Zaman değişiyor. Şartlar da değişiyor. Zaman değiştikçe çocuklar da değişiyor. Bu değişim kötüye doğru gittikçe insan çaresiz kalmamalı.

Her şeye rağmen, her şarta rağmen anne babalar, evlatlarını zamanın olumsuz şartlarından koruma konusunda dikkatli olmalı. Zamanın şartları değişince, çocukları koruma yöntemleri de değişiyor, değişmek zorunda kalıyor.

Akıllı anne, baba ve öğretmenlerin, zamanın tuzaklarına evlatlarını ve öğrencilerini kaptırmadıklarını, bunu yapmak için sevgi ve sabır ile geliştirilen birçok yöntem okudum ve dinledim.

Akıllı, bilinçli ve sabırlı davranan anneler, babalar ve eğitimciler o kadar güzel ve etkili yöntemler geliştirmişler ki, “Dünyaya pislik yağsa, anneler evlatlarına yine koruyabiliyor. Yeter ki bu bilinçte, şuurda olsunlar” diye düşünüyor insan.

Depremde annesine değil Allah’a sığınan çocuk
Tarık daha üç yaşına gelmeden, Kur’an’da anlatılan tüm Peygamberlerin kıssalarını öğrenmiş annesinden. Annesi her akşam oğluna hem kıssa anlatmış hem de birlikte dua etmişler.

Duanın çocukların güven duygusunu geliştirmek için çok önemli bir yöntem olduğunu vurgulayan annesi, şunları söylüyor;

“17 Ağustos 1999 depreminde daha dört yaşındaydı oğlum. Büyük depremi ve artçı sarsıntıları hep birlikte yaşadık. Deprem olurken hemen bir kenara çekilip dua etmeye başladı. Biz evi boşaltırken, evden uzaklaşırken o hep dua ediyordu. Öyle bir anda anne babası dışında daha büyük bir güce, kendini ve her şeyi yaratan Allah’a sığınması gerektiğinin farkındaydı.”

Allah korkusu değil, Allah sevgisi aşılayan Anne.
Çocuklarına Allah korkusu değil Allah sevgisi aşılamaya çalışan anne, “Yapacağınız hatalar, işleyeceğiniz günahlar yüzünden Allah sizi sevmez, Allah sizi cehennemde yakar!” gibi ifadeler asla kullanmamış.

Anne; “Çocuklarıma, Allah’ın çocukları çok sevdiğini ama iyi şeyler yaparsalar daha çok seveceğini anlattım. Kötü şeyler yaparsalar ve bundan pişman olursalar Allah’ın onları sevmeye devam edeceğini, pişman olmazlarsa Allah’ın üzüleceğini öğrettim” diyor.

Kılamadığı namazları defterine yazan çocuk
Allah’ın emirlerini evlatlarına öğretmek isteyen anne babaların en çok zorlandığı şey çocukları beş vakit namaza alıştırmak olsa gerek. Namaz emrinin önemini bilen anne babalar bu konudaki hassasiyetlerini şiddete dönüştürmemeli. Çocuklara namazın sadece bir ilahi emir olduğunu söylemek onları ikna etmeye yetmez.

Namazın faydalarını, hikmetlerini, güzelliklerini anlatarak evladını namaza alıştıran bir anne bu konuda kullandığı yöntemi anlatıyor.

“Evladıma küçük yaşta namaz kılarsa, mecbur olmadığı halde kıldığı için Allah’ın kendisini daha çok seveceğini söyledim. Büyüdüğü zaman ihmal etmemesi gerektiğini de vurguladım. Eğer yapmazsan sen bilirsin. Ama bil ki Rabbimiz bizim günde beş vakit namaz kılmamızı emrediyor. Nasıl acıkınca karnımızı doyuruyorsak, kalbimizi ve ruhumuzu ve manevî uzuvlarımızı da doyurmamız lazım. Bunu ancak namazla yapabiliriz. Yemeğimizi yedik, haydi şimdi namazlarımızı kılıp ruhumuzu, kalbimizi de doyuralım. Bu şekilde birlikte çok namaz kıldık.

Düzenli olarak namaza ilk başladığı zaman ben çok sevinmiştim. Kızıma, ‘Benim bile bu kadar çok hoşuma gitmişse, kim bilir Allah’ın ne kadar hoşuna gidiyordur” diyerek sevdim onu. Evladım namazlarını vaktinde kılmaya çalışıyordu, ama namazı kazaya kalmışsa unutmamak için defterine yazıyordu. Daha sonra bu namazlarını telafi ediyordu.”

Evlatlarına namazı sevdirmek için birçok yöntem deneyen annenin, annelikle ilgili tespiti de çok etkileyici. “Anne bütün meslekleri üzerinde taşımalı, her devrede birini kullanmalı. Çok iyi bir oyuncu, tahlilci, politikacı, gözlemci, konuşmacı olmalı. İtidalli ve sabırlı olmalı. Bir adım sonra ne geleceğini öngörmeli.

Çocuk okuldan gelip yaşadığı gördüğü şeyleri paylaştığı zaman, hoşunuza gitmeyen bir durum karşısında sert tepki verirseniz, gelip size bir daha anlatmaz. O an sabırla dinleyip olumsuzluğu tespit edip zamanı gelince düzeltmek gerekir.”

Pizza ile sahur
Çocuklarını oruca alıştırmak isteyen anne, evlatlarının en sevdikleri yemekleri sahurda yaparak onların gönlündeki orucu pekiştirmeye çalışıyor. Yıllar sonra oğullarından birisi annesine, “Anne ilk zamanlar ben pizza için oruç tutuyordum, şimdi Allah için tutuyorum” dediğini hatırlayınca gülümsüyor.

Teravih namazlarına ailece gidip geliyorlar. Hem çocukları gezdirip eğlendiriyor, hem de teravih namazını alıştırıyor anne. Gezdikleri camiler hakkında da bilgi vermeye çalışıyor.

Meleklerden artı alan çocuk
“Allah ile baş başa görüşmek istiyorsan namaz kıl ve secdede Yaratıcıdan ne istiyorsan onları söyle” gibi ilgi çekici cümlelerle namazı evladının gönlüne yerleştirme çabası cazip geliyor çocuklara.

Anne okuldaki dili kullanarak sevap yerine artı, hata yaptığı zaman günah yerine eksi aldığını söylüyor. İlkokuldaki oğlu bir iyilik yaptığı zaman “Şimdi ben meleklerden artı mı aldım?” diye soruyor annesine.

Cuma gününü çocuklarına sevdirmek isteyen anne şunları söylüyor; “Cuma günlerini sevdirmek için en sevdikleri yemekleri, pastaları Cuma günleri yaptım onlara. Cep harçlıklarını hep Cuma günleri verdim. Cuma günleri okuldan gelince evde pastaları hazır oluyor. En güzel kıyafetlerini giydirip, daha çok dua etmelerini hatırlattım onlara.”

“Başka hangi yöntemler kullanabiliriz?” sorusu üzerine her anne baba kafa yormalı. Evladını ateşten kurtarmak için kafa yormayan bir anne baba, evladına olan sevgisini sorgulamalı.

Evladınız bu dünyada üşümesin, hasta olmasın diye gösterdiğiniz çabadan çok daha fazlasını, evladınızın öteki dünyada yanmaması için göstermelisin.

“Bu çocuk yüzünden geceleri uykusuz kalıyorum!” diyen bir anne ile “Kızım rahmet getirdi evimize. Geceleri uyanıp rabbimi anmama vesile oluyor” diyen bir anne arasında ki fark, bakış açısıdır. Bu bakış açısı, atılacak tüm adımların yolunu gösterir.

Atalarımız, bir annenin evladına bakış açısının toplumsal gelişim açsından önemi vurgulamak için, “Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder” demiş.

Bir Cevap Yazın