“BEKLE EY DOSTUM, BEKLE! SEN GELİNCE BEN DE GELECEĞİM!..”
Kaybedecek hiçbir şeyimiz yoktu. Yüreklerimiz birbirine kenetli, kelepçeli ve hatta birbirinde kaybolmuşçasına içiçe girmişti. O’nun ağlayışı benim yüreğimi sızlatırdı. O gülünce deliler gibi sevinirdi yüreğim. Benim korkularım O’nu düşündürür ve O’nu sevindirirdi benim mutluluklarım. Sevdanın resmini beraber çizmiştik penceremize, beraber ışık tutmuştuk gül kokan hayallerimize. Dostlar ayrı düşünemezdi bizi birbirimizden. Ha can, ha canan; ikisi de birdi zaten. Zamanın haince aramıza girişi bile güç yetiremedi bizi sevdamızdan vazgeçirmeye. Ne o ümitsizlik kattı yüreğine ne ben. Ne o vazgeçti tatlı tebessümlerden ne de ben. Gökten inen her rahmetle yeniden yeşerttik sevdamızı, yeniden umut topladık yağmur kokulu gecelerden. Şimdi yine yağmur var gökyüzünde. Yüreğimize sevinç getiren, umut getiren bir yağmur. Duaları rahmet kokusuyla göklere taşıyan, hep o gizemli yanıyla beklenen, hep o sırlı güzelliğiyle anılan bir yağmur. Ve sen varsın ey dost, gönlümün isyansız köşesinde. Her yağmur yağışında yeni bir sevdaya mekan tutuyorsun yüreğimi. Ve her yağmur yeniden güçlendiriyor sevgimizi. Biliyorum, gitmek değildi senin yaptığın. İki ayrı bedeni tek’e indirmekti. Zamana daha güçlü bir cüsseyle güç geçirebilmekti. Şimdi seni yürüyorum yollarda, sana varıyor ayaklarım. Ve her yağmurda sen yağıyorsun saçlarıma, gözlerime ve umutlarıma. Unutulmazımsın ey dost! Yılların paslandıramadığı tek çelik yanımsın. Haydi! Şimdi kaldır gözlerini, yağmurlarla dertleşsin yüreğin. Unutma ki, senin her yağmurla yeryüzüne inişin beni yeniden kendinde varedişindir. Ve yağmur olmak adına gökyüzüne yükselen her buhar, benim yeniden sende varolmak adına sana yönelişimdir. Unutma! Her yağmur seni bana, beni sana müjdeler kendi lisanıyla. Bekle ey dostum, bekle!.. Sen gelince ben de geleceğim…
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cumartesi, 06 Ocak 2007, 08:26 tarihinde Dostluk Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














abi gercekten gözlerim doldu agladım 21 yasındayım 17 senelık bır dostum var sureklı beraber oldugumuz sankı bızı anlatmıssın unıversıte dolayısıyla ayrı dustuk o hasretlık o gam o keder bu kadar mı guzel anlatılır yuregıne saglık bu yazıyı gercek dostu olan veya dostunun degerını anlamak ısteyen herkes okumalı tekrardan yuregine saglık
gerçekten süper bnde arkıma şiir defteri hazırlıyorum hikate arıyoru bun buldum gerckren çok güzel bişi kim yazdıysa süper olmus bb
hayat paylastıkca güzel hayat yaşadıkça mutlu oldukça güzel hayat dogru yerınde karar verdikce güzel ama..! hata yapmadan yanlışı yaşamadan bunların tadını asla kimse bilemez şu fani kısacık dünyada allah’ın emirlerini harfi harfine uymalıyız o bizleri düşünür ve bizlerin iyi olması ahirete temiz güzel ahlakla gitmemiz için ögüt verir müslüman kardeşlerim s.a
hocam bu yazı sizin mı yoksa bır alıntı mı bilmiyorum ama içimden sizinmiş gibi geçiyor:) cok güzel olmus tebrık edıyorum öncelıkle…öyle güzel dökmüşsünüz ki yüreğinizi, yüreğimi yerden toplayamıyorum şuanda…çok duygulandım…her kım olursa olsun dost dedıgımız candır canandır o bızım ıcın…Canım cananım en degerlı dostum candostuma armagan edıyorum bu yazıyı….bırtanemsın candostum…ıyı kı varsın ne olur hep yanımda ol ELIF’im !!!
Hocam çok güzel bir yazı. Yüreğinize, gönlünüze ve ellerinize sağlık. Tebrik ediyorum.
çok güzel
ÇOK güzel olmuş ama ben 14 yaşında olduğumdan haledaha gerçek dostu bulamadım erdem abi sanada üzüldün inşallah arkadaşınla en kısa sürede görüşürsün AMİN
bende ılkez askımın atvsıyesıyle geldım cok guzel yaa bagımlı oldum bunlaraa aglamaklık oluom
bende ılkez askımın tavsıyesıyle geldım cok guzel yaa bagımlı oldum bunlaraa aglamaklık oluom
cook guzel bir yazmissiniz benimde 18 senelik bir arkadasim var dogrularimda yanimda yanlislarimda beni duzeltmek amaciyla karsimda olan onu cok seviyorum iki senelik bir ayriliktan sonra bir evliyanin kapisinda tekrar kesisti yollarimiz dostlugumuz o evliya sayesinde dahada pekisti allah nazardan korusun sevmek sevilmek helede allah icin olunca tadina doyulmuyo
bir dost sahibi değilim ama olmasını çok ama çok isterdim..aynen bu yazıda anlatılanları içimde hissetmek ve hisettirmek en büyük isteğim olurdu eğer bir arka taşım olsaydı çok şey yapardım…bu dünyanın güzelliği insanın bir can yoldaşı olması değil midir zaten..inş bir gün iyi bir dostum olacak..ben ümitvarım..