Biz cephelerde hiç kaybetmedik.

                Sokaklarda ise hiç kazanamadık.

                Bunu çok iyi bildikleri için cephede vur-kaç taktiği yapanlar, gençlerimizi sokağa döküyor. Ülkemize yapılan haince saldırılara elbette tepki verilmeli. Ancak duygusal anda tepki vermek “vatanseverliğin” sadece bir parçasıdır.

                “En büyük vatansever” şehit cenazeleri olunca tepki veren kişi değildir!

                “Bizi de askere alın. Bu vatan için ölmeye hazırız! Biz de devletin emrindeyiz” gibi cümleleri bugün herkes söylüyor.

                Devlete hizmet edip, şehit olmaya hazırız diyen bir esnaf, müşterilerine kazık atıyorsa, yalan-dolanla iş yapmaya çalışıyorsa “vatanseverliği” sloganda kalmış olmaz mı?

                Her ay devletten vergi kaçıran bir esnafın, “Vatan sana canım feda!” sloganları atıyor olması bir çelişkiyi göstermez mi?

                “Bende ölmeye hazırım!” diyen bir doktor, hastanesine gelen hastalarla ilgilenmeyip, hastalarını muayenehanesine yönlendirip, özel muayene olanlarla daha çok ilgileniyorsa buna “vatanseverlik” diyebilir misiniz?

                Tapu müdürlüğünde memur olan birisi “Ben de ölmeye hazırım!” dedikten sonra “rüşvetsiz” imza atmıyorsa ülkesine olan sevgisi sorgulanmaz mı?

                Devletin herhangi bir kademesinde çalışan “devlet memuru” beni de askere alın!” dediği halde, yanına gelen vatandaşla ilgilenmiyor ya da işlerini aksatıyorsa “Vatan sana canım feda!” cümlesini haykırması çelişki değil midir?

                “Biz bir ölür, bin diriliriz!” sloganı atan bir öğretmen, sınıfındaki öğrencilerle yeterince ilgilenmiyorsa, fidanların kurumasına göz yuman bir bahçıvan kadar suçlu olmaz mı?

                Öğretmenler lokalinde her akşam “okey” oynayan bir öğretmenin, öğrencilerine sınıfta “vatan, millet, Sakarya” edebiyatı yapması sadece edebiyattan ibaret kalmaz mı?

                Bir meslektaşım bana gönderdiği mail de diyor ki;

                “Sabah 1. dersin ortasında sınıftan çıkıp, öğretmenler odasında TV karşısına geçip, magazin programları izleyen bir Öğretmen “Her şey Vatan için!” sloganı atıyor. Bu olayı bizzat kendi gözümle gördüm.”

                Yazıma başlık olan sorunun cevabına gelelim. “Hepimiz Mehmetçiğiz!” sloganını bende çok seviyorum. Peygamberinin ismini ordusuna veren bir medeniyetin çocuklarıyız. Toplum olarak “Hepimiz Mehmetçiğiz” sloganı attıktan sonra, gerçekten vatansever olup olmadığımızı ispat etmek istiyorsak “işimizi” doğru yapmak zorundayız.

                En iyi doktor, hastalarıyla en çok ilgilenen, hastanın cebine değil, kalbine bakan doktordur. “Ben de Mehmetçiğim!” sloganını atan doktor, hastalarıyla ilgilenmiyorsa, hem kendini hem başkalarını kandırıyor demektir.

                En iyi esnaf, vergi kaçırmayan, müşterisini kazıklamayan esnaftır. “Ben de teröristlerle çatışıp ölmeye hazırım!” sloganlarını attıktan sonra vergi kaçırmaya devam ediyor, müşterilerini kandırmaktan vazgeçmiyorsa neye yarar?

                En iyi devlet memuru, vatandaşın işini en hızlı halleden memurdur. Çalıştığı devlet dairesini “Türk bayraklarıyla” donatan bir memur, rüşvet almak için kırk takla atıyorsa, ben o memura “keşke o bayrağı yüreğine de takabilseydin!” desem yanlış mı yapmış olurum? 

                Belediye sarayının girişine “rüşvet alan da veren de melundur” hadisini astıran belediye başkan veya yardımcıları, çorba parası adı altında rüşvet yiye yiye göbeklerini ve cüzdanlarını şişirmişseler, belediye binasına astıkları Türk bayrağıyla kimi kandırmış olurlar.

                Bana sorarsanız en büyük vatansever, işini en iyi yapan insandır!

                En doğru tepki!

                Slogan atılmasına, tepki gösterilmesine karşı değilim. Kimse yanlış anlamasın. Elbette “milli” bir tepki verilecek.

                Yüz tane genç düşünün. Her hafta başka bir mahallede düzenlenen mitinglere katılıp saatlerce slogan atıyorlar. Milli duygularımız okşanmış olur.

                Bu yüz tane genç aralarında para toplasalar. İçlerinde üç kişi bu paralarla şehit ailesini ziyarete gitse ve ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olsa, “saatlerce slogan atmaktan” daha anlamlı bir tepki vermiş olmaz mı?

                Şehit askerin eşi evinin elektrik faturasını ödeyemiyorsa “slogan” atan insanlar bundan utanmaz mı?

                Şehit askerin çocuğu okul kıyafetlerini alamıyorsa ve siz, evinizin balkonuna kadifeden yapılmış bir Türk bayrağı asıyorsanız, düşünmek zorunda değil misiniz?

                1984 yılından bu yana terör örgütüne şehit verip, her şehit cenazesinde “şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diye slogan atıyoruz.

                Yirmi yıl önce şehit olmuş bir askerin, genç yaşta dul kalmış eşi bugün ne yapıyor acaba?

                On yıl önce daha kundakta “yetim” kalmış bir çocuk bugün hangi şartlarda yaşıyor acaba?

                Ben bunları düşününce utanıyorum.

                Ya siz?

Bir Cevap Yazın