Herkesten öğrenilecek mutlaka bir şeyler vardır. Uzun yıllar kamyon şoförlüğü yapmış olan bir arkadaşım, “Üç tür kafa vardır! Boş kafa, hoş kafa, taş kafa” deyince, söz çok hoşuma gitti ve hemen ajandama not aldım. Malum, aklın dili kalemdir. Bu tanımlama merkezli gördüklerimi, duyduklarımı yorumlayınca, boş kafa ve taş kafaların çokluğuna ... Devamın oku »
‘Yayınlanmış Yazılarım’
Hiçbir şey, eyleme geçen cehalet kadar korkunç olamaz…
Salı, 05 Ocak 2010, Yayınlanmış Yazılarım,2517 defa okunmuş, 17 Yorum »
Çocuklar attığınız her adımın fotoğrafını çekiyor.
Çarşamba, 23 Aralık 2009, Yayınlanmış Yazılarım,1650 defa okunmuş, 7 Yorum »Çocukların kendilerine has bir dünyası vardır. Bakarken bizim gibi bakarlar, fakat bizden farklı şeyler görürler. Anlama, algılama ve yorumlama biçimleri bizlerden çok daha farklıdır. Hafızaları bizden çok daha güçlüdür. Üç yaşındaki bir çocuğun beyni, etrafındaki olayları, bir fotoğraf makinesinden çok daha hızlı kopyalar. Gördüklerini, duyduklarını anlasa da kopyalar çocuklar, anlamasa da. ... Devamın oku »

Şiddete yatkınlık ailede döllenir
Cuma, 18 Aralık 2009, Yayınlanmış Yazılarım,2306 defa okunmuş, 2 Yorum »“Şiddet haberleri”, hayatımızın bir parçası haline geldi. “Şiddet” konulu bir kitap yazmaya niyetlendiğim zaman, gazete kupürlerini kesmeye başlamıştım. Birkaç gün sonra vazgeçtim gazete kupürleri toplamaktan. Çünkü, birkaç haftalık gazete haberlerinden rahatlıkla bir kitap yazılabileceğini fark ettim. Şiddet, doğuştan kanımızda var olan bir hücre olmadığına göre, melek kadar tatlı ve masum olarak ... Devamın oku »

“İnterneti kapatırsan intihar ederim Anne!”
Cumartesi, 12 Aralık 2009, Yayınlanmış Yazılarım,2944 defa okunmuş, 3 Yorum »Bilgisayar ve İnternet’in hayatımıza girmesiyle sorunlarımızda değişti. Sorun değişince, sorun çözme yöntemlerimizde değişti. Özellikle öğrenciler ve gençler “bağımlı” hale gelince, aile içinde birçok sıkıntı yaşanıyor. Sabaha kadar bilgisayarın başında oyun oynayan gençler, evlenince de eşi ve çocuklarıyla ilgilenmediği için aile sıkıntıları giderek çoğalıyor. Öğrencileri dersin başına oturtmak, her zaman bir sıkıntı ... Devamın oku »

Cezaevi bana cennet gibi geldi!
Perşembe, 03 Aralık 2009, Yayınlanmış Yazılarım,2658 defa okunmuş, 18 Yorum »“Profesör Anne, kızı tarafından öldürüldü” haberi medya da yayınlandığı zaman, hepimiz şaşırdık. Anadolu da yaşanan “töre cinayeti” haberlerini okuduğumuz zaman, “Cehaletle mücadele etmek şart!” cümlesini hepimiz kuruyorduk. Ancak Hukuk Fakültesinde öğrenci olan genç bir kız, Tıp Fakültesinde Profesör olan annesini öldürünce “töre cinayetleri” için bulduğumuz basit ve kolay çözümleri sorgular ... Devamın oku »

Babam beni değil, kendini düşünüyor!
Pazar, 22 Kasım 2009, Yayınlanmış Yazılarım,2739 defa okunmuş, 13 Yorum »Tokat Müftülüğü ile birlikte, diyanet personeline “Çocuk Aile ve Din” konulu konferansı verdikten sonra, bir din görevlisi arkadaş, benimle görüşmek istediğini söyledi. Yirmi yıla yakın zamandır din görevlisi olan arkadaş, liseye giden oğluyla yaşadığı sıkıntılarını benimle paylaştı. Lise çağlarında olan gençlerin önemli bir kısmının yaşadığı sıkıntıları yaşıyor aile çocuklarıyla. Lise öğrencisi ... Devamın oku »

Düşünmek, akılla yol almaktır…
Perşembe, 12 Kasım 2009, Yayınlanmış Yazılarım,3336 defa okunmuş, 13 Yorum »Bugün sizinle ilk okuduğumda “vay be!” dediğim bir olayı paylaşacağım. Bilgi üzerinde düşünen insanın yapabilecekleri konusunda çok çarpıcı bir örnektir. Allah insanı sürekli tefekkür etmeye davet ediyor. “Hiç düşünmez misiniz? Aklınızı kullanmaz mısınız?” diye biten onlarca ayetle, Allah’ın bizleri niçin sürekli düşünmeye ve aklımıza kullanmaya davet ettiğini bu ve benzeri olayları ... Devamın oku »

Ekonomik krizlere pirinç taneli çözüm!
Pazartesi, 09 Kasım 2009, Yayınlanmış Yazılarım,1749 defa okunmuş, 4 Yorum »Ekonomik krizler sadece devletlerin yaşadığı bir sıkıntı değildir. İnsanlar, birey olarak da aile olarak ekonomik krizler (sıkıntılar) yaşarlar. Kriz yaşadıktan sonra, krizden çıkmak için neler yapılabileceği konusunda uzmanlar uzun uzun çözüm önerileri sunarlar. Ben krizden çıkma yolları hakkında bir şeyler yazacak değilim. Devletlerin krizleri değil benim konum. Bireyin ve ailenin ... Devamın oku »

“Sizi çok seviyorum, paranızdan nefret ediyorum!”
Çarşamba, 04 Kasım 2009, Yayınlanmış Yazılarım,2051 defa okunmuş, 4 Yorum »“Dünyanın en şanslı insanları, yaptıkları işi, o işten kazandıkları paradan daha çok seven insanlardır” sözünü çok severim. Ben bu şanslı insanlardan birsiyim. Her gittiğim konferanstan sonra yeni notlar alıyorum. Çiçek çiçek polen toplayan arılar gibi, her gittiğim konferanstan farklı polenler (notlar) topluyorum. Konferanslardan sonra mail adresime gelen e-postalarda ayrı bir bilgi ... Devamın oku »

Abdest ve Domuz gribi
Pazar, 01 Kasım 2009, Yayınlanmış Yazılarım,4388 defa okunmuş, 8 Yorum »Abdest ve Domuz gribi Domuz gribi hastalığı konuşulmaya başlandıktan sonra, televizyonlar da temizliğe daha çok dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili reklamlar verilmeye başlandı. “Ellerinizi daha sık ve daha uzun süreli yıkayın” diyor herkes. “Temiz aile çocuğu hasta olmaz!” mesajı veriliyor. Bu reklamları medyada gördükçe, “Temizlik imandandır!” hadisini hatırlıyorum. Abdest alırken ellerinizi kaç ... Devamın oku »

“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













