlaka güneşin batışıdır.
-Belki öyledir. Ama nasıl oluyor da bu kadar kesin konuşabiliyorsun?
-Ressamı tanırım, sabahları onbirden önce kalkmaz.
* * Öğretmen sınıfta ders anlatıyordu. Bir ara arka sırada oturan öğrencilerden birini işaret ederek:
-Söyle bakalım oğlum, köylüler kurtları niçin öldürürler?
-Kuzuları öldürdükleri için, efendim.
Ön sıralarda oturan Ayla, hemen atıldı:
-Öyleyse kasapları niçin öldürmüyorlar?* * Doktor, akıl hastasına sorar:
-Bir kulağını kesersem ne olur?
-Canım yanar.
-Ya iki kulağını keserse
-O zaman iyi göremem.
-Peki ama niçin? ‘
-Niçini var mı canım? İki kulağımı da keserseniz gözlüğümü nereye takarım?..* *
Dil bilgisi dersinde öğretmen öğrencilere sordu:
-”Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı” deyince ne anlarsınız? diye sordu.
Kimseden çıt çıkmıyordu. Öğretmen bütün öğrencilerin birden parmak kaldırmasını beklediği için, hayal kırıklığına uğradı.
Neden sonra ön sıralardan Temel ayağa kalkarak söz hakkı istedi. Öğretmen söz verince de cevapladı:
-Önemli bir durum yok efendim. Hiç kimse bağırmamıştır.
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Perşembe, 08 Mart 2007, 19:39 tarihinde Gülmek İçin kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Ünİversİtede Okuyan Bİr Öğrencİ………..
Üniversitede okuyan bir öğrenci yıl sonu sınavlarına girmis ve
arkadasına:” Ben memleketime gidiyorum, sınavlar belli olduktan sonra bana
sonuçları bildir, ancak telefona ben çıkarsam bana söylersin.
Telefona annem çikarsa zayıfım olmaz da eğer bir tane olursa
Ebubekir’in sel-mı var, dersin.
Iki zayıf imkansız da eğer olursa Ebubekir’in Ömer’in sel-mı var,
dersin. Üç zayıf hiç olmaz da eğer olursa Ebubekir’in, Ömer’in, Osman’ın
sel-mı var dersin.
Dört zayıf imkansız da eğer olursa, Ebubekir’in, Ömer’in, Osman’ın,
Ali’nin sel-mı var dersin”, seklinde konusup memleketine gelir.
Bir zaman sonra sınavlar belli olur, arkadası sınav sonuçlarını
bildirmek için telefona sarılır, telefona öğrencinin annesi çıkar.
“Teyze, oğlunuza söyle Ümmet-i Muhammed’in sel-mı var”
Ay dilbilgisi fıkrasına çok güldüm …. Çok hoş olmuş
coh komik hahaha gidiklayinda gülelim
fıkralar çok güzeldi çok hoşuma gitti güldük ama aşağıda mesaj yazan bir arkadaş çok ayıp etmiş onu kınıyoruz ve sait çamlıcayı seviyoruz
fıkralar çok güzeldi çok hoşuma gitti güldük ama aşağıda mesaj yazan bir arkadaş çok ayıp etmiş onu kınıyoruz ve sait çamlıcayı seviyoruz
Derya kardeşim yazdıgınız fıkrayı çok begendim.Sizin bu fıkranızı diksiyon hocama gönderdim.Bu fıkrayı sait hocamın sitesinde yazdıgınız içn çok teşekür ederim.
Selam ve dua ile….
fıkralar güzeldi fakat derya arkadaşımızın fıkrası bir başka komikti şu an üniversitemizin kütüphanesindeyim nete burdan baglandım. öyle gülmüşüm ki herkes beni izliyormuş farkında olmadan o denli komikti yani teşekkür ederim böyle güzel bir fıkra yayınladıgı için derya arkadaşımıza.
aha aha aha ya akıl hastasına çok güldüm gülerken sandalyeden düştüm düşünce düşmüş oldum aha aha aha
guzel valla hemde komık
Sitede emegi gecen herkese tesekkurler
http://www.1bilgi.com
Sizleride sitemize bekliyoruz
Nice yillara…
Gerçekten komik fıkralar, aşağıda yorumlarda okuduğum derya hanımın fıkrasıda oldukça komikti.. Teşekkürler…
ya abi çok komik
slm… akıl hastanesi fıkrasına çok güldüm çok komikk sait çamlıcayı çok seviyorum kitaplarınıda severek okuyorum Allah razı olsun sait çamlıcadan
slm site süper fıkralar bi harika süper olmuş tbrkklrrrrrrrrrr!!!!!!!!!!!
bence çok güzeller ama ençok hoşiuma gidende hayat bilgisi dersi oldu makara pukara şamata kuyıs kıyamet gargaris mutiş siteme herkesi beklerim herşey mevcuttur sakıncalı şeyler hariç iyaret edince anlarsınız
bu siteyi hazırlayan dan allah razı olsun süper olmuş çok komik
DOLMUŞATAN İNMEK İSEYEN BİR MÜŞTERİ SÖFÖRE;
Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle birlikte güler söylediğine.
Şoför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
slm hepsi çok güzel en çokta akıl hastanesi fıkrasına güldüm.çooook BEĞENDİM………..
Hocam benim siteye ( Günebakandan kişisel hikayaler) bölümüne gelmişti sizinle paylaşmak istedim
Yumurtanın hesabı
Bin dokuz yüz seksenli yıllar…Talebeler o zaman Niksardan ev tutup, İkişer Üçer kalıyor…Hafta sonu Köye gelen Talebeler Pazartesi Yiyeceklerini alıp Gidiyorlar…Araba Nerdee…Traktörle… Yine bir gün Duran Pehlivanın MURAD ın Motorunda Niksara giderken, Çavuş gilin SEYFEDDİN ve Mehmet Ustanın AHMET te motora binmişler… MURAT ağa Kabapelitte Micosa Dönülen çukurdaki Viraja hızlı girer..VE Vagon devrilir…Haliyle Yolcular Bir bir üstlerine Kimi başım, ayağım, karnım…Vay anam, ölüyom diye bağırırken, Bizim talebeler kalkıp yan yana ayakta dikilmişler…SEYFETTİN- AHMETE; Ahmeeet Bizim Yımırtalar kırıldımı acabama…Demiş..Neyapsın garibim…Çocuk işte…
sait hocam konfransınızda bulndum ve çok beğendim ben karabük safranboludan arif emre cengiz belki hatırlarsınız teşekkür etmiştim size