İstanbul sokakları “Üniversite tanıtım afişleri”yle dolu. Sadece sokaklar mı? Elinize aldığınız her gazetenin birkaç sayfası direkt veya dolaylı Üniversite reklamlarıyla dolu. Sadece daha çok reklam almak için “eğitim eki” çıkartan gazeteler bile var. Amaç, sadece en zeki ve en çok puan alan öğrencileri tavlamak değil, en paralı öğrencilerinde dikkatini çekmek… Özel ... Devamın oku »
‘Yayınlanmış Yazılarım’
Hangi Üniversiteyi tercih etmeli?
Cuma, 29 Temmuz 2011, Yayınlanmış Yazılarım,917 defa okunmuş, 2 Yorum »
Yollar güzel, yolsuzluklar acı…
Pazar, 24 Temmuz 2011, Yayınlanmış Yazılarım,705 defa okunmuş, 1 Yorum »“Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” sorusunun cevabı hep tartışılır. Beş sene önce bana bu soru sorulduğunda “Elbette çok okuyan bilir!” cevabını tereddütsüz verirdim. Bu kadar çok gezince, cevabım tamamen değişmemiş olsa da, gezmenin bilmeye katkısını da gördüm. “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” sorusu bana sorulduğun da “Gezerken ... Devamın oku »

Kaybolan muhabbetin bedeli
Cumartesi, 16 Temmuz 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1021 defa okunmuş, 2 Yorum »“Hocam sen bize kitap okuyun, kendinizi yetiştirin diyorsunuz. Anne babasının elinde kitap görmeyen çocuklara ders çalışma alışkanlığı kazandırmakta zorlanıyoruz diyorsunuz. Söylediklerinizde haklısınız. Ancak benim merak ettiğim başka bir şey var. Bizim anne babalarımız okuma yazma bilmiyordu. Evlerimiz de kütüphane de yoktu. Onlar bizi nasıl terbiye etti?” Sorular, düşünen insanın zihnine ... Devamın oku »

Utangaç veya utanmaz çocuk!
Pazartesi, 11 Temmuz 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1418 defa okunmuş, 1 Yorum »“Ben çektim, çocuğum çekmesin!” cümlesi, bugünün anne babalarının en çok kullandığı cümlelerden birisidir. Kendisinin çektiği sıkıntıları, kendisinin yaptığı hataları çocuklarının yapmasını istemiyor. Aşırı korumacı aileler, çocuklarına iyilik yapalım isterken, kötülük yaptıklarının farkında değiller. Kendi hayat tecrübelerinden yola çıkarak edindikleri davranış ve tutumlar, çocuklarının sıkıntı çekmesini engellemiyor. Sadece farklı alanda sıkıntı ... Devamın oku »

Başka çocuklara iyi babalar…
Pazar, 10 Temmuz 2011, Yayınlanmış Yazılarım,712 defa okunmuş, Yorum Yok »Bir çocuk için “baba” bir elmanın diğer yarısı gibidir. Annenin önemi ve etkisi tartışılmaz olmakla beraber, babanın ihmal ettiği boşluğu doldurmakta kolay değildir. Evlatlarını sevgisini göstermeyen babalarla ilgili daha önce birkaç yazı yazmıştım. Elbette bir anne şefkatini babalardan beklemek doğru değildir. Anne şefkati kadar olmasa bile babalar da çocuklarına sevgi ve ... Devamın oku »

Yaz kursları…
Pazartesi, 27 Haziran 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1229 defa okunmuş, 3 Yorum »Hepimizin çocukluğunda camiye dair hatırlar vardır. Elinde elif cüzü veya Kur’an ile mahallenin camisine gittik hepimiz. Bu ülkede birçok insan Kur’an’la yaz kurslarında tanışır. Birçoğu 2-3 yaz devam eder camiye. Bir kısmı da İmam Hatip lisesi veya Kur’an kurslarında devam eder eğitiminde. Camilerimizin sadece beş vakit kılınan yer olmaktan çıkıp, ... Devamın oku »

İnsana evladı vasıtasıyla ulaşmak!
Pazar, 19 Haziran 2011, Yayınlanmış Yazılarım,872 defa okunmuş, Yorum Yok »Çocuk ve şiddet konusunu işlediğim “Anne Katili Nasıl Yetişir?” adlı kitaba hazırlık yaparken, şiddete bulaşan insanlarla ilgili yazılmış birçok kaynak taraması yapmak zorunda kaldım. Suça bulaşan, suç işlemeyi alışkanlık haline getiren, insan öldürürken tereddüt etmeyen insanların, yetişme süreçlerini anlamaya çalışıyordum. Avrupa’da yaygın olan “seri katiller” ile ilgili yapılmış çalışmalar buldum. Seri ... Devamın oku »

Milletin gözü açıldı!
Pazar, 12 Haziran 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1239 defa okunmuş, 3 Yorum »Rahmetli dedem, 1926 doğumluydu. İlkokul üçüncü sınıfta Cuma namazına gittiği için yediği bir şamar yüzünden okulu bırakmış. Sağlık sorunları yaşayıncaya kadar hep köyde kaldı. Hem dedemden, hem diğer büyüklerimden hem de okuduğum kitaplardan, 1950’li yıllara kadar bu milletin inançlarıyla oynayanların hatıralarını çok dinledim, çok okudum. Nasıl bir kin, nasıl bir ... Devamın oku »

İhanet sadece eşe yapılmaz…
Pazartesi, 06 Haziran 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1604 defa okunmuş, 2 Yorum »Aile içi ilişkilerde, en sarsıcı olanı ihanet olsa gerek. İhanet eden ister erkek olsun ister bayan, aileye en büyük yarayı vurmuş olur. Güven sarsılması, ailede deprem etkisi yapar. Bu depremin altında bütün aile kalır. Bir eşin ihanetine engel olmak için alınabilecek tedbirler ,benim konum değil. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, ... Devamın oku »

Futbol, gençlik ve dev beşik!
Pazartesi, 23 Mayıs 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1346 defa okunmuş, 2 Yorum »Henüz televizyon ve gazetelerin bu kadar yaygın olmadığı yıllarda, köyünden İstanbul’a gelmiş bir çiftçi. Alışveriş yapmak için birkaç semti dolanmış. Bazı tarihi yerleri ve mezarları ziyaret etmiş. Bir semt merkezinde dolanırken, çok büyük bir kalabalığı rastlamış. “Kalabalık niye toplandı? Ne yapmak istiyorlar? Bir problem mi var?” düşüncesiyle kalabalığın içinde bulmuş ... Devamın oku »

“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













