Eğitim araştırmacısı Benjamin Bloom başkanlığında, Chicago Ãniversitesinde bir ekip tarafından yapılan bir araştırmada, dünya çapında alanlarının en iyisi olan, dünyanın en başarılı 120 yıldız üzerine beş yıl süren bir araştırma yapar. Araştırmaya dahil olanlar arasında; Bilim adamları, Matematikçiler, heykeltıraşlar, Piyanistler, Tenisçiler, Futbolcular, Olimpik yüzücüler vs bulunmaktadır.-
Eğitim araştırmacıları bu tip başarılı insanların doğuştan böyle olmadıklarını fakat bu yönde eğitilip, büyütüldüklerini saptamışlar.
Araştırmaya konu olan başarılı insanların yetenekleri farklı, ancak çocukluk deneyimleri hemen hemen aynıydı.
Bu insanların ortak özellikleri, bilinçli ve çocuklarına ‘önem veren” anne - babalara sahip olmalarıdır. Böylelikle anne babalar tarafından sahip çıkılan yetenek sinyalleri erkenden keşfedilmiş ve desteklenmiştir.
Bu anne – babalar çocuklarının kabiliyetlerini işlemek için, çocuklarla iyi iletişim kuran, sıcakkanlı, arkadaş canlısı çocukları takdir etmeyi bilen öğretmenleri arayıp bulurlar.
Çocuklarının cesaretleri kırıldığında anne - babaları onlara ‘yapamıyorsun, beceriksiz!” dememişler. Onları ‘yapabileceklerine” inandırmışlar.- - -
Yüzyılımızda bunun en iyi örneği Edison’dur. Yaramazlıkları yüzünden, ilkokul üçüncü sınıfta okuldun kovulmuş bir insandır Edison. Kendi çevremizde okuldan atılan çocuklardan hepimiz biliriz ki, bu çocuklar daha da fazla yaramazlık yapmaya başlarlar.
Ortaokulda Ahmet isminde bir arkadaş vardı. Yaramazlıkları yüzünden okuldan atıldı. Zaman zaman mahallede görürdük kendisini. Her seferde başı belaya girerdi. Hep yaramazlık yapmaya devam etti. Uzun yıllar göremedim Ahmet’i. Yıllar sonra oturduğumuz apartmanın karşısındaki binaya taşındı. Dört çocuğu olduğunu öğrendim. İşleri yolunda değildi. Geçici işler yapıyordu. İnşaatlarda çalışıyor, sezonluk işlere girip çıkıyordu. Sık sık içiyor ve mahallede naralara atıyordu. Anne ve babasıyla hala arası iyi değildi. Eşine ve dört çocuğuna hayatı zindan ettiğini komşularından öğrendim. Sürekli onları dövüyor ve evde hapis hayatı yaşatıyordu.
Sizin çevrenizde buna benzer örnekler vardır. Edison bunun istisnalarından birisidir. Tüm bunları yazmamın sebebi, Edison’un başarısının temelinde yatan en önemli etkiyi sizlerle paylaşmaktır. Okuldan kovulan Edison’un annesine öğretmeni bir de mektup gönderir. Mektup’ta ‘Bu çocuk adam olmaz” anlamında bir şeyler yazılıdır. Mektubu okuyan anne çocuğuna sarılır ve ‘Görecekler, benim çocuğum büyük adam olacak” der.
Okuldan atılan bir çocuk eve gitmeyi bile korkar aslında. Mecburen eve gittiği zaman da yiyeceği dayak ve fırçalara kendisini çoktan hazırlamıştır bile.- Ailesinden her türlü olumsuz tepkiye kendini hazırlayan bir çocuğun, annesinin bu sözlerini duyduktan sonra ki psikolojisini düşünebiliyor musunuz?
Çok büyük bir hata işledikten sonra patron veya müdürünüz sizi affedince hissedeceğiniz güven ve siz affetme büyüklüğü gösterene karşı hissedeceğiniz saygıyı hisseder, hatası affedilen çocuk.-
-
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cumartesi, 30 Eylül 2006, 04:33 tarihinde Aile Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














İŞTE 2.KİŞİMİN VE ONUN CAN YOLDAŞININ KIYMETİNİ BİLMEM GEREKTİĞİNİ HATIRLATAN BİR İŞARET…HER ZAMAN YAZAN BİR ÇOCUK OLMUŞUMDUR. HAYATIMDAKİ EN ETKİLİ FİİL “YAZMAK”TIR BENİM.VE HER ZAMAN EN SADIK OKUYUCULARIM ONLAR OLMUŞTUR.