-
-
-
Honare Balzac, Cromwell üzerine yazdığı trajedi ile evine döndüğünde çok heyecanlıydı. Az çile çekmemişti bu eseri tamamlayıncaya kadar. Eserini hemen kızkardeşi Laure’ya okudu. Laure bu eseri Corneille’in kötü bir taklidi olarak değerlendirir ve ilgilenmez. Ancak yine de ağabeyine bir şey söylemedi. Onun hevesini kırmak istemiyordu. Ancak babalarının ısrarı üzerine, bir zamanlar Balzac’ın edebiyat öğretmeni olan Andrieux’ye danışmaya gittiler.Andieux, eserin sonuna kadar okuduktan sonra şöyle dedi. ‘Keşke böyle piyesler yazacağına, vaktini daha iyi şeylerle değerlendirseydi.”Andrieux, eserin edebi yönünü zayıf bulmuştu. ‘Eğer isterse ona edebiyat dersleri vermeye hazırım” dedi.Laure, öğretmenin masasında ağabeyi Balzac’ın eserine iliştirilmiş bir kağıt parçası görmüştü. Yan gözlerle kağıdı okudu.‘Bu eserin yazarı ne yaparsa yapsın. Fakat yazarlığa kalkışmasın.”Bu hükmü duyan Balzac’ın tepkisi şöyle oldu:‘Gerçek sihirli lambanın çalışma olduğunu öğreninceye kadar kaç sihirli lamba kırmak gerekir…Yılmayacağım. açık gözle gördüğüm rüyaları gerçekleştirinceye kadar, adımı dünyaya duyuruncaya kadar çalışacağım. Bu amacına ulaşmak için kendimi öyle kaybedeceğim ki, sanki bir başka dünyada uyuyor gibi olacağım. Uyandığımda kendimi ün salmış bir yazar olarak bulacağıma inanıyorum.”
Balzac, çalışmanın dünyasında uykuya dalmakta gecikmedi. Uyandığında dünyanın en meşhur yazarlarından biriydi.
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Ocak 2007, 19:05 tarihinde Başarı Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














bence site sahibi arkadaş yorumları okumuyor. bende dahil kaç tane okuyucu yazıların okunmadığından dertli