Bunlar Müslüman ise ben Hıristiyan olacağım!

Bunlar Müslüman ise ben Hıristiyan olacağım!

 

Dindarların, çocuklarına ve öğrencilerine, dini anlatma ve sevdirme konusunda takındıkları yanlış tavırları çok eleştirdim. Bazı konferanslarımda da çok dile getirdim. Özellikle İmam Hatip Liselerinde ve müftülüklerde yaptığım konferanslarda genelde bu çerçevede konuşmalar yaptım.

Aslında niyetim, durum değerlendirmesi yaparak, hatalar vazgeçmemiz gerektiğini vurgulamaktı sadece. Geçmişte yaptığımız hataların bedelini bugün ödüyoruz. Bundan sonra yapacaklarımızın karşılığını da, önümüzdeki yıllarda göreceğiz.    

Bazı konferanslarımda arkadaşlar beni eleştirip, bana katılmadıklarını söylediler. “Hocam bu söylediklerinizi eskide kaldı. Artık bu sıkıntılar eskisi gibi değil!” diyen arkadaşlar oldu. Keşke bunu diyenler haklı olsa, ben yanılmış olsam.

Kusur avcısı öğretmenler…

İnsan, iyi ve kötü yanlarıyla insandır. Hiçbir kötü tarafı olmayan bir insan olamayacağı gibi, hiçbir iyi tarafı olmayan insan da yoktur. Mükemmel kusursuz bir öğrenci olmadığı gibi, hiçbir işe yaramayan, çöpe atılması gereken bir öğrenci de yoktur.

Bazı eğitimciler, kusur avcısı gibi hareket ediyorlar. Öğrencilerinin kusurları avlamaktan başka bir yöntem bilmiyorlar. Sürekli öğrencilerinin eksik taraflarını görüp, hep o eksiklerini yüzlerine söylüyorlar. “Siz adam olmazsınız! Sizden önceki öğrencilerimiz gibi değilsiniz. Eskiden daha iyi öğrencilerimiz vardı” cümlelerini bende öğrencilik yıllarımda çok duydum. Mezun olduktan birkaç yıl sonra bazı öğretmenlerim, “Keşke şimdiki öğrenciler sizin kadar olabilse!” demişti bazı öğretmenlerim.

Öğrenci okuldan ayrıldıktan sonra, onun iyi taraflarını hatırlamaktansa, öğrenci okul sıralarında otururken iyi yönlerini keşfetmeye çalışmalı eğitimciler.

Din hal ile anlatılır, kal ile değil…

İmam Hatip Lisesi son sınıf öğrencisiyle çay içerken, bu konularda ki fikrini sordum. Yarasına dokunmuşum meğer. Bir dokun bin ah işit. Bir başladı anlatmaya.

“Bize yalan söylemeyin diyorlar, kendileri yalan söylüyor. Bizim bu yalanı anlamadığımızı sanıyorlar. Bizim cep telefonlarımızı topluyorlar, kendileri derste cep telefonlarına cevap veriyorlar.

Hz. Ömer’in adaletinden bahseden idarecilerimiz, İstiklal Marşı okunurken bizleri yağmurun altında bekletirken, kendileri branda altında istiklal marşı söylüyorlar.

Bu sahneyi Hz. Ömer görse ne der acaba?”

* * * * * *

Disiplin adına öğrencisine nefes aldırmayan okul müdürü, öğretmenlerle yaptığı toplantı da cep telefonu çalınca, toplantı ortasında dışarı çıkmış. Diğer idareciler ve öğretmenler arkasından gülmüşler. Bu sahneyi öğrenciler görseydi ne düşünürlerdi acaba? Bu sahneyi gören ve aynı idarecinin öğrenci karşısındaki tavırlarını da bilen bir öğretmen arkadaş paylaştı benle bunu.

Sabrı öğretmek isteyen bir eğitimci, sabırlı olmak zorundadır.

Hoşgörüyü öğretmek isteyen bir eğitimci, hoşgörülü olmak zorundadır.

Fedakarlığı öğretmek isteyen bir eğitimci, fedakar olmak zorundadır.

Çünkü eğitim, önce hal ile verilir. Hal ile kal arasındaki çelişki, eğitimcinin öğrenci üzerindeki etkisini kırar.  

Kurandan nefret ediyorum!

İmam Hatip Lisesinde okuyan kız çocuğu annesine, “Anne Kuran’dan nefret ediyorum!” deyince, anne aniden kızına dönüp, “Bu nasıl söz kızım?” demiş. Kız öğrenci yaptığı gafın farkına varınca, “Anne! Kuran’dan değil, Kuran dersine gelen hocamızdan nefret ediyorum!” demiş. 

Kuran dersine gelen hocadan nefret eden öğrenci “Kurandan nefret ediyoruz!” demişse, bunun hesabını Allah (cc) İlahiyat fakültesi mezunu, Kuran dersine gelen hocaya sorar.

“Kuran hocasını sevmiyorum. Her şey için bağırıyor bize. Ben seneye bu okuldan ayrılıp Ticaret Meslek Lisesine gideceğim” dedi bana bir kız öğrenci. İmam Hatip Lisesi, birinci sınıf öğrencisini okuldan soğutan ve uzaklaştıran Kuran hocası, bunun vebalini nasıl ödeyecek?

* * * * * * *

Bu olaylar yirmi yıl önce yaşanmış olaylar değil maalesef. Bu yazıda paylaştım olayların hepsini 2010 yılının Mart ayında dinledim. Aynı tarihler de mail adresime gelen başka bir posta da, öğrencinin kullandığı ifade, öğrencinin değil eğitimcilerinin ayıbı bence.

Kız öğrencinin annesi göndermiş bana bu yazıyı:

“Biz, kızımız dinini öğrensin diye İmam Hatip Lisesine gönderdik. Ancak okuldaki bazı hocalar, sanki hoca değil de, dedektif gibi çalışıyorlar. Tek işleri, öğrencilerin açıklarını yakalamak ve onları rencide etmek sanki… Bunu da din adına yapıyorlar maalesef. Benim kızım, “Anne bunlar Müslüman’sa ben Hıristiyan olacağım!” diyor. İmam Hatip Lisesinde ki bazı hocalarının tavırlarından dolayı bunu söylüyor kızım. Dinini öğrensin diye gönderdiğimiz okulda, çocuklarımızı dinden soğutmaya kimsenin hakkı yok.”

* * * * * *

İnsan kazanması gerekenler, insan kaybetmeye sebep oluyorsa, buna sadece “Yazıklar olsun!” derim. Öğrencilerine “Adam olmazlar!” gözüyle bakan eğitimcilere, Beyazid-i Bistami’nin çok anlamlı bir sözüyle cevap vermek istiyorum.

Yıllarca durmadan, usanmadan insanları Allah’a davet ettim. Nice zaman sonra arkamı dönüp baktım. Birde ne göreyim, hepsi beni geçmiş.

 

Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar

www.saitcamlica.com

saitcamlica@gmail.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Perşembe, 08 Nisan 2010, 00:48 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Bunlar Müslüman ise ben Hıristiyan olacağım!” için 2 Yorum

  1. Murat KAHRAMAN diyor ki:

    Selamunaleykum dostum, Allah razı olsun sizden. Kıbrısta da başarılar dilerim, 19-22 Mart arası da biz orada Çanakkale mevzuu üzere bulunduk, kardeşlere selamlarımı iletirseniz sevinirim. Aziz dostum, ben de şu anda Sultanbeyli Hüsnü M. Özyeğin Lisesi Md. Yrd. olarak 28. yılımı çalışıyorum. Tespitlerinizi biz de veli olarak yaşamaktayız küçük kızım İ.H.L. 11. sınıfta (zorla gönderiyorum İ.H.L.ne) ilkokulda çok daha dindar olan kızım buradaki bizim dediğimiz OKULUMUZA gitti, malesef Kur’an, Hadis ve temel Dini bilgiler HOCALARININ (!) tavırları yüzünden çok farklı tepkiler vermeye başladı… Bana “baba, sen de hocasın, ama onlar çok kötü davranıyorlar, bizim hiçbir halimizi olumlu görmüyorlar, sürekli bağırıp-çağırıyorlar, hakaret ediyorlar, ben bu okulda okuyup da onlar gibi hoca olmak istemiyorum” diyor. Bu durumu defalarca okul idaresine ve öğretmenlere iletmeme rağmen şu ana kadar bir müspet gelişme görmüş değilim. “Kuran dersine gelen hocadan nefret eden öğrenci “Kurandan nefret ediyoruz!” demişse, bunun hesabını Allah (cc) İlahiyat fakültesi mezunu, Kuran dersine gelen hocaya sorar.” Çok doğru. Bu manevî geriliğin en büyük vebali HOCALARA aittir. HOCALAR üçe ayrılır: 1) Hoca geçinenler, 2) Hocalıktan geçinenler, 3) Gerçek hocalar. 3. maddenin oranının %10′u geçmeyeceğinden adım gibi eminim!.. Ne acı bir durum, lâkin gerçek bu… İşimiz çok, yolumuz uzun, dertelrse çetin. Size başarılar diler, dualarınızı beklerim. Vesselâm… Murat KAHRAMAN 0505 6971806

  2. fatma diyor ki:

    Evet tespitinize kesinlikle katiliyorum ve gercektende bir insan kisiligiyle olaya yön verebilir. Amacimiz genclerimizi ilme yönlendirmekse bunu onlara sevdirmeliyiz ve bunu ilk önce kendimiz uygulamaliyiz. Kendimin uygulamadigi seyi baskasina dedigimde ne kadar ciddiye alinir ve ben nasil özü sözü bir insan olarak algilanirim?!

    Yanlis hatirlamiyosam kitabinizda söyle yaziyodu “kalbine giremediginiz insanin beyninde giremezsiniz”. Evet ilk önce sevmek ve ilmi severek vermek gerek .
    Sanirim kaybimiz “Örnek insanimizin” eksikligi ve azligi.
    Egitim mesleginde allah bütün ögretmenlere sabir ve birazda empati duygusu versin.
    Allah yardimcimiz olsun.

Yorum yapın