Mesleğimiz gereği ilginç hikâyelere tanıklık ediyoruz. Evladından şikayet eden anne babaları dinlediğimiz gibi, anne babasının anlayışsızlığından şikayet eden gençleri de dinliyorsunuz.

Ancak bazen öyle olaylara şahit oluyorsunuz ki,  öyle hikâyeler dinliyorsunuz ki, inanmakta zorlanıyorsunuz. Başkalarından duysan inanmaktan zorluk çeker, kulaklarınızla dinlediğiniz zaman “duymaz olaydım” dersiniz.

Üniversite sınavlarına hazırlanan genç bir kızın hikayesini aktarmak istiyorum sizlere.

Liseyi bitirdiği yıl üniversite sınavlarında başarısız olan genç kız, ailesinin desteğiyle bir yıl daha sınava hazırlanır ve tekrar sınava girer. İkinci girişinde yine başarısız olur. İkinci kez sınavı kaybedince ailesinden  çok  büyük  tepki  alır.  Tepkinin   merkezini oluşturan kilit cümle “Bizi komşu ve akrabalara rezil ettin” cümlesidir. Sınavları kazanmış kaç akrabadan, kaç komşudan örnekler verilerek kıza psikolojik baskı yapıldığını tahmin edersiniz.

Ailesini yerin dibini geçirmiş olmanın utancını (!) yaşayan genç kız, sonraki yıl tekrar sınava girmek için hazırlığa başlar. Sürekli anne baba takibi (baskısı) altında geçirdiği bir yılın ardından sınav günü gelip çatmıştır. Sınava “kaybedersem anne babamı yine rezil ederim (!), onların yüzüne nasıl bakarım” korkusuyla giren genç kız, sınavının iyi geçmediğini ailesine söyleyemez.

O bir aylık bekleme sürecinde yaşadığı psikolojiyi tahmin etmek zor değil. Annesi herkese, kızının bu yıl iyi bir puanla iyi bir üniversiteye yerleşmeyi hak kazandığını ilan etmeye başlamıştır bile.

Sınav sonuçları açıklanır. Genç kız aldığı düşük puanla sadece Açıköğretim Fakültesine (AÖF) yerleşebilmektedir. Bunu öğrenen annesi neredeyse fenalık geçirecektir! “Bu utancı(!) artık taşıyamam. Buna bir çözüm bulmak zorundayız” diyerek eşini ve kızını aklındaki “şeytanî” plana ortak eder.

Tercih dönemi, komşularına ve akrabalarına kızının puanın İstanbul Üniversitesine yetecek kadar olduğunu  duyurur.  Genç  kız Açıköğretim Fakültesine yerleştiği halde, annesi herkese kızının İstanbul Üniversitesinde İşletme bölümü kazanıp yerleştiğini duyurmuştur bile.

Bu yalanın sürdürülebilmesi için de her hazırlık yapılmıştır. Tüm öğrencilerin üniversite kaydı yaptığı günlerde anne kızıyla beraber birkaç günlüğüne İstanbul’a gelir. Bu arada tüm komşularına üniversite    kaydı için birkaç gün evde olmayacaklarını duyurmuştur!

İstanbul’da birkaç akraba ziyaretinden sonra anne kızıyla beraber memleketlerine döner. Üniversite okuyan bir kız annesi olmanın havasını atan anne, eğitim zamanı gelince kızına bir bavul hazırlar. Daha önce anlaştığı İstanbul’daki akrabasının yanına kızını yerleştirir.

Akrabası olan şahıslar kızın üniversiteye yerleşemediğini bilip bilmediğini bilmiyorum. Ancak komşularına bu kadar mahcup olmamak için kızını bu kadar aşağılayan bir anne, akrabalarından da bu gerçeği saklamıştır.

Her gün, derse gidiyormuş gibi evden çıkıp akşamları eve dönen genç kızın şuanda nasıl bir psikolojiye sahip olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Ancak hiç bir annenin, kızını, diploma aşkıyla bu kadar  aşağılamaya hakkı olamaz. Bu nasıl bir diploma sevdasıdır ki evladına bu muameleyi yaptırıyor?

Evladını diploma başarısı kadar seven anne babaya da, evladının diploma / sınav başarısızlığından utanan anne babaya da yazıklar olsun!

Evladını diploma/ karne başarısı kadar seven anne babalar, evlatları tarafından onlara aldıkları cep telefonu markası / kalitesi kadar sevilirler.

Bir Cevap Yazın