Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Devamın oku »
‘Aile Hikayeleri’
AFFET BABACIGIM
Cumartesi, 06 Ocak 2007, Aile Hikayeleri,631 defa okunmuş, 1 Yorum »Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve 'Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak' diyerek rest çekti. Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası ... Devamın oku »
BÜYÜK BİLİM ADAMI NASIL YETİŞTİ?
Cumartesi, 06 Ocak 2007, Aile Hikayeleri,661 defa okunmuş, 1 Yorum »Geçenlerde Stephen Glenn'den ünlü bir araştırmacı bilim adamı hakkında bir öykü dinledim. Bir bilim adamının tip konusunda yeni ve çok önemli buluşları olmuştu. Bir gazete muhabiri röportaj yaparken kendisine, ortalama bir insandan nasıl olup da daha farklı ve yaratıcı bir insan olduğunu sormuş. Kendisini diğerlerinden ayran özellik neymiş? Bilim adamı bu soruyu ... Devamın oku »
HAYALLERİNİZDEN VAZGEÇMEYİN
Cumartesi, 06 Ocak 2007, Aile Hikayeleri,616 defa okunmuş, Yorum Yok »Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir Kompozisyon yazmasını istedi hocası.. Devamın oku »
YENİ BİR DÜNYA
Cumartesi, 30 Eylül 2006, Aile Hikayeleri,598 defa okunmuş, 1 Yorum »YENİ BİR DÃNYA Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri her şeyden habersizmiş. Haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya başlamış. Bu arada, etraflarında olup biteni fark etmeye başlamışlar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış: Devamın oku »
YAŞAMA SEVİNCİ
Cumartesi, 30 Eylül 2006, Aile Hikayeleri,760 defa okunmuş, 4 Yorum »Vaktiyle her türlü maddi imkana sahip olmasına rağmen can sıkıntısı duyan, hayatın yaşanmaya değmez oluğundan dem vuran bir prens vardı.kardeşleri,arkadaşları çalışır, gezer,ava gider ,sohbetlere katılır,kitap okurken; bu prens bütün gün odasına kapanır, sürekli düşünürdü. Devamın oku »
İNSANLARI KUSURLARIYLA SEVMEK
Cumartesi, 30 Eylül 2006, Aile Hikayeleri,678 defa okunmuş, 1 Yorum »Vietnam'da savaştan sonra sonunda evine dönmekte olan- bir asker hakkında bir hikaye anlatılır. San Francisco'dan ailesini aradı : - 'Anne baba eve dönüyorum ama sizden bir şey rica ediyorum yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum" Devamın oku »
GERÇEK SEVGİ
Cumartesi, 30 Eylül 2006, Aile Hikayeleri,775 defa okunmuş, 2 Yorum »Yeni anne - 'Bebeğimi görebilir miyim" dedi. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu... Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak ... Devamın oku »
GELİN – KAYNANA
Cumartesi, 30 Eylül 2006, Aile Hikayeleri,1457 defa okunmuş, 3 Yorum »Uzun yıllar önce Çin'de, Li-Li adlı bir kız evlenir ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Sık sık kavga edip tartışırlar. Bu durum Çin geleneklerine göre, hoş bir davranış değildir. Çevrenin oldukça tepkisini alır. Devamın oku »
EVDEN KAÇMAK
Cumartesi, 30 Eylül 2006, Aile Hikayeleri,1094 defa okunmuş, 2 Yorum »Çok telaşlı bir günde, kocamla evin içinde oradan oraya koşuştururken, dört buçuk yaşındaki oğlumuz Justin Carl'ı yaptığı yaramazlıklar nedeniyle sürekli azarlıyorduk. Bir süre sonra, kocam dayanamayıp, Justin'e köşede ayakta durma cezası verdi. Justin cezayı sessizce kabullendi, ama pek mutlu görünmüyordu. Birkaç dakika sonra; Devamın oku »
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













