Yaralar yazıya dönüştü
Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur.
Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen, tam aksine çoğalan bir “değer‿ olduğunu çok güzel vurguluyor. Teknolojinin gelişimiyle beraber bilginin paylaşım şekli değişiyor. “İnternet gazeteciliği ve yazarlığı‿ da son yılların en hızlı gelişen bilgi paylaşım sistemi haline geldi.
Meslek hayatımda aldığım notları kitaplaştırmayı hep düşünmüşümdür. “Çocuk Eğitiminde 33 hata‿ isimli kitap çalışmam, bu notlarımdan oluştu. Ancak köşe yazarlığı yapmak planlayarak geldiğim bir nokta değildi. İnternetten haber takip eden masa başı çalışanlarından birisiyken, köşe yazarlığına başladım.
www.haber7.com sitesinin editörü Ünal Tanık bey, bana sitesinde yer vererek böyle bir kapı açtı. Öğrenci veya velilerle yaptığım görüşmeleri yıllardır not alıyordum. Aile içi iletişim problemleri, gençlerin eğitim ve psikolojik sorunlarını dinlerken bazen ilginç bazen de hüzünlü olayları dinlersiniz. Sıcağı sıcağına kaleme sarılıp bir köşe yazısı olarak okuyucularımla paylaştığım köşe yazılarımı kitaplaştırdım. Bazen yaşadıklarından ilham alır insan, bazen yaralarından akanları kağıda döker. Yazılarımın kimisi yaşadığım ve dinlediğim olaylardan, kimisi toplumsal ve bireysel yaralardan yola çıkılarak kaleme alındı.
Yaralar, yazıya dönüştü anlayacağınız. Yazılar merhem olur inşallah. Sadece yayında kaldığı günler içerisinde okuyanlara değil, herkese merhem olması temennisiyle…
SAİT ÇAMLICA
Eğitimci-Yazar
cforms contact form by delicious:days
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cuma, 04 Eylül 2009, 05:44 tarihinde Genel, Sait ÇAMLICA Kitapları kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....












ben sizin ”okuyorum o halde varım” adlı kitabınızı okuyorum şu anda geldiğim yere kadar kitabı çok beğendim diğer kitaplarınızı da okuyacağım eminim onlarda güzeldir allah başarılarınızın devamını getirsin
ben şu anda sizin “çocuklar ayak izlerinizi takip eder” adlı kitabınızı okuyorum.kitaptan memnun kaldım ve çok beğendim.yaşanan gerçek şeyler ve yaşanabilecek olayları tam anlamıyla ve en güzel şekilde anlatmaya çalışmışsınız.bunu başarmışsınız da…ben en çok “karnelere değil çocuklarınıza sarılın” başlıklı yazıyı beğendim.başarılarınızın devamını dilerim…