Biz cephelerde hiç kaybetmedik.
Sokaklarda ise hiç kazanamadık.
Bunu çok iyi bildikleri için cephede vur-kaç taktiği yapanlar, gençlerimizi sokağa döküyor. Ülkemize yapılan haince saldırılara elbette tepki verilmeli. Ancak duygusal anda tepki vermek “vatanseverliğin” sadece bir parçasıdır.
“En büyük vatansever” şehit cenazeleri olunca tepki veren kişi değildir!
* * * * *
“Bizi de askere alın. Bu vatan için ölmeye hazırız! Bizde devletin emrindeyiz” gibi cümleleri bugün herkes söylüyor.
Devlete hizmet edip, şehit olmaya hazırız diyen bir esnaf, müşterilerine kazık atıyorsa, yalan-dolanla iş yapmaya çalışıyorsa “vatanseverliği” sloganda kalmış olmaz mı?
Her ay devletten vergi kaçıran bir esnafın, “Vatan sana canım feda!” sloganları atıyor olması bir çelişkiyi göstermez mi?
“Bende ölmeye hazırım!” diyen bir doktor, hastanesine gelen hastalarla ilgilenmeyip, hastalarını muayenehanesine yönlendirip, özel muayene olanlarla daha çok ilgileniyorsa buna “vatanseverlik” diyebilir misiniz?
Tapu müdürlüğünde memur olan birisi “Bende ölmeye hazırım!” dedikten sonra “rüşvetsiz” imza atmıyorsa ülkesine olan sevgisi sorgulanmaz mı?
Devletin herhangi bir kademesinde çalışan “devlet memuru” beni de askere alın!” dediği halde, yanına gelen vatandaşla ilgilenmiyor yada işlerini aksatıyorsa “Vatan sana canım feda!” cümlesini haykırması çelişki değil midir?
“Biz bir ölür, bin diriliriz!” sloganı atan bir öğretmen, sınıfındaki öğrencilerle yeterince ilgilenmiyorsa, fidanların kurumasına göz yuman bir bahçıvan kadar suçlu olmaz mı?
Öğretmenler lokalinde her akşam “okey” oynayan bir öğretmenin, öğrencilerine sınıfta “vatan, millet, Sakarya” edebiyatı yapması sadece edebiyattan ibaret kalmaz mı?
Bir meslektaşım bana gönderdiği mail de diyor ki;
“Sabah 1. dersin ortasında sınıftan çıkıp, öğretmenler odasında TV karşısına geçip, magazin programları izleyen bir Öğretmen “Her şey Vatan için!” sloganı atıyor. Bu olayı bizzat kendi gözümle gördüm.”
Yazıma başlık olan sorunun cevabına gelelim.
“Hepimiz Mehmetçiğiz!” sloganını bende çok seviyorum. Peygamberinin ismini ordusuna veren bir medeniyetin çocuklarıyız. Toplum olarak “Hepimiz Mehmetçiğiz” sloganı attıktan sonra, gerçekten vatansever olup olmadığımızı ispat etmek istiyorsak “işimizi” doğru yapmak zorundayız.
En iyi doktor, hastalarıyla en çok ilgilenen, hastanın cebine değil, kalbine bakan doktordur. “Bende Mehmetçiğim!” sloganını atan doktor, hastalarıyla ilgilenmiyorsa, hem kendini hem başkalarını kandırıyor demektir.
En iyi esnaf, vergi kaçırmayan, müşterisini kazıklamayan esnaftır. “Bende teröristlerle çatışıp ölmeye hazırım!” sloganlarını attıktan sonra vergi kaçırmaya devam ediyor, müşterilerini kandırmaktan vazgeçmiyorsa neye yarar?
En iyi devlet memuru, vatandaşın işini en hızlı halleden memurdur. Çalıştığı devlet dairesini “Türk bayraklarıyla” donatan bir memur, rüşvet almak için kırk takla atıyorsa, ben o memura “keşke o bayrağı yüreğine de takabilseydin!” desem yanlış mı yapmış olurum?
Belediye sarayının girişine “rüşvet alan da verende melundur” hadisini astıran belediye başkan veya yardımcıları, çorba parası adı altında rüşvet yiye yiye göbeklerini ve cüzdanlarını şişirmişseler, belediye binasına astıkları Türk bayrağıyla kimi kandırmış olurlar
Bana sorarsanız en büyük vatansever, işini en iyi yapan insandır!
En doğru tepki!
Slogan atılmasına, tepki gösterilmesine karşı değilim. Kimse yanlış anlamasın. Elbette “milli” bir tepki verilecek.
Yüz tane genç düşünün. Her hafta başka bir mahallede düzenlenen mitinglere katılıp saatlerce slogan atıyorlar. Milli duygularımız okşanmış olur.
Bu yüz tane genç aralarında para toplasalar. İçlerinde üç kişi bu paralarla şehit ailesini ziyarete gitse ve ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olsa, “saatlerce slogan atmaktan” daha anlamlı bir tepki vermiş olmaz mı?
Şehit askerin eşi evinin elektrik faturasını ödeyemiyorsa “slogan” atan insanlar bundan utanmaz mı?
Şehit askerin çocuğu okul kıyafetlerini alamıyorsa ve siz, evinizin balkonuna kadifeden yapılmış bir Türk bayrağı asıyorsanız, düşünmek zorunda değil misiniz?
1984 yılından bu yana terör örgütüne şehit verip, her şehit cenazesinde “şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diye slogan atıyoruz.
Yirmi yıl önce şehit olmuş bir askerin, genç yaşta dul kalmış eşi bugün ne yapıyor acaba?
On yıl önce daha kundakta “yetim” kalmış bir çocuk bugün hangi şartlarda yaşıyor acaba?
Ben bunları düşününce utanıyorum.
Ya siz?
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
www.saitcamlica.com
saitcamlica@gmail.com
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazartesi, 05 Ekim 2009, 23:04 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Tüm içtenliğimle noktası virgülüne kadar katılıyorum…
AŞ’INI İŞ’İNİN KARŞILIĞINDA ARAYANDIR.HELAL KAZANIP ÇOCUĞUNA HELAL LOKMA YEDİREN BABA’DIR.HELALİ HARAMI AYIRABİLENDİR.MANEVİYATTADIR VATAN SEVGİSİ….
kim bir değerden çok çok bahsederse ondan korkar oldum,bir laf ağızda çok dolanınca kalbe inmeden gerimi çıkıyor ayaklar altınamı dökülüyor acaba.ne olur normalleşelim orta yolu tercih edip az. öz söz olsun,yeterki köz olmasın. özden konuşup yazan dostuma saygılar sunarım.
Evet tüm kalbimle katılıyorum.biz gerçekci deyil slogancı milletiz.yaptıklarımızla söylediklerimiz birbirine uymuyor.vatan senin için ne ifade ediyor dediyinizde,uğrunda can ve baş verilecek toprak diyorlar. fakat o toprağın insanına ve yararına olacak işler yapmıyorlar.bir mafya lideri uyuşturucu kaçakcılığından hapse girer.ve hapiste emir vererek sol görüşlü bir liderin ölümüne sebep olur.hakim sorar niçin öldürttün:mafya lideri,hakim bey o şahıs bu ülke gençliyinin örf adet milli manevi deyerlerinin unutulmasını,kominist yapının hakim olması için mücadele veriyordu.hakimde derki:peki sen bu ülkenin gençlerine uyuşturucu satar ve onları bağamlı hale getirip,aileleriyle aralarını açarken,uyuşturucuyu temin için her türlü ahlaksızlığı ve hırsızlığı yapmalarına sebepken kendini hiçmi suçlu görmüyorsun?ama hakim bey ben vatanseverim.işte suç ve suçluluk psikolojisi.dinini yaşayanı eleştiririr, peşinden ben senden daha dindarım kalbim temiz derde,peki neden ibadet yapmıyorsunuz deyince bendeki allah aşkı senden fazla diyerek avunuruz.medyada bile herkes ben vatanseverim,gerekirse bu uğurda ölürüm diyerek,ülkeyi aşure kazanına çevirenler,milletin parasını hakkını gasp edenler,bulundukları makamları ülke menfaatlerine göre deyilde idolojik,kullananlara sorun hepsi şunu diyecektir:ben senden daha vatanseverim.