“Allah’ın yaratmadığı şeyi dünyada aramayın.” demiş arif kişi. “Allah neyi dünyada yaratmadı?” diye sormuşlar. “Rahat” demiş; dünyada rahatı aramayın, bulamazsınız. Burada hiçbir şey kalıcı değil. Rahatın içine rahatsızlık, zevkin içine elem girer.
Bu kararsız dünyada rahat isteyen ne yapmalı?
Bediüzzaman Hazretleri, bu soruyu soranlara şöyle der: Yaratılıştan heyecanlı ve hareketli insanların rahatı, çalışmakta ve mücadele etmektedir.
Gayret, gayret ve yine gayret…
Hiç durmamacasına çalışmak, bir dakika bile mümkünse gaflete düşmeden temkinli olmak… İnsan olabilmek için, insan kalabilmek için, insana yakışmayan hallere düşmemek için sürekli tetikte durmak… Başka da yol yok galiba.
Allah’a varmak isteyenler, yolun başında iradeli olmalı, sona doğru ise temkinini artırmalı derler. Fert için olduğu kadar toplum için de böyle galiba. Başlangıçta tüm gayretini ilerlemeye harcayanlar mesafe kat ettikçe, enerjilerinin önemli bir kısmını parazit haline gelmemeye, parazitler tarafından sömürülmemeye harcamak zorunda kalıyor.
İnsan bu. Rahatı ve imkânları görünce geleceği unutabiliyor. Ensar olmak lazım ki, sürü sürü koyun ve sığırlar kucak kucak mücevherler hibe edilirken beklentiye girmesin. Ganimet gibi en helal kazançlarından bile vazgeçip, “Allah Resulü bizimle olacaksa, mal-mülk kime giderse gitsin.” diyebilsin.
Olunur, beklenmez ki! İnsanların muhacirin-i kiram gibi, ensar gibi olması istenir ama beklentiye gireceksek kendimizden bekleriz bunu. Muhacirler gibi, ensar gibi olmaya azmederiz. O azimle ömür boyu gayret etmek zorunda olduğumuzu biliriz. Başkaları da öyle olsun isteriz. Ama istediğimiz kişiler öyle olmak istemiyorsa dua etmekten başka elden ne gelir ki?
Hele bir de bin türlü boya ile boyanıp, görüntüyü kimseye vermeyerek içten içe dolap çeviriyorsa!
Düşman insanın azmini kamçılar ya, işte bu tipler de insanın daha ihlâslı, daha feragatli, daha beklentisiz ve alabildiğine temkinli olması için tam bir tembih yerine geçiyor.
Allah her şeyi hikmetle yarattığına göre yarı yolda kalanların, ahiret için yola çıktığını unutup, dünyaya meyledenlerin varlığının da bir hikmeti olsa gerek!
Artan her imkân Cenab-ı Hakk’ın ihsanlarının inceliklerini düşündürmüyorsa, o düşünce talebi kamçılamıyorsa, artan talep Allah’ın rızasından başka hiçbir şeyle tatmin olmayacak kadar faniyat ve zailatın ötesine geçiremiyorsa yollar çıkmaza giriyor. Bir avuç dünya, birkaç adet makam, binlerce gözün dikildiği mahdut hedefler haline geliyor. Bir kişinin bile doymasına yetmeyecek şeyler, binlerce kişinin hedefi olunca, rakipler başlıyor birbirinin gözünü oymaya.
Dünyanın kıymeti, ahretin tarlası ve İlahi esmanın aynası olmasından geliyor oysa… Dünyayı dünya olarak seven ve ona talip olana dünya zindan olarak yeter de artar bile. Bu bilgilere sahip çok insan var; yaşayan ise pek az. İşte o azlara insan deniliyor. Efe Hazretleri’nin dediği gibi “Allah bizleri insan eyleye…”
Hamdullah ÖZTÜRK / Zaman
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Çarşamba, 30 Haziran 2010, 17:41 tarihinde Alıntılar kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














SA.RAHATLIK AHİRETTE İNŞALLAH BİZ MÜSLÜMANLAR İÇİN.AEOL.