Ehliyet almayın! Bizim arabaya binin..

Ehliyet almayın! Bizim arabaya binin..

 

Liseyi bitirdikten sonra, Kuran Meali okumaya başladım. Üniversite öğrencisiyken bitirdim. Meal okurken birçok not aldım ajandama. “Kuran Meali Okumak için, bu kadar geç kalmamalıydım!” diye kendime kızdığımı hatırlıyorum. Her meal / tefsir okumamda, daha yeni, daha ilginç notlar alıyorum.

İlk okuduğum mealden ajandama aldığım en önemli notlardan birisi, “Atalarının dinine uyanlar!” uyarısıydı. Peygamberlere karşı çıkan kavimler / insanlar, genelde benzer gerekçelerle karşı çıkıyor. “Biz babamızdan böyle gördük. Atalarımızdan öğrendiğimiz yaşam tarzımızı değiştirmek mi istiyorsun?” düşüncesiyle / yaklaşım tarzıyla karşı çıkıyorlar peygamberlere.

Bu ilahi mesajdan ben şunu anladım; “Allah bana / bize diyor ki, “Babanızdan / hocalarınızdan öğrendiğiniz din bilgisiyle yetinmeyin! Okuyun, araştırın, öğrenin, düşünün…

* * * * * *

Bir Alman, Müslüman olduğu zaman, ilk yaptığı şey Kuran’ın Almancasını okumaktır. Yeni tanıştığı dinin emir ve yasaklarının anlatıldığı kitabı anlamaya çalışır. Bir İngiliz Müslüman olduğunda, ilk önce İngilizce Kuran okur.  Şahadet getirip Müslüman olmak, İslam’a giriş belgesi almaktır. Bu giriş belgesinden sonra, Müslüman kimliği ile birlikte, yapmaya devam edeceği hayat yolculuğunun, trafik kurallarını öğrenmeye çalışır.     

Sonradan Müslüman olan bir Alman / İngiliz yol işaretlerini önce Kuran’dan öğrenmeye çalışıyor. Müslüman kimliği ile dünyaya gelen bir insan, hangi milletten olursa olsun, “Allah benden ne istemiş? Allah bana ne diyor?” sorularının cevaplarını önce kaynağında aramalı. Sonradan Müslüman olan okuyor da, doğuştan Müslüman olan niçin okumuyor?

Kuran’da onlarca kez, “Ey iman edenler!” ifadesi kullanılır. Allah (cc), Müslüman olmayanları değil, Müslüman olduğunu iddia edenleri eğitmeye çalışıyor Kuran’da. 

* * * * * *

Türkiye’de öyle cemaatler / tarikatlar var ki, kendilerine bağlı olan gençlere / insanlara “Siz meal – tefsir okumayın! Siz anlamazsınız! Bize sorun. Biz size anlatırız!” diyorlar. Bazıları da, “Okuyacaksanız, sadece bizim yazdığımız tefsiri okuyun. Sadece bizim cemaatin / tarikatın tavsiye ettiği kitapları okuyun” diyorlar

Cemaat / tarikat kitaplarının okunmasının tavsiye edilmesini anlarım. Ancak, “Kuran Meali okumayın, siz anlamasınız!” denilmesini asla kabul edemedim. İster buna gaflet deyin, ister ihanet. “İlahi kelamı anlamaya senin kafan basmaz!” yaklaşımı, bir hakarettir.

Herkes okumalı. Okurken anladıkları da olacak anlamadıkları da. Anlamadıklarını araştıracak, soracak. Araştırarak, düşünerek, sorarak eksiklerini tamamlayacak. “Bizim anladığımız şekilde size anlatırız!” yaklaşımıyla insanları Kuran Meali / Tefsiri okumaktan alıkoymanın çok büyük bir vebali olduğunu düşünüyorum. Bu vebal sadece bu yaklaşımı dayatanlar da değil, Kuran’ı evinde süs olarak kullananlarında, bu vebali sırtında taşıdığını düşünüyorum.

“İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin, Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.” sözleriyle Mehmet Akif, Kuran’ı varlık amacından uzaklaştıran Müslümanlara sesleniyor.

* * * * * *

Safranbolu Müftülüğüne, din görevlilerine konferans vermek için gittiğimde, İlçe Müftüsü İlyas YILMAZTÜRK Bey’le odasında otururken, bu konu açılmıştı. “Böyle bir yaklaşımın sebebinin ne olduğunu bilmediğimi, niçin bazı cemaatlerin / tarikatların Kuran Meali okutmadıklarını anlayamadığımı söyledim.”

İlyas Bey, bana öyle bir cevap verdi ki, “Bu yaklaşımın sebebi ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi.” dedim.

İlyas Bey; “Bunu yapan cemaatler, ‘siz ehliyet almayın, bizim arabamıza binin!’ demek istiyorlar.” dedi.   

* * * * * *

Ehliyet alın! Meal okuyun! Tefsir okuyun! Öğrenin! Sorun! Düşünün! Ehliyetiniz olsun mutlaka. İlahi kelamın içeriği hakkında, az ya da çok, mutlaka bilginiz olsun.

Herhangi bir cemaate / tarikata müntesip olmayın demiyorum. Yine o cemaatin / tarikatın arabasında yolculuk yapabilirsiniz. Ancak direksiyonda ki büyükler yanlış araba kullanmaya başladığı zaman, yanlış yolda araba sürmeye başladığı zaman, trafik kurallarını ihlal etmeye başladığı zaman, şoförü uyarırsınız. Hem şoförü, hem aracı, hem de araçtaki yolcuları uçurma yuvarlanmaktan kurtarmış olursunuz.

“Bizim hocamız / şoförümüz hata yapmaz. Yanlış yola sapmaz!” diye düşünenleri, İslam tarihini ve İslam tarihinde yaşanan acı tabloları okumalarını tavsiye ederim. Ne yaparsanız yapın, ama mutlaka ehliyet alın. Cebinizdeki ehliyetle istediğiniz arabaya binebilirsiniz. 

İlla bir şoförü takip ederek şoförlük öğrenecekseniz, Kuran ehliyetiyle en güzel hayat yolculuğunu yapmış olan, Hz. Muhammed Mustafa’nın (as) hayatını tekrar okuyun. Muhammed Mustafa (as) şoförlüğünde yolculuk yapan Hz. Ebubekir sadakatinden dolayı, sıddık lakabı aldı. Hz. Ömer o şoförü takip ettiği için, adaletin timsali, Faruk oldu. Hz. Osman o yolculukta ahlakıyla, edebiyle konuşuldu. Hz. Ali, ilmin kapısı oldu.

Ne zaman ki temel kaynak Kuran’dan, en güzel örnek Hz. Muhammed’in hayatından uzaklaşıldı, kavgalar başladı. Başkalarının arabasına binerek yolculuk yapan ehliyetsizlerin bir kısmı Hz. Ali taraftarı bir kısmı Hz. Muaviye taraftarı oldu. O kavganın acısını hala çekmiyor muyuz?

Kuran merkezli hayat yolculuğunun, Hadislerle işaretlenmiş yol levhaları yetersiz gelmeye başlarsa, yine çevrenizden yardım alabilirsiniz.

“Ehliyet almayın! Bizim arabaya binin!” diyenlere, Allah (cc) çok güzel bir benzetmeyle cevap veriyor;

Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman 27)

 

Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar

www.saitcamlica.com

saitcamlica@gmail.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Pazartesi, 01 Şubat 2010, 00:34 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Ehliyet almayın! Bizim arabaya binin..” için 11 Yorum

  1. isa özyurt diyor ki:

    “Allah bana / bize diyor ki, “Babanızdan / hocalarınızdan öğrendiğiniz din bilgisiyle yetinmeyin! Okuyun, araştırın, öğrenin, düşünün…

    * * * * * *
    Hocam tam yaramıza parmak bastın..Ben bir imam olarak, bu konularda çok dertliyim,
    Bizleri okumadan, araştırmadan uzaklaştırdılar, Vaaz merkezii sistem, ezan ha keza, hutbe, ilden..bekci olduk vesselam,

    Müftü beye yazdığım şiirden bir bölüm ızdırabımı anlatır herhal,,

    Niksar Müftüsüne; ; Hocam

    Vaaz verdik elimizden aldılar,
    Ezanı da en sonunda çaldılar,
    Bu imamlar dimedosta kaldılar
    İmam mıyız bekçi miyiz biz hocam.

    şiirin tamamı,,

    http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=75706&siir=1298986&order=oto

  2. gülay diyor ki:

    Çevremde ayrı tarikatlara bağlı olan arkadaşlarım var. Hep duyarım, onlar öyledir bunlar böyledir diye eleştirip dururlar birbirlerini…İnsan dinini yaşayacaksa kendi iradesini ve aklını kullanarak yaşamalı bence.Kiminki doğru kiminki yanlış diyerek bölüneceğimize Kuran gibi yoldaşın Hz. Muhammed gibi bir örneğin izinde gidelim. Hepimiz Allah ın aşkını Allah ın dostluğunu kazanmış olalım inşaallah. Yazılarınız,kitaplarınız hayatımın bir ışığı oldu.Sizden Allah razı olsun.Övülmeye değer,Allah dostu,yürekli bir insansınız belliki.Allah herşeyi gönlünüze göre versin.SAYGILAR…

  3. ayşe :) diyor ki:

    herzaman ki gibi yine cok guzel ve dogru bir konuya değinmişsiniz..acı bir gercek ki 21.yüzyıldaki Türkiyemiz de hala ehliyet almayanlarımız var…yüreğinize ve elinize sağlık…

  4. Yusuf Yeşilkaya diyor ki:

    Sevgili Hocam,
    Her zaman olduğu gibi yine çok güzel bir yazı okuttunuz bize.
    Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
    Selamlar…

  5. aslı diyor ki:

    Hocam Allah sizden razı olsun.Yazılarınızı takip ediyor ve iki haftada bir yaptığımız okumalarda sizin yazılarınızın çıktısını alıp arkadaşlarımla paylaşmaya çalışıyorum.Hakkınızı helal edin.

  6. muhammed diyor ki:

    s,aleykum sait abi yine cok guzel konuya dikkat etmissin sen de olmsaan bizi uyaran olmayacak ALLAH sizden razi bizden de hosnut olsun dankeschön…

  7. Fatih KANLI diyor ki:

    “Kamer;54: And olsun ki Kuran’ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?,”
    “Zümer;23:Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap’ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitap’tan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah’ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu Kitap, Allah’ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.” “İsra;89:And olsun ki, biz Kuran’da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler.” “Kefh;54:And olsun ki, Biz bu Kuran’da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.”

    Yukarıda ki ayetlerde de açıklandığı üzere Kur’an ap açık bir dille yazılmıştır. Akledip ve düşünen insanlar için onda çeşit çeşit ibretlik öğütler vardır. Lakin insanlar okuyup araştırmaktan ziyade tembellik yapıp birileri ne derse onun arabasına binmeyi yada nefsine hoş gelen hangi söylemse onu kabul etmeyi kendilerine malesef şiar edinmiş durumdadırlar. Kur’an ilmi bir deryadır, tabi ki bunu ilim sahiplerinden öğrenilmelidir. Lakin bunu da mota mot başkalarının üstüne yıkıp “hocam ne derse o dur” ya da “şeyhim ne derse o dur…” mantığıyla hareket ettiğimiz zaman, okumaktan nasibi olmayanlar çeşitli hocalardan farklı içtihatlar çıktı zaman kafaları allak bullak olacak bu sefer bir birlerini aynen bugün ki gibi tekfir etmeye başlayacaklardır.

    Bu ise ümmetin parçalanmasının en önemli nedenir. Yani okumamak araştırmamak…

  8. i.y diyor ki:

    tebrik ederim. yazı çok güzel olmuş. ben bunu yazarım dediniz yazdınız. Allahın tabiatı Allahın kitabıyla birlikte okunmalı. batılılar kainat kitabını okudular. müslümanlar ise her iki kitabı da anlamadılar.

  9. fatih diyor ki:

    hocam size kesinlikle katılıyorum. ama sadece meal olmamaalı . yani tefsirine bakmadan bayağı problem olacağini düşünüyorum. çünkü ayati kerimede -size kitabı öğretir- diye byruluyor rasulüllah için. öğreten olmadan nasıl olacak. tabiki insan kendi Kuran-ı Kerim-i anlayabilir ama yanlış anladığida çok olur. onun için iyi analiz etmek lazım. cevabınızı bekliyorum

  10. Şerife diyor ki:

    Harika bir yazı,Bakış açınız ne kadar net..ne kadar güzel..kaleminize sağlık..

  11. duygu ergül diyor ki:

    her farzın 3 farzı vardır. 1 öğrenmek 2 iman etmek 3 uygulamak ….Bizler kolaya alıştığımız için emek vermek yerine başkalarından duyduğumuzu ilim diye bilgi diye kafamıza yerleştiriyoruz .doğruluğunu araştırmıyoruz…herkesin biraz da olsa harekete geçmesi gerekir bence biraz çaba biraz emek. …zamanı geldi geçiyor …yarınımız olmayabir….. ilim öğrenme aşkımız yoksa bile, o aşkı zorla davet edelim.önce biraz isteksizce başlasak bile ,okudukça ilim öğrenme aşkımız kendiliğinden doğacaktır….

Yorum yapın