Düşünmek, akılla yol almaktır…

Düşünmek, akılla yol almaktır…

 

Bugün sizinle ilk okuduğumda “vay be!” dediğim bir olayı paylaşacağım. Bilgi üzerinde düşünen insanın yapabilecekleri konusunda çok çarpıcı bir örnektir.

Allah insanı sürekli tefekkür etmeye davet ediyor. “Hiç düşünmez misiniz? Aklınızı kullanmaz mısınız?” diye biten onlarca ayetle, Allah’ın bizleri niçin sürekli düşünmeye ve aklımıza kullanmaya davet ettiğini bu ve benzeri olayları okudukça daha iyi anlıyorum.

 Lise bittikten sonra, Kuran Meali okumaya ilk başladığımda en çok dikkatimi çeken birkaç şeyden birisi bu oldu. Allah insanı sürekli okumaya, öğrenmeye ve öğrendikleri üzerinde düşünmeye davet ediyor. Sadece okumak, bilmek yetmiyor. Bildiklerimiz hakkında düşünmek zorundayız.

Hem ailemizden hem hocalarımızdan defalarca İslam tarihini dinledik, okuduk. Peygamber efendimizin dünyaya gelişiyle birlikte, dünyada meydana gelen mucizeleri bilmeyen yoktur.

Doğduğu gecede Mekke’yi bütünüyle misk ve amber kokusu kaplamıştı.

Doğduğu gece kisrânın sarayı yıkıldı.

Mecusilerin (ateşe tapanların) bin yıldır yanan ateşi söndü.

Lat ve uzza dâhil bütün putlar kırıldı

Bu bilgiler, yüzyıllardır Müslümanlar tarafından biliniyor. Nesilden nesile anlatılarak, dilden dile dolanarak anlatılan, yazılan bu bilgiler, Peygamber efendimizin hayatını anlatan tüm kitaplarda vardır. Bu bilgiye sahip olmak (bilmek) ve bu bilgi üzerine kafa yormak (düşünmek) arasında nasıl büyük bir fark olduğunu, ben aşağıda sizinle paylaşacağım yazıyı okuyunca daha iyi anladım.

* * * * * * * *

Avustralyalı amatör bir arkeolog olan William Knox d’Acry, arkeoloji ve tarih çalışmıştır. William, 1890’lı yıllarda, İslam tarihini de merak etmiş ve okumuş. İslam tarihini okurken, “Müslümanların Peygamberi dünyaya geldiği zaman meydana gelen mucizeler” bölümünü okurken zihninde aniden bir ışık yanmış. “Mecusilerin bin yıldır sönmeyen ateşi sönmüştür” bilgisine takılı kalmış. Ve bu bilgi üzerinde düşünmeye başlamış.

“Mecusilerin (ateşe tapanlar) sönmeyen ateşinin kaynağı neydi? Bu kaynak odun – kömür olamaz. Hem çok masraflı hem de büyülü (çekici) bir tarafı olmaz, odun – kömürle yanan ateşin. İnsanlar odun toplayıp ateşe taşımasa ateş söner. İnsan takviyesi ile yanan, odun taşınmayınca sönen bir ateşi kimse kutsal kabul etmez.”

William, ateşin niçin sönmeyeceği konusunda düşünürken zihnin büyük bir ışık yanıyor. Zihninde yanan bu ışığın peşinden İran’a, Mecusiler yüzyıllar boyunca yaşadığı bölgeye incelemeler yapmak üzere gider. Arkeoloji çalışmalarına orda devam eder. İran yönetimine, İran medeniyetinin köklerini ve tarihini araştırdığını söyler. Ancak zamanının büyük bir kısmını, Mecusilerin tarihte yaşamış olduğu bölgeye ayırır. Onu en çok Mecusilerin tapınakları ilgilendirir.

İranlılar, kendi medeniyetlerini bu kadar araştıran ve İran aşığı (!) olan bu arkeolog William’ı çok severler. Hatta, dönemin İran Şahı Rıza Han Pehlevi, kendisinden İran’ın kalkınması ve bir demiryolu ağı kurulması hususunda yardım ister. William bu konuda Batılı dostlarının desteğiyle Şah’a yardım eder.

1901 yılına gelindiğinde ise Şah’tan küçük bir iyilik ister. O da İran topraklarında petrol arama ve çıkarma yetkisidir. Bu adama İran Şahı, 60 yıllığına petrol arama ve çıkarma yetkisi verir. Bunun karşılığında da William Şah’a 20.000 dolar nakit para ve çıkacak petrollerin satışından yüzde 16 pay vermeyi kabul eder.

Bu yetkiyi alan William Mecusilerin yaşadığı bölge olan Basra körfezinin kuzeyinde sondaj çalışmaları yapmaya başlar. Her sondaj vurduğu yerden petrol fışkırmaya başlar.

William, çıkarttığı petrolle çok zengin olur ve farklı şirketlerle ortaklık kurarak petrol çıkartmaya devam eder. Sonradan şirketini ve petrol çıkartma yetkisini devrettiği İngiliz şirketi British Petroleum’un temelleri atılır. Bugün hepimizin bildiği BP Benzin şirketi bu süreç sonunda kurulmuştur.

* * * * * * * * *

“Mecusilerin ateşi bin yıl boyunca sönmemişse, o ateş odun ve kömürle yakılmamışsa, o bölgede kesinlikle çok büyük petrol kaynakları vardır!” düşüncesiyle harekete geçen William, BP şirketinin temellerini atmış adeta.

 Aynı dönemde yaşayan yüz binlerce Müslüman, aynı bilgiye sahip olduklar halde, o bilgi üzerinde düşünmedikleri için, düşünen William’ın Petrolünü çok pahalıya almak zorunda kalmışlar.

Düşünmeyen insan, Peygamberinin mucizeleriyle sadece sevinir. Allah, okuyun, öğrenin, düşünün diyor. “Benim Peygamberim o kadar büyük ki, o doğduğu zaman Mecusilerin bin yıldır sönmeyen ateşi bile sönmüş!” bilgisini ezbere bilmek kimseye bir şey kazandırmaz.  

Aklı bilgiyle besleyen insan, bilgiyi düşünceyle, enerjiye ve güce dönüştürmeli. Çünkü: Düşünmek, akılla yol almaktır.

Tüm bu bilgiler ışığında, “Bir saat tefekkür etmek, bir sene nafile ibadet etmekten daha hayırlıdır” hadisi üzerinde herkesi düşünmeye davet ediyorum.

 

Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar

www.saitcamlica.com

saitcamlica@gmail.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Perşembe, 12 Kasım 2009, 02:24 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Düşünmek, akılla yol almaktır…” için 13 Yorum

  1. fatma diyor ki:

    Hocam bu da anlamlı harika bir yazıydı üzerinde düşünülür inşallah. Gerçekten aslında düşünülünce çok da zor bir şey değilmiş sönmeyen ateşin civarında petrol olduğunu bulmak ama işte asıl gereken bunu okurken ezberden okumak değilmiş tefekkür etmekmiş.Allah sizden razı olsun kizihnimizi açtınız

  2. edip diyor ki:

    teşekkürler sait bey

  3. ibrahim diyor ki:

    Bundan sonra her okuduğum. her duyduğum şey üzerine düşünmek nasibiyle.hayırlı cumalar okuyup düşünenler…

  4. dilek diyor ki:

    gerçekten vay be denilecek bir olay .dinimiz hakikaten çok güzel.ama kıymet bilmiyoruz sanırım yeterince.teşekkürler hocam

  5. ayfer diyor ki:

    sadece düşünebilmek ne kadar basit değilmi insana bahşedilmiş engüzel haslet tabikidüşünebilene

  6. mehmet kasım diyor ki:

    sait hocam cama bakıp ne kadar düşündügümü ii biliyorsunuz….bana dua edin Allah beni islah etsin…inş…

  7. selma diyor ki:

    din bizim, peygamber bizim..akıl başkalarının…

  8. fatma diyor ki:

    geçenlerde birgün peygamber efendimiz’in doğum mucizelerinden bahsederken bir kızımız sordu: -bu ateş nasıl sönmeden bunca yıl yanmış? hiç yağmur falan yağmamış mı? diye.
    açıkçası bunu hiç düşünmemiştim. yazınızı okuyunca bu kızımızın sorusu aklıma geldi. siz aynı yüzyılda yaşayan yüzbinlerce müslümandan bahsetmişsiniz. ya şu zamanda yaşayan miyonlarca müslüman?????????? bizler hala rabbimizin ‘düşün’ emrini idrak edebilmiş değiliz.
    aslında çoğu zaman düşünmemiz gerktiğini bile düşünemiyoruz.
    akıl ve fikir niğmetini tefekkür kabiliyeti ile birleştirip, yeni ufuklara yol almak duasıyla………..
    ALLAHA emanet olun.

  9. senanur38 diyor ki:

    bizler müslüman gibi yasayip william gibi düsünmeyince daha cok BP´ler baskalari tarafindan kurulup isletilir.biz

  10. hayrullah diyor ki:

    bildiğimiz halde yapmadğimiz yapmak ıstemediğmiz o kadar çok şey var kı…….günümüz insanlarının tek huzur bulacaği yer din dir allahın senın yanın da olduğnu bilmek ble huzur verıyor insana ……..

  11. fatma diyor ki:

    Hocam önemli bi konuyu yine yaziya döktünüz. gercekten düsünmek cok önemli ve daha da önemlisi bunu gelecek nesillere verebilmek daima düsünmelerini gerektirmek yoksa koyun gibi onun bunun pesine takilip giderler. insallah sizin gibi egitmen olmayi allah nasip eder. cok faydali bilgiler veriyosunuz allah razi olsun

  12. elif nadire diyor ki:

    Harika yazıydı,şahsen bende merak etmiş kendimce doğalgaz olabilir yorumu yapmıştım.malesefki bizler yüce kitabımızı,yalnızca ahiret hayatına rehberlik ettiğini düşünerek yorumladığımızdan,bu dünyadaki yarar ve faydalarına yönelik düşünmüyoruz.işte düşünen islam düşmanları bizi kendilerine köle olmaya zorluyacak,atılımlar yapıyor.bizse el açıp kurtar ya rab demekten öteye geçemiyoruz.iyide allah veriyor fakat almaya el uzanmayınca ne yapsın.

  13. fyz brrn diyor ki:

    “Bin yıllık sönmeyen ateşi” araştırırken tesadüfen okudum yazınızı. Emeğinize sağlık. Lakin eklemeden geçemeyeceğim bir husus var. Bunca düşünür, bunca alamet, bunca keramet içinde yaşamış Mecusiler nasıl hala mevcutlar ve nasıl hala düşünmezler. Benim de bunu aklım almıyor. Avesta ile Kur’an- ı Kerim arasında neredeyse birebir benzerlik varken, nasıl hala Zerdüşt dini varlığını sürdürebiliyor? Bu konu hakkındaki yorumlarınızı da paylaşmanızı sabırsızlıkla bekleyeceğim. Selametle.

Yorum yapın