Hangi makam olursa olsun, o makamdan millet için neler yapılabileceğini, birçok farklı kurumda, gözlerimle gördüm. Makamlar, geçici fırsatlar verir insana. Allah bazı insanlar “Yürü ya kulum!” der gibi, hiç ummadığı makamları nasip eder. Maalesef birçoğu o makamın hakkını veremeden, makamlarını kaybederler. Hem makamı, hem de makamın imtihanını kaybediyor birçoğu. Yirmi yıl ... Devamın oku »
‘Yayınlanmış Yazılarım’
Makam odasında memleket sevgisi…
Pazartesi, 05 Aralık 2011, Yayınlanmış Yazılarım,574 defa okunmuş, 1 Yorum »
Milli duyguları öldüren Komutanlar!
Salı, 29 Kasım 2011, Yayınlanmış Yazılarım,737 defa okunmuş, 4 Yorum »Bedelli askerlik konusunda çok şey söylendi, yazıldı. Faydalı / zararlı veya gerekli / gereksiz gibi bir tartışmaya dahil olacak değilim. Devletin bazen askere, bazen paraya, seferberlik gibi durumlarda da, hem askere hem paraya ihtiyaç duyar. Kişisel olarak, 3-5 ay bile olsa, herkesin temel askerlik eğitiminde geçmesi gerektiğine inanıyorum. 1999 depreminden sonra ... Devamın oku »

Çocuklarınız için Hicret eder misiniz?
Pazar, 27 Kasım 2011, Yayınlanmış Yazılarım,854 defa okunmuş, 1 Yorum »“Evlatlarımı kurtarmak için gerekirse dünyanın öteki ucuna gider yerleşirim!” diyen arkadaşımın verdiği ilhamla yazıyorum bu yazıyı. Zihnimde “Çocuklar için, gerekirse Hicret etmeli” cümlesi dolanırken, sürekli gittiğim kuaförün söylediklerini de ekledim zihnime, berber koltuğunda. “İyi ki, ilk gençlik yıllarımızda bizi memleketten alıp buralara getirmiş Babam” diye anlatmaya başlamıştı. Bayram tatili için ... Devamın oku »

Eskiden dedeler / nineler vardı…
Salı, 22 Kasım 2011, Yayınlanmış Yazılarım,872 defa okunmuş, 2 Yorum »Manisa / Köprübaşı Kaymakamı Sayın Recep HÖL ile, İlçe Müftülüğüyle yaptığımız konferans sonrası çay içiyorduk. Genç Kaymakam konuşmamı değerlendirirken “Sizin gibi, bu tarz eğitim veren insanlarda, en çok dikkatimi çeken olaylardan birisi de, dede veya ninelerinizden bahsetmenizdir” dedi. Ben gerçekten dedemden - ninemden çok bahsederim konferanslarımda. Genç Kaymakam bunu söyleyince, ... Devamın oku »

Şehitlerin yaşadığını hissetmek…
Cumartesi, 12 Kasım 2011, Yayınlanmış Yazılarım,697 defa okunmuş, 3 Yorum »Üç gün konferanslar vermek için Ab-ı Hayat derneğinin davetlisi olarak Sivas’a gitmiştim. Hüseyin AKTAŞ Bey ile birlikte üç gün yoğun bir program yaptık. “Programımızda şehit aileleri derneği de var!” dediklerinde, bir tuhaf oldum. Birçok farklı kurumla programlar yapmaya alışkındım. Ancak “Şehit ailelerinin karşısına geçip konuşma yapmak kolay olmayacak” diye düşündüm. ... Devamın oku »

O Bir Kişi…
Çarşamba, 09 Kasım 2011, Yayınlanmış Yazılarım,961 defa okunmuş, 4 Yorum »O bir kişi; bir Çoban… “Abi ben çobanlık yapıyorum!” diyen sesi hiç unutmayacağım. Çanakkale’nin bir köyünden “çağrı” atmıştı bana. Normalde, cep telefonuma yapılan çağrıları aramak gibi bir adetim yok. Ama o akşam hem zamanım olduğu için, hem de “Bu saatte kim acaba?” diye, merakımdan dönüş yapmıştım çağrıya. Abisi askere gittiği ... Devamın oku »

İlçe Milli Eğitim Müdürünün Gözyaşları…
Cuma, 28 Ekim 2011, Yayınlanmış Yazılarım,948 defa okunmuş, 6 Yorum »Gözlerim, hep yürekli adamlar arar. Aradığım yürek, bilek gücüne sahip bir insanın yüreği değil. Ben bilirim ki, gözyaşı ve alın teriyle beslenen bir yüreğin, bükemeyeceği bilek, aşamayacağı engel, delemeyeceği dağ yoktur. İnsanlığın geleceği için çalışmak, yaptığın işin karşılığını sadece Allah’tan beklemek, insana öyle bir güç verir ki, o güç her ... Devamın oku »

Sınıfın en yaramaz öğrencisi…
Perşembe, 20 Ekim 2011, Yayınlanmış Yazılarım,821 defa okunmuş, 2 Yorum »“Öğretmenlik sabır işidir” derim sürekli. Ancak bilirim ki, sadece öğretmenlik sabır işi değildir. İnsanla uğraşmak, insanı eğitmek, insanı yönetmek her zaman zor olmuştur. Trafik polisi de insanla uğraşmak zorunda, yangına müdahale etmek için olay yerine giden itfaiyecide. Belediye otobüsünde ki şoför de şikayetçidir insandan, taksi şoförü de. Öğrenci denilince aklımıza hemen ... Devamın oku »

Erkeğe uygulanan şiddet!
Pazar, 16 Ekim 2011, Yayınlanmış Yazılarım,780 defa okunmuş, 2 Yorum »“Kadına uygulanan fiziksel şiddete karşı olduğum kadar, erkeklere uygulanan psikolojik şiddete de karşıyım” cümlesini bir sosyal ağ sitesinde paylaşınca, erkeklerin bu konuda ne kadar dertli olduğuna bir kez daha şahit oldum. Aynı cümleyi bir konferansımda dile getirince, salonda ki erkekler öyle bir alkışladılar ki, bende şaşırıp kaldım. Şiddet denilince herkesin aklına ... Devamın oku »

İdealizmini gençliğinde bırakanlar
Cumartesi, 08 Ekim 2011, Yayınlanmış Yazılarım,740 defa okunmuş, 2 Yorum »Birkaç yıldır Ramazan ayını memleketimde geçiriyorum. Normal zamanlarda çok uzun kalamadığım için, Ramazan ayında eski arkadaşlarımla daha sık bir araya gelme imkanım oluyor. Eski arkadaşlarla bir araya gelince, eski/eskimeyen günleri daha çok konuşuyoruz. Yine böyle bir arkadaşımla otururken, lise yıllarımızı konuştuk. Lise yıllarında bizim elimizden tutan bazı büyüklerimizden laf açıldı. Her ... Devamın oku »

“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













