Huzursuz bir aile ortamında yaşamanın ne demek olduğunu, mutlu ve huzurlu bir ailede yaşayanlar anlamazlar. Sevmediğiniz, birlikte aynı ortamı paylaşmaktan keyf almadığınız, aynı yatakta yatmak istemediğiniz bir insan ile evli kalmanın ne demek olduğunu, ancak bunu yaşayanlar bilir.

“Madem sevmiyordu neden evlendi?” sorusu başka bir problemdir. Hiç kimse “denemek” için evlenmez. Bir ömür boyu aynı yastığı, aynı evi paylaşmak için nikah masasına oturup imza atar herkes. Ancak bazen işler istenildiği gibi gitmez. Küçük kavgalar, anlaşmazlıklar yaşamayan aile neredeyse yok kadar azdır. Ömür boyu, aşk ile evlilik sürdürme hayalleri, hayalden öteye geçemez. Gençlere aşk üzerine konuşma yaptığım zaman, “Leyla ile Mecnun kavuşsaydı mutlu olurlar mıydı?” diye sorarım. Belki de onlar da kavga ederdi.

İnsan kendisini dünyaya getirip büyüten anne ve babasıyla bile zaman zaman sıkıntılar yaşıyorsa, başka ailede, ortamda yetişmiş birisiyle aynı evi aynı ortamı paylaşmak zorunda kalınca sıkıntılar yaşayacaktır elbette.

Aile kurumunun nasıl kurulacağını, nasıl ayakta tutulacağını anlatmak için kaleme almadım ben bu yazıyı. Son günlerde daha sık görmeye başladığımız, boşanma cinnetleri üzerine paylaşmak istediklerimi anlatacağım inşallah.

Boşanmanın Adabı; Talâk Suresi
İki insan evlendikten sonra birbirleriyle anlaşamaya-caklarını anladıktan sonra, boşanmak gündeme gelir. Ortada çocuk yoksa, karar vermek zor olmaz. Ancak çocuklar olduktan sonra bu kararı vermek, çok daha zor hale gelir.

Boşanmak denilince, “Allah’ın hoşlanmadığı halde izin verdiği tek şey” diye cevap veriyor herkes. Elbette boşanmak iyi bir şey değildir. Şayet Allah boşanmaya izin vermeyecek olsaydı, boşanmanın adabını anlatan ayetleri indirmezdi. Demek ki, Allah hoşlanmasa bile, kulunu çaresiz bırakmamak için izin veriyor boşanmaya.

Talâk suresinde boşanmanın adabı anlatılır adeta. Hani toplumda, “İki medeni insan gibi ayrılın. Ne diye kavga ediyorsunuz? Niçin birbirinize, çocuklarınıza zarar veriyorsunuz?” derler ya, Talak suresi işte tam bunu sağlamanın adabını anlatıyor.

Talâk suresi özetle şunu tavsiye ediyor;
Allah once sabrı tavsiye ediyor. Olmuyor, anlaşamıyorsanız, büyüklerinizi araya koyun. Büyükleriniz aranızdaki problemleri aşmaya çalışsın. Yine de anlaşamıyorsanız bir müddet ayrı kalın, ayrı yaşayın. Olur ki, anlık öfkeyle boşanır sonra pişman olursunuz. Ayrı kaldıktan sonra yine de boşanma kararındaysanız, Allah’ın her şeyi bildiğini, gördüğünü unutmayın. Erkekler, imkanları ölçüsünde boşanacakları eşlerini kimseye muhtaç etmesin. İmkanı ölçüsünde onlara sahip çıksın. Birbirinize zulmetmeyin diyor Allah.

Talâk suresinden boşanma adabını ilk okuduğumda, çevremdeki birçok arkadaşım ve yaşadıkları sıkıntılar aklıma geldi. Eşinden intikam almak için çocuklarını silah olarak kullananlar, maddi imkanı olduğu halde gelirini düşük gösterenler, eşi başkasıyla evlenemesin diye yıllarca mahkemelerde süründürenler gibi… Bir arkadaşım tam sekiz (8) yıl mahkemelerde süründü.

Eşine Kurşun Yağdıran Erkek!
“Sen nasıl benden boşanmak istersin?” diyerek eşini kurşun yağmuruna tutan bir baba, ailesini kurtarmak için değil, egosunu, gururunu kurtarmak için erkeklik (!) yapıyor. Çocuklarının gözleri önünde eşini kurşun yağmuruna tutan bir koca, erkekliğini değil, insanlığını gözden geçirmek zorunda. Değil İslam adabına, insan olmanın adabına bile yakışmıyor medyada izlediğimiz boşanma savaşları.

Boşanırsan Hakkımı Helâl Etmem
Boşanmak, yuvayı dağıtmak elbette güzel bir şey değil. Toplumun temel yapısı olan aileyi, toplumun geleceği olan çocukları korumak için aile müessesinde açılan her gediğin kapanması gerekiyor. Ancak boşanmanın “acı da olsa” hayatın bir gerçeği olduğunu unutmamak gerekir.

“Boşanırsan hakkımı helâl etmem” demişti bir arkadaşıma annesi. İki çocuğu olduğu için kendisi boşanmak istemese de “Artık dayanamıyorum. Evde nefes alamıyorum. Eve girmek bile istemiyorum!” diyerek gözyaşı dökmüştü.

Anne babasının diretmesi, “Mahalleliye ne deriz? Milletin yüzüne nasıl bakarız?” demeleri yüzünden boşanmadı. Mutsuz evliliğini ailesinin baskısı yüzünden

sürdüren arkadaşım, beş yıl sonra kanser oldu. Şimdi anne babası hastanede ölümünü bekliyor.

Evlilik, Kaza ve Kader
Her çift, ömür boyu birlikte mutlu olmak için yola çıksa bile, yolda hayal ettikleri olmuyor işte. İkinci evliliğini yapan bir arkadaşıma “Nasıl gidiyor evlilik? Mutlu musun?” diye sorduğumda verdiği cevap beni hem güldürdü hem düşündürdü. “Abi ben Kaza ve Kadere iman etmiş birisiyim. İlk evliliğimde kaza yaptım şimdi kaderimi çekiyorum” demişti.

“Biz aileleri kurtarmaya çalışıyoruz. Siz ne yapıyorsunuz?” diye bana kimse sitem etmesin. Benim derdim, boşanmayı teşvik etmek değil, boşanmanın adabını anlatmak. Boşanmanın adabını anlatmadığımız zaman, sokak ortasında, çocuklarının gözleri önünde, eşine kurşun yağdıranların sayısı artacak maalesef.

Bir Cevap Yazın