AŞK BİTİNCE
Fırat’ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür
yakasında yaşayan güzel bir kız varmış. Birbirlerine aşık
olmuşlar. Delikanlı her gece Fırat’ın sularında yüzerek karşı yakaya
geçer sevgilisine ulaşırmış. Şafak sökmesine yakın delikanlı
sevgilisine öpücük kondurup Fırat’ın azgın sularına girip öbür
yakaya geçermiş. Bu gecelerce böyle sürüp gitmiş. Yine bir gece
delikanlı Fırat’ı geçip sevgilisinin yanına gitmiş. Şafak sökerken
delikanlı veda öpücüğünü vermek üzere kadının yanına sokulmuş,
kadına dikkatle bakarak; – senin bir gözün kör müydü! demiş.
Kadın o zaman delikanlıya bakarak; – sen sen ol, sakın ola
bugün Fırat’a girme demiş. Delikanlı kadından ayrılmış, Fırat’a girmiş ve yüzme bilmediğinden boğularak ölmüş. Bizim delikanlı gerçekte yüzme bilmiyormuş, duyduğu aşk yüzünden, onun gücü sayesinde Fırat’ı geçermiş. O aşk bitince de…
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cumartesi, 06 Ocak 2007, 08:51 tarihinde Aşka Dair Hikayeler kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Aşkın gözü kördür dedikleri bu olsa gerek…Aşk bitince sevgiye dönüşmeli ki insan sevdiğinin iyi yönleriyle birlikte kötü yönlerini de sevebilsin…
ey akılsız madem yüzme bilmiyorsun neden girersin suya haa suya girdin ettin neyse neden seviyorum dediğin kadının sözünü dinlemezsin işte hiç acımayacaksın ölsün gitsin boşver..
boş işler bunlar ne anlarsınız bilmem…
ASKIN GOZU KOR KULAGI SAGIRMIS YA
hocam ben buna aşk demem çünkü aşk insanın kör olmasını değil görmesini saglar.aslında aşık olmadan önce kör oldugunu fark eder insan aşık oldunmu herşeyi görmeye başlar.. bence
hocam siteniz güzel. yeni tanıştım. güzel şeylerden dem vuruyorsunuz ama baktığım aşk hikayeleri hep eksik ve yavan yazılmış. böyle olunca da asıl verilmesi gereken o hikayelerde anlatılan konunun özü kaybolmuş. fıkran anlatmasını bilmeyen birinin çok komik bir fıkrayı anlatması gibi. çok yavan. eğer buradaki hikayaleri daha doğru ve orjinal haliyle yayınlarsanız çok daha güzel olacaktır. doğruları ve detaylı olarak internette bulabiirsiniz. saygıyla.
ona karşı kör diğer herşeyi daha iyi görmeye duymaya başlıyor insan…o git dese gel anlıyorsun… o gel dese git anlıyorsun…ama yinede çok güzel duygular bu duyguları yaşadığım paylaştığım biriyle son nefesimi vermek isterim…
abi yazılarınız muhteşem.insan aşkı için için herşeyi yapar.ama delikanlı kadının sözünü dinlemeliydi.aşkın yağamayacağı hiçbir şey yoktur ben ilk defa 18 yaşında aşık oldum mesajı kız arkadaşıma yolladım.allaha emanet ol sait abi.seni seviyorum cemile