Bir şey yap güzel olsun… Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin. -Güzellik karın doyurmuyor abi… İnsanlar iş, ekmek özgürlük istiyor. Bunca yoksulluk var iken, nasıl gider gönül darlığı. -Bir şey yap doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun. Rüzgara ve akıntıya kapılmasın; kırılsın lakin eğilip ... Devamın oku »
‘Alıntılar’
Göz görünce bir kez geriye ne kalır – İskender Pala
Cumartesi, 17 Temmuz 2010, Alıntılar,253 defa okunmuş, 1 Yorum »Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz ve heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve âşığın bütün biyografisi, bu ‘‘ilk bakışın öncesi ve sonrası’’ndan ibarettir. Bir ilk bakış, kaderin kazaya dönüştüğü ... Devamın oku »
Vurulan bir çocuğun ırkını soran alçaktır.
Pazartesi, 12 Temmuz 2010, Alıntılar,247 defa okunmuş, 1 Yorum »Gerçekleri anlatmak için kullandığınız kelimeler bazen fazla kullanılmaktan eskir ve “eskimiş kelimeler” bu kez lanetli bir büyünün içinden geçmiş gibi biçim değiştirip “gerçekleri “saklar. Kelime anlamını yitirir ve o “anlamsızlık” arkasındaki gerçeğin önünde kalın bir perde oluşturur. Savaş, böyle bir kelime. Bu kelimeyi söylüyor ama genellikle ne söylediğimizi bilmiyoruz. Bu kelimenin içinde roketle parçalanmış ... Devamın oku »
Burası dünya, burada rahat yok!
Çarşamba, 30 Haziran 2010, Alıntılar,372 defa okunmuş, 1 Yorum »"Allah'ın yaratmadığı şeyi dünyada aramayın." demiş arif kişi. "Allah neyi dünyada yaratmadı?" diye sormuşlar. "Rahat" demiş; dünyada rahatı aramayın, bulamazsınız. Burada hiçbir şey kalıcı değil. Rahatın içine rahatsızlık, zevkin içine elem girer. Bu kararsız dünyada rahat isteyen ne yapmalı? Bediüzzaman Hazretleri, bu soruyu soranlara şöyle der: Yaratılıştan heyecanlı ve hareketli insanların ... Devamın oku »
Merak
Pazar, 27 Haziran 2010, Alıntılar,273 defa okunmuş, 1 Yorum »Merak bir öğrenme duygusudur. Bu duygunun elinde soru ve cevap denilen iki önemli araç vardır. Çocukluk döneminin en hayati aracını en verimli şekilde kullanma fırsatı verilmeyen çocuklar en talihsiz çocuklardır. Soru anahtarları susturulup ellerinden alınan çocuklarda zihni gelişim de eksik kalır. Düşünme kabiliyetleri gelişmez. Hayatın birçok kapılarını açamaz, hayatın birçok ... Devamın oku »
Sen kendin kaybolmuşsun, neyi arıyorsun?
Pazar, 27 Haziran 2010, Alıntılar,282 defa okunmuş, Yorum Yok »İslâmcı kızlara İslâm sosyolojisi türünden lafazanlıklarla vakit kaybetmek yerine, önce doğru dürüst reçel yapmayı öğrenmelerini tavsiye etmiştim de bir zamanlar kıyametler kopmuştu. Anadolu'da verdiğim bazı konferanslardan sonra —lâtife kabilinden— bendenize bir iki kavanoz reçel ikram eden kızlarımız bile olmuştu. (İkramların hiçbirini geri çevirmedim.) Muradım basitti oysa. Din'in her yaştan insanı beşikten mezara muhatab ... Devamın oku »
Veminel aşk..
Cumartesi, 19 Haziran 2010, Alıntılar,596 defa okunmuş, 4 Yorum »“Evlilikte aşk olmayabilir” diyenler var (Sibel Eraslan gibi temkinliler)... “Olmalı” diyenler var (Bendeniz gibi uçuk-kaçıklar)... “Olsa iyi olur, ama şart değil” diyenler de var (aşırı tedbirliler grubu)... Yani rivayet muhtelif... Sibel Eraslan adımı geçirdiği yazısında “Çocukların varlığı, paylaşım, ortak çıkarlar, alışkanlıklar ve karşılıklı saygı evliliğin devamı için yeterli olabilir” demeye getirdi... Evliliğin yıllanması halinde bu ... Devamın oku »
Ne mutlu tatilini bu şekilde değerlendirenlere…
Cuma, 11 Haziran 2010, Alıntılar,342 defa okunmuş, Yorum Yok »Yaz mevsimi hasat mevsimidir. Ürün toplama mevsimidir. Yazı tatil mevsimine dönüştüren modern insan olmuştur. Bahar ayı nasıl ki ürünü ekme ve yetiştirme ayı ise yaz ayı da ürünü toplama ayıdır. Ektiği ya da yetiştirdiği ürünü olmayanlar elbette ki yazı boşa geçirecek zaman dilimi olarak görürler. Hayatının baharı olmayanların yazı ... Devamın oku »
Senin saçların daha güzel Gazze! (Tarık TUFAN)
Salı, 08 Haziran 2010, Alıntılar,341 defa okunmuş, Yorum Yok »Gazze uyan geç kaldın okula. Erken yat diyorum sana. Uykunu alamıyorsun. Gazze uyan yüzünü yıka kızım. Gazze kahvaltın hazır hala uyanmadın mı? Sütün soğuyor ama. Gazze pazarlık yok! Tabağındakiler bitecek, az bir şey koydum zaten. Hadi kızım oyalanma okula geç kalıyorsun. Gazze çantan hazır mı? Kitapların çantanda mı? Annen seni bekliyor tarağı ve tokalarını ... Devamın oku »
Uçurumun kenarında ki çiçeği, benim için kopartır mısın?
Pazar, 16 Mayıs 2010, Alıntılar, Aşka Dair Hikayeler,930 defa okunmuş, 4 Yorum »Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça ... Devamın oku »
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....










