Zaman değişiyor. Şartlar da değişiyor. Zaman değiştikçe çocuklarda değişiyor. Bu değişim kötüye doğru gittikçe insan çaresiz kalmamalı.
Her şeye rağmen, her şarta rağmen anne babalar, evlatlarını zamanın olumsuz şartlarından koruma konusunda dikkatli olmalı. Zamanın şartları değişince, çocukları koruma yöntemleri de değişiyor, değişmek zorunda kalıyor.
Şemsinur ÖZDEMİR’in kaleme aldığı “Annem – İlk Öğretmenim” kitabında, Akıllı annelerin, zamanın tuzaklarına evlatlarını kaptırmadıklarını, bunu yapmak için “ana yüreği ile” geliştirdikleri yöntemleri paylaşmış. Akıllı, bilinçli ve sabırlı davranan anneler, o kadar güzel ve etkili yöntemler geliştirmişler ki, “Dünyaya pislik yağsa, anneler evlatlarına yine koruyabiliyor. Yeter ki bu bilinçte, şuurda olsunlar” diye düşünüyor insan.
Depremde annesine değil Allah’a sığınan çocuk
Tarık daha üç yaşına gelmeden, Kuranda anlatılan tüm Peygamberlerin kıssalarını öğrenmiş annesinden. Annesi her akşam oğluna hem kıssa anlatmış hem de birlikte dua etmişler. Duanın çocukların güven duygusunu geliştirmek için çok önemli bir yöntem olduğunu vurgulayan annesi, şunları söylüyor;
“17 Ağustos 1999 depreminde daha dört yaşındaydı oğlum. Büyük depremi ve artçı sarsıntıları hep birlikte yaşadık. Deprem olurken hemen bir kenara çekilip dua etmeye başladı. Biz evi boşaltırken, evden uzaklaşırken o hep dua ediyordu. Öyle bir anda anne babası dışında daha büyük bir güce, kendini ve her şeyi yaratan Allah’a sığınması gerektiğinin farkındaydı.”
Allah Korkusu değil, Allah sevgisi aşılayan Anne.
Çocuklarına Allah korkusu değil Allah sevgisi aşılamaya çalışan anne, “Yapacağınız hatalar, işleyeceğiniz günahlar yüzünden Allah sizi sevmez, Allah sizi cehennemde yakar!” gibi ifadeler asla kullanmamış.
Anne; “Çocuklarıma, Allah’ın çocukları çok sevdiğini ama iyi şeyler yaparsalar daha çok seveceğini anlattım. Kötü şeyler yaparsalar ve bundan pişman olursalar Allah’ın onları sevemeye devam edeceğini, pişman olmazlarsa Allah’ın üzüleceğini öğrettim” diyor.
Kılamadığı namazları defterine yazan çocuk
Allah’ın emirlerini evlatlarına öğretmek isteyen anne babaların en çok zorlandığı şey çocukları beş vakit namaza alıştırmak olsa gerek. Namaz emrinin önemini bilen anne babalar bu konudaki hassasiyetlerini şiddete dönüştürmemeli. Çocuklara namazın sadece bir ilahi emir olduğunu söylemek onları ikna etmeye yetmez.
Namazın faydalarını, hikmetlerini, güzelliklerini anlatarak evladını namaza alıştıran bir anne bu konuda kullandığı yöntemi anlatıyor.
“Evladıma küçük yaşta namaz kılarsa, mecbur olmadığı halde kıldığı için Allah’ın kendisini daha çok seveceğini söyledim. Büyüdüğü zaman ihmal etmemesi gerektiğini de vurguladım. Eğer yapmazsan sen bilirsin. Ama bil ki Rabbimiz bizim günde beş vakit namaz kılmamızı emrediyor. Nasıl acıkınca karnımızı doyuruyorsak, kalbimizi ve ruhumuzu ve manevi uzuvlarımızı da doyurmamız lazım. Bunu ancak namazla yapabiliriz. Yemeğimizi yedik, haydi şimdi namazlarımızı kılıp ruhumuzu, kalbimizi de doyuralım. Bu şekilde birlikte çok namaz kıldık.
Düzenli olarak namaza ilk başladığı zaman ben çok sevinmiştim. Kızıma, ‘Benim bile bu kadar çok hoşuma gitmişse, kim bilir Allah’ın ne kadar hoşuna gidiyordur” diyerek sevdim onu. Evladım namazlarını vaktinde kılmaya çalışıyordu, ama namazı kazaya kalmışsa unutmamak için defterine yazıyordu. Daha sonra bu namazlarını telafi ediyordu.”
Evlatlarına namazı sevdirmek için birçok yöntem deneyen annenin, annelikle ilgili tespiti de çok etkileyici. “Anne bütün meslekleri üzerinde taşımalı, her devrede birini kullanmalı. Çok iyi bir oyuncu, tahlilci, politikacı, gözlemci, konuşmacı olmalı. İtidalli ve sabırlı olmalı. Bir adım sonra ne geleceğini öngörmeli.
Çocuk okuldan gelip yaşadığı gördüğü şeyleri paylaştığı zaman, hoşunuza gitmeyen bir durum karşısında sert tepki verirseniz, gelip size bir daha anlatmaz. O an sabırla dinleyip olumsuzluğu tespit edip zamanı gelince düzeltmek gerekir.”
Pizza ile sahur
Çocuklarını oruca alıştırmak isteyen anne, evlatlarının en sevdikleri yemekleri sahurda yaparak onların gönlündeki orucu pekiştirmeye çalışıyor. Yıllar sonra oğullarından birisi annesine, “Anne ilk zamanlar ben pizza için oruç tutuyordum, şimdi Allah için tutuyorum” dediğini hatırlayınca gülümsüyor.
Teravih namazlarına ailece gidip geliyorlar. Hem çocukları gezdirip eğlendiriyor, hem de teravih namazını alıştırıyor anne. Gezdikleri camiler hakkında da bilgi vermeye çalışıyor.
Meleklerden artı alan çocuk
“Allah ile baş başa görüşmek istiyorsan namaz kıl ve secdede Yaratıcıdan ne istiyorsan onları söyle” gibi ilgi çekici cümlelerle namazı evladının gönlüne yerleştirme çabası cazip geliyor çocuklara.
Anne okuldaki dili kullanarak sevap yerine artı, hata yaptığı zaman günah yerine eksi aldığını söylüyor. İlkokuldaki oğlu bir iyilik yaptığı zaman “Şimdi ben meleklerden artı mı aldım?” diye soruyor annesine.
Cuma gününü çocuklarına sevdirmek isteyen anne şunları söylüyor; “Cuma günlerini sevdirmek için en sevdikleri yemekleri, pastaları Cuma günleri yaptım onlara. Cep harçlıklarını hep Cuma günleri verdim. Cuma günleri okuldan gelince evde pastaları hazır oluyor. En güzel kıyafetlerini giydirip, daha çok dua etmelerini hatırlattım onlara.”
* * * * * * * * *
“Başka hangi yöntemler kullanabiliriz?” sorusu üzerine her anne baba kafa yormalı. Evladını ateşten kurtarmak için kafa yormayan bir anne baba, evladına olan sevgisini sorgulamalı.
Evladınız bu dünyada üşümesin, hasta olmasın diye gösterdiğiniz çabadan çok daha fazlasını, evladınızın öteki dünyada yanmaması için göstermelisin.
* * * * * *
“Bu çocuk yüzünden geceleri uykusuz kalıyorum!” diyen bir anne ile “Kızım rahmet getirdi evimize. Geceleri uyanıp rabbimi anmama vesile oluyor” diyen bir anne arasında ki fark, bakış açısıdır. Bu bakış açısı, atılacak tüm adımların yolunu gösterir.
Atalarımız, bir annenin evladına bakış açısının toplumsal gelişim açsından önemi vurgulamak için, “Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder” demiş.
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Mart 2010, 07:54 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














sait hocam siz yazmaya devam edin lütfen, okuyanlarınız inş. hızla artıyor … yüreğinize sağlık …
ALLAH RAZI OLSUN HOCAM.ÇOK GÜZEL DEĞİNMİŞSİNİZ.RABBİM DEVAMINI GETİRMEYİ NASİP ETSİN AEOL.
ne diyebilirizki hocam size her yazınız ayrı bir güzellikte allah yardımcınız olsun.
sağol’un hocam allah şimdiki ve gelecekteki nesillere bu ruhtaki ve bu duygudaki anneler nasip etsin amin yarabbi…yazınızdan anladım kutubu sitti de bulunan bir hadis geldi aklıma efendimiz (sav) min ashaplarından biri geliyor yaresulallah(sav) kime yardım ve iyilik yapayım der efendimiz’de (sav)anne’ne ashap tekrarlayınca üçdefa anne’ne diyor dördüncü’de baban yani özet olarak peygamber efendimiz de(sav)aslında annenin fedakarlığına,merhametliğine,sabırlılığına ve sorurumluğuna vede anneye verilen önemi anlatıyor sanırım.size saygı ve sevglerimi sunarım…allah (c.c.) senin gibi eğitimci yazarların yar ve yardımcısı olsun senin gibi yazarların sayısını çokça arttırsın çünkü atalarımızın medeniyetini tekrar yaşatacaksak eğer sizlere çok ama çok ihtyaç var..sözü fazla uzattım galiba özür dilerim .allah’a emanet olun saygılar….
ALLAH razı olsun çok güzeldi.Kızımla beraber okuduk çok beğendik.
çok güzel bir şey . allah razı olsun