‘Üzüntüsüz yaşam sanatı’ üzerine birçok kitap çalışması var piyasada. Bu tarz kitapların adına bakanlar, üzüntüsüz yaşanabileceğini düşünüyorlar. Öğrencilik yıllarımda bu tarz kitaplardan bende okudum. Şahsen, buna benzer bir kitap yazacak olsaydım, adını, ‘üzüntüsüz yaşama sanatı’ değil, ‘üzüntülere rağmen ayakta kalmamız gerektiğini’ anlatan bir çalışma yapardım. “Derdi olmayana insan bile denmez. ... Devamın oku »
‘Yayınlanmış Yazılarım’
Mahmut Hoca’yı Camiden nasıl nefret ettirdiler?
Cumartesi, 31 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,1755 defa okunmuş, 2 Yorum »Hababam sınıfının meşhur Kel Mahmut’u! Mahmut Hoca olarak akıllarda kalan Münir ÖZKUL. Camiden nasıl soğutulduğunu okuyunca şaşırmıştım. “Namazla Diriliş Platformu”nun kurucularından Sayın Ahmet BULUT’un “Çocuklarımıza Namazı Nasıl Sevdirelim?” kitabından okuduğum olayı aynen aktarıyorum. Münir ÖZKUL’un Camiden nefret ettirilmesi Münir Özkul dindar bir babanın çocuğudur. İstanbul’un Bakırköy ilçesinde çocukluğunu ve gençliğini yaşamıştır. İlkokulu ... Devamın oku »

Meşguliyet terapisi!
Çarşamba, 28 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,1639 defa okunmuş, 3 Yorum »Yaratıcının insana verdiği nimetleri saymayı denemiş olsa bir insan, herhalde Ansiklopedi yazmak zorunda kalır. Ne gariptir ki Ansiklopedi dolduracak kadar çok nimeti görmeyen insanoğlu, elinde olmayan bazı nimetler yüzünden hayata küsüyor. Dünyanın en sefil, en sıkıntılı insanı bile olsanız, şükretmeniz gereken nimetler, üzülmeniz gereken eksiklerinizden çok daha fazladır. Herkes tarafından bilinen, ... Devamın oku »

İlimsiz amel edenin…
Pazar, 25 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,1026 defa okunmuş, Yorum Yok »İslam dinine ve Müslümanlara en büyük zararı kim verdi? Bu soruya birçok insan “İslam düşmanları!” diye cevap verir. Ancak, İslam tarihini doğru okuyan herkes bilir ki, İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı, İslam düşmanları değil, cahil veya gafil Müslümanlar vermiştir. “Gafilin, gafletinin temel sebebi cehalettir” gerçeğini göz önünde bulundurursak, İslam’a ... Devamın oku »

Muhtacın gönlünü tavaf etmeli
Cumartesi, 17 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,1289 defa okunmuş, 1 Yorum »Kitap Sayfaları arasında dolanırken, ufkumu açan, bize ezberletilenler dışında bir bakış açısı kazanmamı sağlayan kitaplar elime geçince, okumaktan aldığım keyf kat kat artıyor. Her yıl birkaç tane kitap için “Bu yıl okuduğum en iyi kitap” veya “Bu yıl en çok tavsiye edeceğim kitap!” diyorum. Yusuf el-Karadavi Hocanın Öncelikler Fıkhı ( İz ... Devamın oku »

Hızır’la gezen Musa (as) gibidir insan…
Cuma, 09 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,1382 defa okunmuş, 3 Yorum »Nasip, kader, kısmet, tevekkül gibi, günlük hayatta kullanmaya alıştığımız kavramların, gündelik hayat içerisindeki yeri üzerine kafa yormaya çalışıyorum. Bu kavramlar hepimizin dilinde, az yada çok var. Ancak bu kavramlara en çok ihtiyacımızın olduğu zamanlarda unutuyoruz gibi geliyor bana. Doğru ilacı, doğru zamanda, doğru oranda kullanmadığımız için sıkıntı yaşıyoruz. Tevekkül ilacını kullanması ... Devamın oku »

Vermeyince Mabud…
Cumartesi, 03 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,993 defa okunmuş, 2 Yorum »En çok kullanmayı sevdiğim kelimelerden birisidir, Nasip! Sonunu bilmediğim, ilerisine yönelik bir hesap yapamadığım bir şey veya soruyla karşılaşınca hep, “Nasip” derim. “Sende her şeye nasip deyip geçiyorsun!” diyen arkadaşlarımda oldu. Bir şeyler elde etmek için mücadele etmenin önemine elbette inanırım. Kadere iman ettiğim kadar iman ederim, mücadeleye. Yan gelip yatan ... Devamın oku »

Kuran alfabesi değil, Kuran ahlakı
Çarşamba, 30 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,2112 defa okunmuş, 3 Yorum »Her yaz tatilinde çocuklar yaz kurslarına başlıyor. Binlerce çocuk ilk defa yaz kursuna gidecek. Bu yaz kursları, camilerde, vakıflarda, derneklerde düzenleniyor. Kimileri bu programları kültür ve sosyal etkinlik ağırlıklı yapıyor, kimleri kapalı mekanla sınırlı tutuyor. Şartlarına, imkanlarına göre herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor. Birçok çocuk, belki de ilk defa bir camiye ... Devamın oku »

Bu da geçer ya hu…
Salı, 29 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,1645 defa okunmuş, 3 Yorum »Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşılaştığı köylülere kendisine yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler dervişe kendilerinin fakir ve evlerinin de küçük olduğunu söyleyip onu Şakir diye birinin çiftliğine gönderirler. Derviş yola koyulur. Yolda rastladığı köylülerin anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden ... Devamın oku »

Akıl nimetini koruyun…
Perşembe, 24 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,1260 defa okunmuş, 1 Yorum »İçki ve kumar’ın yasaklanmasının birçok hikmeti vardır elbette. Ancak, çok fazla dillendirilmeyen sebeplerden birisi de, aklı devre dışı bıraktırmalarıdır. İçki içerek aklını devre dışı bırakan insan, aptalca işler yapmaya başlar. Sarhoş olanın, ne yürümesi normaldir, ne de konuştukları. Sarhoş’un akılsızca tavırlarının sebebi, uyuşan ve devre dışı kalan beynidir. Peki ya kumar? ... Devamın oku »

“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













