Yaratıcının insana verdiği nimetleri saymayı denemiş olsa bir insan, herhalde Ansiklopedi yazmak zorunda kalır. Ne gariptir ki Ansiklopedi dolduracak kadar çok nimeti görmeyen insanoğlu, elinde olmayan bazı nimetler yüzünden hayata küsüyor. Dünyanın en sefil, en sıkıntılı insanı bile olsanız, şükretmeniz gereken nimetler, üzülmeniz gereken eksiklerinizden çok daha fazladır. Herkes tarafından bilinen, ... Devamın oku »
‘Yayınlanmış Yazılarım’
İlimsiz amel edenin…
Pazar, 25 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,207 defa okunmuş, Yorum Yok »İslam dinine ve Müslümanlara en büyük zararı kim verdi? Bu soruya birçok insan “İslam düşmanları!” diye cevap verir. Ancak, İslam tarihini doğru okuyan herkes bilir ki, İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı, İslam düşmanları değil, cahil veya gafil Müslümanlar vermiştir. “Gafilin, gafletinin temel sebebi cehalettir” gerçeğini göz önünde bulundurursak, İslam’a ... Devamın oku »

Muhtacın gönlünü tavaf etmeli
Cumartesi, 17 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,288 defa okunmuş, Yorum Yok »Kitap Sayfaları arasında dolanırken, ufkumu açan, bize ezberletilenler dışında bir bakış açısı kazanmamı sağlayan kitaplar elime geçince, okumaktan aldığım keyf kat kat artıyor. Her yıl birkaç tane kitap için “Bu yıl okuduğum en iyi kitap” veya “Bu yıl en çok tavsiye edeceğim kitap!” diyorum. Yusuf el-Karadavi Hocanın Öncelikler Fıkhı ( İz ... Devamın oku »

Hızır’la gezen Musa (as) gibidir insan…
Cuma, 09 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,368 defa okunmuş, 3 Yorum »Nasip, kader, kısmet, tevekkül gibi, günlük hayatta kullanmaya alıştığımız kavramların, gündelik hayat içerisindeki yeri üzerine kafa yormaya çalışıyorum. Bu kavramlar hepimizin dilinde, az yada çok var. Ancak bu kavramlara en çok ihtiyacımızın olduğu zamanlarda unutuyoruz gibi geliyor bana. Doğru ilacı, doğru zamanda, doğru oranda kullanmadığımız için sıkıntı yaşıyoruz. Tevekkül ilacını kullanması ... Devamın oku »

Vermeyince Mabud…
Cumartesi, 03 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım,429 defa okunmuş, 2 Yorum »En çok kullanmayı sevdiğim kelimelerden birisidir, Nasip! Sonunu bilmediğim, ilerisine yönelik bir hesap yapamadığım bir şey veya soruyla karşılaşınca hep, “Nasip” derim. “Sende her şeye nasip deyip geçiyorsun!” diyen arkadaşlarımda oldu. Bir şeyler elde etmek için mücadele etmenin önemine elbette inanırım. Kadere iman ettiğim kadar iman ederim, mücadeleye. Yan gelip yatan ... Devamın oku »

Kuran alfabesi değil, Kuran ahlakı
Çarşamba, 30 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,453 defa okunmuş, 2 Yorum »Her yaz tatilinde çocuklar yaz kurslarına başlıyor. Binlerce çocuk ilk defa yaz kursuna gidecek. Bu yaz kursları, camilerde, vakıflarda, derneklerde düzenleniyor. Kimileri bu programları kültür ve sosyal etkinlik ağırlıklı yapıyor, kimleri kapalı mekanla sınırlı tutuyor. Şartlarına, imkanlarına göre herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor. Birçok çocuk, belki de ilk defa bir camiye ... Devamın oku »

Bu da geçer ya hu…
Salı, 29 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,480 defa okunmuş, 3 Yorum »Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşılaştığı köylülere kendisine yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler dervişe kendilerinin fakir ve evlerinin de küçük olduğunu söyleyip onu Şakir diye birinin çiftliğine gönderirler. Derviş yola koyulur. Yolda rastladığı köylülerin anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden ... Devamın oku »

Akıl nimetini koruyun…
Perşembe, 24 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,285 defa okunmuş, 1 Yorum »İçki ve kumar’ın yasaklanmasının birçok hikmeti vardır elbette. Ancak, çok fazla dillendirilmeyen sebeplerden birisi de, aklı devre dışı bıraktırmalarıdır. İçki içerek aklını devre dışı bırakan insan, aptalca işler yapmaya başlar. Sarhoş olanın, ne yürümesi normaldir, ne de konuştukları. Sarhoş’un akılsızca tavırlarının sebebi, uyuşan ve devre dışı kalan beynidir. Peki ya kumar? ... Devamın oku »

Tutunacak dalınız kalmadığında…
Cuma, 18 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,541 defa okunmuş, 2 Yorum »İnsan sürekli duygusal olarak geliş gidişler yaşayan bir varlık. Bazen bir iyilik meleği gibi herkesi ve her şeyi kucaklamak isteyen insan, bazen herkesi ve her şeyi yakmak ve yok etmek ister. Sadece kendi dışına değil, iç dünyasında da aynı değişimleri sürekli yaşar insan. Bazen para hırsı insanın gözünü öyle kör ... Devamın oku »

Karnesi sağdan verilenler!
Pazar, 13 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım,661 defa okunmuş, 3 Yorum »Karne, sonuç demektir. Bir yıllık emeğin sonucunu, karne ile görür öğrenci. Birçok imtihan sonucunda, karne alır her öğrenci. Diploma, lise / üniversite eğitimini tamamen bitirince alınır. Tüm hocalar, öğrencilerini imtihan etmeden önce, imtihan edecekleri konular hakkında bilgi verirler. Önce konular işlenir, sonra konular hakkında imtihan edilir öğrenci. Tüm imtihanlar bitince ... Devamın oku »

Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....









