Feraset kelimesi, Farsça’da ‘At’ anlamına gelen ‘feres’ kelimesinden türemiştir. Atların gözleri, konumları sebebiyle, canlılar içinde görüş açısı en geniş olan hayvanlardan birisidir. İnsan için feraset kelimesi, olayları tüm açılarıyla inceleme, görme ve karar verme becerisi anlamında kullanılır.

Olayları dar açıdan değerlendirenlere ?At gözlüğüyle bakıyorsun!’ deriz. Bu deyim o kadar sık kullanılıyor ki, atların mükemmel bir görüş yeteneği olduğunu bize unutturuyor. Halbuki atlara takılan ?at gözlüğü’, onların bu üstün yeteneğine set çekmek içindir.

Gözümüze fer gelir
Çok aç olduğunuz bir zamanı düşünün! Mesela Ramazan ayında, iftara yakın bir zaman. Açlık insanı halsizleştirir. İftar yaklaştıkça halsizliğimiz artar. Sonra sofraya oturur, yemek yemeğe başlarız. Midemize yiyecek girdikçe rahatlar, kendimizi daha güçlü hissederiz. Hatta yedikçe etrafımız güzelleşir, ?Gözüme fer geldi!’ deriz.

Bu ‘gözüme fer geldi’ sözü, hepimizin kullandığı ve yaşadığı bir şeydir. İçtiğimiz su ve yediğimiz yemek, gözümüze fer olur. Bunu, her insan yaşadığı için biliriz. Açlığa ve susuzluğa fazla dayanamadığımız için, bu duyguyu sık sık yaşarız.

Beyin acıkmaz mı?
Midenin açlığını hissederiz ama beynin açlığını hissetmiyoruz. Midemiz açlıktan guruldar ama beynimiz guruldamaz. Mide açlık alarmı verirken, beynimizin açlık alarm sistemi yoktur.

Beynimizin, fiziksel iki temel ihtiyacı vardır. Kan ve oksijen ile beslenir beynimiz. Beynin fiziksel işlevi için, bu beslenme biçimi, kan ve oksijen, yeterlidir.

İnsan beyni, sadece fiziksel işlevi olan bir organ değildir. Düşünmek, beynin görevidir. Beynin düşünme işlevi için ne yapmak gerekiyor? Tam burada bilgi devreye girer. Beynin düşünebilmesi için, midenin yiyeceği ihtiyacı olduğu gibi, beynimizin de bilgiye ihtiyacı vardır.

Beyin bilgi ile düşünür
İnsanı insan yapan, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik olan, düşünme işleminin gerçekleşmesi için, beynin sürekli taze bilgilerle beslenmesi gerekiyor. Beyin beslendikçe, düşünme motoru çalışır. Bu düşünme motorunun en önemli özelliği, insanın bakış açısını genişletmesidir.

Midemize indirdiğimiz yiyecekler nasıl ki gözümüze fer oluyorsa, beynimize aldığımız bilgilerde gözümüzün ferasetini geliştiriyor ve insanın olaylara bakış açısını genişletiyor.

Göz ile değil akıl ile bakmak
Bakmak ile görmek farklı şeylerdir. Bakmak için göz yeterliyken, görebilmek için göz yeterli değildir. Göz, yolumuzda ki yemi görürken, feraset yolumuza kurulan tuzağı görmektir. Göz gösterileni görürken, feraset gösterilenin neyi saklamak için gösterildiğini görür. Göz, dağı görürken, feraset dağın ardını görebilmektir.

Müminin feraseti
‘Müminin ferasetinden sakının! Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar’ Hadisi Şerifini, bu bilgiler eşliğinde düşünün. Ferasetimizi, yani bakış açımızı genişletebilmek için okumak ve sürekli öğrenmeye devam etmek zorundayız. İslam’ın ilme verdiği değerin altında, Mümince bir bakış açısı geliştirmek yatar. ?Beşikten mezara kadar ilim tahsil edin’ Hadisi, bunun için hayat düsturumuz olmalı.

Müminin feraseti velinin kerametinden üstündür. Çünkü feraset görmek, keramet göstermektir. Bu sözü yıllardır arşivimde saklar ve sık sık kullanırım. Müslüman için önemli olan keramet sahibi olmak değil feraset sahibi olmaktır

At gözlüğünü çıkartın
Yıllardır gençleri okumaya teşvik ediyorum. Okudukça bakış açıları genişliyor insanın. Bilgi ile hayata, bilgi ile insana, bilgi ile sıkıntılarımıza, bilgi ile sorunlarımıza bakmaya başlarsak, hayatımız güzelleşir, insandan ümidimizi kesmeyiz, sıkıntıları engel değil fırsat olarak görmeye başlarız, sorunlara değil çözümlere odaklanırız.

Okuyun gençler okuyun!

Unutmayın ki; Midenize indirdikleriniz gözünüze fer, beyninize doldurduklarınız gözünüze feraset olur.

Okursanız, gözünüz ?at gözü’ gibi geniş açıları görür.

Okumazsanız, size bir ?at gözlüğü’ takarlar ve sadece görmenizi istedikleri kadar görürsünüz.

Bir Cevap Yazın