Haber sitelerinde yayınlanan bir haber, bu ülkenin geleceği olan çocuklarını ve gençleri dert eden herkesin, içini acıtmıştır. Türkiye'de çok izlenen sekiz dizinin dördü aile içi cinsellik, dördü tecavüz üzerine kuruluymuş. Daha önce birkaç yazımda konuya değinmiştim, ancak tekrar etmekte fayda görüyorum. "Hz. Fatıma'nın Ahlakı!” dizisinin senaryosunu yazacak nesiller yetiştiremeyenler, “Fatmagül’ün ... Devamın oku »
‘Yayınlanmış Yazılarım’
Muhafazakar medya yöneticilerine…
Cuma, 23 Eylül 2011, Yayınlanmış Yazılarım,970 defa okunmuş, 3 Yorum »Bu yazı, BİZİM camianın TV Kanallarının başında oturan, yönetiminde söz sahibi olan herkese yazılmıştır. Birkaç yıldır, yazıp yazmama konusunda tereddüt ettiğim bir konuydu bu. Ancak yazmak zorunda olduğum kararına vardım. Kimileri bana çok kızacak bu yazı için, kimileri küsecek. Kimileri beni yanlış anlayacak, kimileri anlamak istemeyecek. Mevlana’nın “Kilimi dövene kızmayın. Onun ... Devamın oku »

Ahlak dersine Fransız kalmayın!
Pazar, 18 Eylül 2011, Yayınlanmış Yazılarım,814 defa okunmuş, Yorum Yok »16 milyon öğrenci 700 bin Öğretmen, ‘insan üretim fabrikası’ olan okullarda buluşuyor her yıl. ‘İnsan üretim fabrikası’ diyorum, çünkü ben “insan doğulmaz insan olunur” sözüne inanıyorum. İnsan biyolojik yapısıyla değil, eylemleriyle insandır. “İnsanlık öldü mü?” diye sorarken aranan kişidir insan. Bir sokak çocuğunun elinden tutan kişide biyolojik olarak insandır, sokakta ... Devamın oku »

Her çocuktan aynı başarıyı beklemek…
Pazartesi, 12 Eylül 2011, Yayınlanmış Yazılarım,778 defa okunmuş, Yorum Yok »“Anne babaların kabullenmekte en çok zorlandıkları konu hangisidir?” diye bir soru sorsalar bana, hiç tereddüt etmeden “okul başarısı” konusunu söylerim. Nedense bütün anne babalar, evlatlarının okul hayatında çok parlak öğrenci olmasını ister. Teşekkür almışsa, takdir için çalışmalı. Sınıfı geçmişse, Anadolu veya Fen Lisesini kazanmalı. Liseden sonra mutlaka iyi bir Üniversite ... Devamın oku »

Milli Eğitim Bakanına Mektup…
Pazar, 04 Eylül 2011, Yayınlanmış Yazılarım,990 defa okunmuş, 2 Yorum »Her Bakanın ve her Bakanlığın görevi elbette önemlidir. Ancak, insan eğitmekten sorumlu bir bakanlığı yöneten kişinin sorumluluğu, tüm diğer bakanlıkların sorumluluklarından çok daha fazladır. Milli Eğitimi yönetmek, Türkiye’nin geleceğini emanet edeceğimiz çocukları yetiştirmek demektir. Milli eğitimin sorunları çözülmeden Türkiye’nin sorunlarının çözülemeyeceğine inananlardan biri olarak, Sayın Milli Eğitim Bakanı’na görevinde başarılar dilerken, ... Devamın oku »

Yeni göreve başlayan Öğretmenlere…
Cuma, 26 Ağustos 2011, Yayınlanmış Yazılarım,949 defa okunmuş, Yorum Yok »Öğretmen atamaları her yıl tartışmalı geçiyor. Atanabilme heyecanı yaşayan öğretmen adaylarının sevinci ile atanamayan öğretmen adaylarının öfkesini görüyoruz her yıl ekranlarda. Üniversite bittikten sonra boşta kalmanın ne demek olduğunu yaşamayan bilmez. Yıllarca emek verip sizi okutan anne babanız bile bir an önce kendi ayaklarınızın üzerinde durmanızı bekler. Boş gezmek dünyanın en ... Devamın oku »

Hangi 11 Ayın Sultanı?
Pazar, 21 Ağustos 2011, Yayınlanmış Yazılarım,809 defa okunmuş, 2 Yorum »Her Ramazan farklı bir tartışmalar yaşanır Türkiye’de. Bu ramazan’ın en çok konuşulan tartışması, Teravih namazı oldu. Sözlükte "rahatlatmak, dinlendirmek" anlamlarına gelen tervîha kelimesinin çoğulu olan terâvih, dinî bir kavram olarak, Ramazan ayında, yatsı namazından sonra kılınan nafile namaza verilen isimdir Namazın her dört rekatının sonunda bir miktar oturulup dinlenmek müstehap ... Devamın oku »

Boşanmanın savaşı değil, edebi olur…
Pazartesi, 15 Ağustos 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1010 defa okunmuş, 2 Yorum »Huzursuz bir aile ortamında yaşamanın ne demek olduğunu, mutlu ve huzurlu bir ailede yaşayanlar anlamazlar. Sevmediğiniz, birlikte aynı ortamı paylaşmaktan keyf almadığınız, aynı yatakta yatmak istemediğiniz bir insan ile evli kalmanın ne demek olduğunu, ancak bunu yaşayanlar bilir. “Madem sevmiyordu neden evlendi?” sorusu başka bir problemdir. Hiç kimse “denemek” için evlenmez. ... Devamın oku »

Meal mukabelesi yapan cami var mı?
Salı, 09 Ağustos 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1105 defa okunmuş, 3 Yorum »Ramazan, Kur’an ayıdır. Hepimiz Kur’an’la daha çok içli dışlı oluyoruz. Daha çok okuyor, daha çok dinliyoruz. Camilerde, evlerde mukabeleler yapılıyor. Bir hafız okuyor, karşısında oturan onlarca insan dinliyor. Kimisi Kur’an’dan takip ediyor, kimisi de sadece dinliyor. “Anlamadığımız dilde Kur’an okumak anlamsızdır” diyenlere katılmıyorum. Arapça Kur’an okumayı da, güzel okuyan biri okurken ... Devamın oku »

Afrika ülkelerini aç bırakan Batı mı Doğu mu?
Çarşamba, 03 Ağustos 2011, Yayınlanmış Yazılarım,1123 defa okunmuş, Yorum Yok »Afrika ülkelerinin sefaletini yıllardır dinleriz konuşuruz. “Emperyalist ülkeler, Afrika’yı niçin ve nasıl sömürüyor?” sorularının cevaplarını da birçok kaynaktan öğrenme imkanımız oldu. Bu insanların ellerine ekmek vermeyip silah verenler, iç savaşı engellemek için (!) o ülkelere asker gönderiyorlar. Yüz yıldan fazla bir süredir sömürge çarkı hep aynı şekilde dönüyor. Batı, Afrika gibi ... Devamın oku »

“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













