Var gücünüzle hedefe odaklanın. Büyük düşler kurun! Değerli şeylerin, pek kolay elde edilemediğinin bilincinde olun. İyi günler de olacak. Devamın oku »
‘Hayatı Anlamak’
Bizi anlayamayan Japon
Cumartesi, 24 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,776 defa okunmuş, 1 Yorum »Bir Japon, İstanbul’da geçirdiği bir haftanın sonunda Türkler hakkındaki fikri sorulduğunda şunları söylüyor : Türklerin evine gittiğinizde, tanımasalar da buyur ediyorlar. Siz oturmadan kimse oturmuyor. Siz sofraya geçmeden kimse geçmiyor. En iyi yere sizi oturtuyorlar. Siz yemeğe başlamadan kimse başlamıyor. Zorla her yemekten tattırıyorlar. Siz kalkmadan kimse, evin çocuğu bile ... Devamın oku »
FIRSATLAR
Salı, 06 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,726 defa okunmuş, 3 Yorum »Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık.....Tık...... Tık.... Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş. Biraz meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin ... Devamın oku »
ÇABUK UNUTULAN GÜZELLİK; “İYİLİK”
Salı, 06 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,1109 defa okunmuş, 5 Yorum »Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar: "Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, ... Devamın oku »
GİZLİ SÖZLERİ DUYMAK
Cumartesi, 03 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,812 defa okunmuş, 6 Yorum »Bilge bir kral artık yaşlandığını ve oğlunu tahta hazırlaması gerektiğini anlayınca oğluna liderliğin sırrını öğretmeye karar verir. Oğlunu yanına çağıran kral durumu ona anlatır ve onun bir yıl boyunca ormanda tek başına yaşaması gerektiğini ve bir yıl sonra öğrendiklerini, duyduklarını kendisine anlatmasını ister. Babasının sözünden çıkmayan genç bir yıl ormanda ... Devamın oku »
NASIL SÖYLEDİĞİN ÖNEMLİ
Cumartesi, 03 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,635 defa okunmuş, Yorum Yok »Yıllar önce Pategonya tepelerinde küçük bir köy vardı. Köyde yiyecek sıkıntısı çekiliyordu. Bunun nedeni de, köylülerin tarlalarına gidip, ürün toplamalarını engelleyen bir canavardı. Günün birinde köye bir yabancı geldi ve köylülerden yiyecek istedi. Köylüler ona yiyecek veremeyeceklerini, bir canavarın tarlalarına gitmelerine engel olduğunu anlattılar. Yabancı, Devamın oku »
YUSUF
Perşembe, 01 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,527 defa okunmuş, Yorum Yok »Onu ilk gördüğümde oldukça çirkin gelmişti gözüme. Küçücük bir et yumağı gibiydi. Henüz birkaç haftalıktı. Biraz büyüyüp palazlanınca bizim olacaktı. Şimdi annesine ihtiyacı vardı. Babası ve annesi inanılmaz güzellikte mavi tüylere sahiptiler. Ondan önceki yavru ise müthiş bir eflatun renginde idi. Meraklanıyorduk. Acaba bizim muhabbet kuşumuz ne renk olacaktı... ... Devamın oku »
Niçin korkuyoruz?
Perşembe, 01 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,544 defa okunmuş, 7 Yorum »İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için… (W. Şekspir) www.saitcamlica.com Devamın oku »
Perşembe, 01 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,499 defa okunmuş, Yorum Yok »
_ Fatih Sultan Mehmet’in yükselttiği bir öfke var ki, küçük olumsuzluklara karşı müthiş bir uyarıydı. diyordu Sultan Fatih. Ormanı korumak dalı korumakla olur. Bu nedenle kulakları sağır etmeliydi, kırılan dalın sesi. Çünkü dalı kesen, yarın gövdeyi de keser. Dalı koruyan gövdeyi de korur... Her şey küçük bir şeyle başlar. Devamın oku »
ACI İLAÇTIR
Perşembe, 01 Şubat 2007, Hayatı Anlamak,612 defa okunmuş, Yorum Yok »İnsan, ıstırapla hayata yeni bir perspektifle bakar. Acıdır, düşünceyi çağıran. Istırapla duyarlılığı zenginleşir insanın. Istırapla büyür, yücelir insan ruhu. Acının, hayatın sahteliğinde bulunmayan bir büyüklüğü vardır. Devamın oku »
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













