-
-
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
-
Ãğrenilmiş çaresizlik kavramına göre kişilerin amaçlarına ulaşmak için yaptığı faaliyet sürekli başarısızlıkla sonuçlanır ise bir süre sonra artık faaliyet yapmayı bırakırlar. Başarı için Stratejiler adlı kitabında J. Maxwel pire örneğini aktarır.Buna göre sirkte pirelerin hepsinin eşit yükseklikte zıplamasını sağlamak için şöyle bir eğitim yöntemi kullanılmaktadır: Pireler önce bir sac üzerine konulur, 30 cm yukaruya da cam konulur. Sac ısıtılınca pireler zıplamaya, zıplayınca da cama çarpmaya başlarlar. Bir süre sonra cam kaldırılıp sac ısıtılınca pirelerin hepsi eşit yüksekliğe (30 cm) zıplayıp durmaya başlarlar. Doğan Cüceloğlu Köpek balığı örneğini verir:- Yapılan bir bilimsel çalışmada bir köpek balığı ile normal bir balık büyük bir akvaryuma konulur ve ikisinin arası cam bölme ile ayrılır. Köpek balığı aç bırakılınca hemen diğer balığa saldırır ancak cam bölmeye çarpar. Defalarca denemesine rağmen sonuç değişmez. Küçük balığı yeme çabası her defasında cam bölme engeline takılan köpek balığı, 28 saat sonra artık ‘pes” etmiştir. Aradan cam bölme kaldırılır, hatta küçük balık köpek balığının alanına geçer burnunun dibine kadar gelir. Ancak köpek balığı küçük balığı yemez. Bir süre sonrada köpek balığı açlıktan ölür. Köpek balığı başarısızlığı öğrendiği için koşullar değiştiği halde bir daha küçük balığı yemeyi denemedi. Bu duruma öğrenilmiş çaresizlik ya da öğrenilmiş acizlik denir.Birçoğumuz gündelik hayat yaşıyoruz. Çoğumuz idealist yıllarımızı üniversitede bırakıyoruz. Birçok kişi köpek balığı örneğindeki gibi; ‘Böyle gelmiş böyle gider” diye düşünüyor. Aslında bu kişilerin yaptığını tırtıllarda yapıyor. Tırtılların birbirini takip ederek yiyecek arama alışkanlıklarını araştıran bir grup bilim adamı bir masanın üzerine bir kavanoz kapağı ve kapağın üzerine de tırtılların en beğendiği yiyeceklerden koydu. Masanın üzerine sürekli kavanozun etrafında dönen yapay bir tırtıl konuldu. Gerçek tırtıllar masanın üzerine bırakılınca her zaman yaptıkları şeyi yaptılar; her biri kendi önündekini takip etmeye başladı. En öndeki tırtıl da önce masanın üzerindeki kapağa yöneldi. Kavanoz kapağına yaklaşınca da kapağın etrafında dönen yapay tırtılın peşine takıldı. Yani tırtıllar geleneksel yiyecek arama stratejilerini uyguladılar. Elektronik yapay tırtıl günlerce kavanozun çevresinde döndü, bizim tırtıllarda tabi ki peşinden gittiler. Tırtıllar azimliydiler, kararlıydılar. Birbirlerine ‘ha gayret” diyorlardı ancak bir sonuç elde edemiyorlardı. Onlar ‘annelerinin margarinini kullanma” nın bedelini günlerce aç kalarak ödediler. Birkaç gün sonra bilim adamları açlıktan ölmek üzere olan tırtıllara yiyecek vererek deneyi durdular. - Tırtıllar için herşey basitti başlarını kaldırsalar, yiyeceği görecektiler ancak onlar önlerine baktılar ve geleneksel stratejilerini uygulayarak öndekini takip ettiler.
Toplumumuzda tırtıl hayatı yaşayan o kadar çok kişi var ki!?!- - - - - - - - - - - - - -
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Ocak 2007, 20:50 tarihinde Başarı Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....










